Black River Run 100 mil yarış raporu

We choose to do these things, not because they are easy, but because they are hard. _JFK

Bütün bunları kolay oldukları için değil, aksine zor oldukları için seçtik. _JFK

2016 yılı için iki önemli hedefim vardı; biri maratonu üç saatin altında bitirmek, diğeri ise bir 100 mil yarışı koşmak. Blogu takip edenler, ilkinin artık benim için ilginç bir çekişmeye dönüştüğünü, bir türlü o hedefime ulaşamadığımı zaten biliyorlar. Uzun mesafe koşusunun bana öğrettiği en güzel şey sabretmek, o nedenle o ilk hedef için uygun zamanın gelmesini sabırla beklemeyi sürdürüyorum. İkinci hedef için de sabretmem, sabırla çalışmam ve onu yapacak duruma geleceğim zamanı beklemem gerekiyordu. İşte ben o zamanın 2016 yılı olduğunu düşündüm, çalıştım ve 17-18 Eylül 2016 hafta sonu, ilk 100 mil yarışımı koştum.

Black River Run 2016 öncesi

Yarış başlamadan hemen önce

(daha&helliip;)

Raidlight Aladağlar Sky Trail 2016 Yarış Raporu

Aladağlar Sky Trail - LogoBir rotada daha önce koşmuş olmak sonraki koşularda insanın daha rahat olmasını sağlıyor. Sanırım, yolda neyle karşılaşacağını tam olarak bilen zihin başka değişkenlere odaklanabiliyor. Bunu son olarak, geçtiğimiz hafta sonu cumartesi sabahı ikincisi koşulan Raidlight Aladağlar Sky Trail yarışının ilk bölümünde hissettim. Geçen yıl da koşmama rağmen ilk bölümünde diyorum çünkü bu yılki yarış rotasının son 15 kilometrelik kısmı ilk yıl koşulandan farklıydı. Yapılan değişiklik, rakamlarla veya grafiklerle ifade edilmiş, hatta uzun uzun anlatılmıştı ama geçen yıl yazdığım raporda da belirttiğim gibi “rakamlar, grafikler, hatta fotoğraflar bile orada olmanın nasıl bir şey olduğunu, o zorluğu anlatmaya yetmiyor”. Yarış sırasında fark ettim ki ya anlatılanları can kulağıyla dinlemedim ya da değişikliği biraz fazla hafife aldım. Rotadaki değişikliğin detaylarına değineceğim ama gelin önce yarışın genelinden ve benim bu yılki yarışımdan bahsedeyim.

Yazının devamı…

40. Paris Maratonu

Paris maratonu madalyaHatırlar mısınız, robotik ve mekatronik teknolojilerinin henüz bu kadar gelişmediği yıllarda bir bardak suyu veya bir yumurtayı tutup kaldırmaya çalışan robot kol videoları vardı. O zamanlar, basıncı duyargalarla bugünkü kadar hassas algılatmak veya gücü motorlara şu anki kadar hassas uygulatmak zor bir işti. Bu işlerle uğraşmayan bizler için, bu basit işlevleri yerine getirirken bardakları veya yumurtayı parçalayan sakar robotları izlemek eğlendiriciydi. Çok yakın tarihli iki maraton koşmak konusunu düşündüğümde aklıma bu robot kollar ve başarılı/başarısız birçok video geliyor. “Ne ilgisi var” diye düşünüyorsanız, mart başındaki Runatolia’dan 4 hafta sonra koştuğum Paris Maratonu’nun aşağıdaki hikayesinde bu konuya da değineceğim.

Yazının devamı…

Runatolia 2016 Yarış Raporu

20160307_072038

Fotoğraf: Mert Derman

Geçen yıl Antalya’da maraton koşmama rağmen bir yarış raporu yazmamıştım. Belki blogun dikkatli takipçileri bunu fark etmiş ve başarısız bir yarış olduğundan raporunu yazmadığımı düşünmüş olabilir. O yarışa başlarken biraz hastaydım ve daha yarışın çok başlarında hiçbir şeyin istediğim gibi gitmediğini, gitmeyeceğini fark etmiştim. Hatta bir noktada neredeyse yarışı bırakmaya karar veriyordum. Böylesine kontrolsüz başlayıp biten bir yarışın raporunun kimseye bir faydası olmayacağını düşündüğüm için yazmadım. Bu yılın yarışını geçtiğimiz hafta sonu, 6 Mart pazar günü koştum. Hedefi tutturamadım ama raporu yazılmaya değer, kontrollü bir yarış koştuğumu düşünüyorum.

