Reklamlar

Koşarken Öğrendiklerim

Adım Adım Ankara logoAdımAdımAnkara ekibi zaman zaman, koşan insanlar için söyleşiler veya seminerler