Yazının devamı…

Raidlight Aladağlar Sky Trail 2015 Yarış Raporu

Aladağlar Sky Trail - LogoHepimiz yaptığımız şeyin zorluğunu çevremize, uzun anlatımlara izin vermeyen sosyal medyada kısa ifadelerle duyurmaya çalıştık. 3000+ metre kazanım dedik, 3720 ve 3500 metre rakımlı iki zirve dedik, ilk 13 kilometrede 2000+ metre tırmanış, zorlu zeminler, irtifa dedik. Ama ne yazık ki yetmedi. Hiçbir zaman yetmiyor zaten. Rakamlar, grafikler, hatta fotoğraflar bile orada olmanın nasıl bir şey olduğunu, o zorluğu ve yanında getirdiği o keyfi anlatmaya yetmiyor. Geçtiğimiz hafta sonu, 15 Ağustos cumartesi günü, Türkiye’nin ilk Sky Trail yarışı olan Raidlight Aladağlar Sky Trail koşuldu. Sabah saat 6’da başlangıç çizgisine ayağımı koyduğumda çevremde 110 kişi daha vardı. 47 kilometre sonra başlangıçla aynı çizgi olan bitiş çizgisinden geçtiğimde de benden önce o çizgiyi 9 kişinin geçtiğini gördüm. Arada geçen 7 saat 28 dakikada neler gördüğümü, yaşadığımı aşağıda anlatmaya çalıştım.

Yazının devamı…

Mozart100 Yarış Raporu

Mozart100 ödül takvimBu yıl öncelikli hedefim koşmaktı. Antalya’da maraton, İznik’te 80 km ve sonrasında Aladağlar’da bir dağ maratonu koşmak. Yılın hedeflerini yazarken aklımda olan bir şey daha vardı, emin olmadığımdan yazıda bahsetmemiştim; ilk 100 km yarışımı da koşmak istiyordum. Maraton hazırlıklarında güzel bir temel (base) oturtmuştum, ardından İznik için epeyce patika ve tırmanış çalıştım. Sonrasında yine hedef listesinde olmayan ama çok keyifli ve güzel geçen bir yarışta koştum, Tahtalı Run To Sky. O yarış, tırmanışlar konusunda zihinsel olarak çok iyi bir antrenman oldu benim için. Koşu konusunda fiziksel olmasa da zihinsel olarak bu kadar hazırken bir 100 km yarışı deneyebileceğime karar verdim ve Koşturmaca sohbetlerinden tanıyor olabileceğiniz Ilgaz‘ın daha önceki deneyimlerinden okuduğum kadarıyla bu hedefe uygun olduğunu gördüğüm Mozart100 yarışına kaydoldum. 20 Haziran cumartesi günü Avusturya’nın Salzburg kentinde koştuğum bu yarışın detaylarından biraz söz etmek istiyorum.

“Things are impossible until they are not.” _Komutan Jean-Luc Picard

Yazının devamı…

Tahtalı Run To Sky yarış raporu

Tahtalı Run To Sky madalyaKoşmaya başladığımdan beri gidip gördüğüm yerlerde koşarak veya yürüyerek gidilebilecek, çevresinde dolaşılabilecek, üzerine çıkılabilecek özel coğrafi oluşumlar hep ilgilimi çekmiştir. Benim için normal bir yarış parkurundansa böyle coğrafi oluşumlarla bağlantılandırılmış rotalar hep daha çekici olmuştur. Bazılarını kendi kendime deneme cesareti ve fırsatı bulabildim ama bazıları için bir grup insan desteğine veya bir organizasyona ihtiyaç oluyor. Bu yıl bu konuda çok şanslıyım. Önce yıllardır aklımda olan ve bir türlü fırsat bulup gerçekleştiremediğim Aladağlar’da koşabilme olanağı yakaladığım bir yarış organize edildi ve ben zor da olsa kısıtlı yarışçı listesine girebildim. Henüz bunun mutluluğunu yaşarken bir de Antalya’daki Tahtalı Dağı’nın zirvesine doğru yapılacak bir yarış olduğunu öğrenince nasıl sevindim anlatamam. Çünkü yıllardır insanlar büyük şehirlere geri döndükten sonra, sonbaharda Çıralı’ya gider tatil yaparız. Günler kısa, hava serin olsa da o devasa sahilin sessizliğinde oturmak, dingin manzarayı seyretmek insanı çok rahatlatır. Eşimle Çıralı’da her zaman denize bakıp dalgaları dinlemeyiz, bazen de denize sırtımızı döner kuş sesleri eşliğinde dağları izleriz. İşte o zamanlarda hep Tahtalı Dağı’nı görür etkilenirdim. “Şu dağa koşarak/yürüyerek çıkmak ne güzel olur” diye düşünürdüm.

Bir türlü kendimde oraya tek başına koşarak/yürüyerek çıkma cesaretini/gücünü bulamamıştım. 16-17 Mayıs hafta sonu Tahtalı Run To Sky koşusunda yaklaşık 50 kişiyle birlikte bu denemeyi yapma fırsatım oldu. Başlamadan önce biliyordum, çok zor olacaktı; sürekli sert tırmanışlar, durmaksızın yükselmek, 28 km içinde sıfırdan 2350 metreye yükselmek, belki sıcak, zor zemin, zirvede kar. Ama eğer tükenmeden zirveye varabilirsem yıllardır aklımda olan bir şeyi daha yapmış olacaktım.
Yazının devamı…

İznik Ultra 2015 – 80K Yarış Raporu

İznik Ultra 2015 bitişiYaklaşık yarım saattir kavurucu güneş altında tırmandıktan sonra geçmiş senelerde parkurun geçmediği, içindeyken insana Geyik parkurunda olduğunu düşündüren ağaçlık dar bir patikaya girmiştim. Tırmanışın başından beri giderek düşen enerjim artık sıfırlanmıştı, attığım her adımda bir kenara yatıp dinlenmemek için kendimi zor ikna eder olmuştum, hatta bir süre sonra gölge bir yer bulmuşken patikanın yanına çöküverdim. Midem bulandığından ve bağırsaklarımda bir sancı hissettiğimden canım hiçbir şey yemek istemiyordu. Derbent’teki istasyonda beni bekleyeceğini bildiğim eşimi aramak için telefonumu elime aldım, ama çekmiyordu. 50. kilometrede daracık bir patikada öylece oturmuş ne yapacağımı düşünürken yanımdan iki 130K koşucusu ve 80K parkurunda olan Mustafa abi (Kızıltaş) geçti. Mustafa abi yardım edebileceği bir şey olup olmadığını sorduğunda ona hayır derken bir şeyi fark ettim; o an kendimden başka kimse bana yardım edemezdi ve o saçma yerde oturup zaman kaybetmek yerine kalkıp en azından bir sonraki istasyon olan Süleymaniye’ye varmalı, ne yapacağımı orada düşünmeliydim. Ayaklandım ve ne kadar midem bulansa da domates aromalı, tuzlu jellerden bir tanesini zorla ağzıma sıkıp bir mucize yaratmasını bekleyerek yürümeye koyuldum. 18 Nisan Cumartesi sabahı başladığım İznik Ultra 2015’in 83 km uzunluğunda olan parkurunun orta yerindeydim ve aklım çok bulanıktı.

Yazının devamı…

Ironman Copenhagen Yarış Raporu

IM Copenhagen madalyaEvet, 24 Ağustos pazar akşam üzeri saat 18:40 civarında Kopenhag şehir merkezinde gözlem gerçekleşti ve dalga fonksiyonu bir gerçekliğe çöktü. Bu, ilk uzun mesafe triatlonumda (Ironman yarışımda) bitiş çizgisini 11 saat 5 dakika 3 saniyede geçtiğim gerçeklikti. Ankara’dan yola çıkıp başlangıç noktasına ve anına kadar geçirdiğim yolculukta ve sonrasında tüm gün süren aktivite sırasında oluşabilecek yüzlerce, binlerce olası şeyden bazıları yaşandı ve geçen yıl kayıt işlemi ile başlayan bu macera bu şekilde bitti. Kafamda hep “bisikletten inince bu yarış bitecek” düşüncesi vardı. Gerçekten de koşmaya başladığımda bitirmiş kadar heyecanlandım. Ama koşuda zaman ilerledikçe işin hiç de öyle olmadığı ortaya çıkacak ve sonlarda işler biraz zorlaşacaktı. Aşağıda önce fazla detaya girmeden yarış öncesini ve yarışı, sonrasında da hazırlık dönemimi paylaşmaya çalışacağım.

Yazının devamı…

Çeyrek Göl Koşusu ya da İznik Dağ Maratonu

İznik Dağ Maratonu su istasyonuBu sene de mevsimi geldi ve Türkiye’nin neredeyse bütün uzun mesafe koşucuları İznik yollarına düştü. Hatta yarışın giderek büyümesiyle ilişkili olarak yurt dışından da bu toplanmaya katılımlar oldu. 18-20 Nisan hafta sonu İznik sokakları koşucularca istila edilmiş gibiydi. Ne yöne baksanız, halinden tavrından İznik’in yerlisi olmadığı anlaşılan koşu çantalı insanlar görüyordunuz. Biz de bu göçteki yerimizi almış, cuma günü saat 11 gibi Ankara’dan yola çıkmıştık. Öğleden sonra İznik’e vardık ve koşu odaklı sohbetlerle ve koşu ile dolu bir hafta sonuna başlamış olduk.

Yazının devamı…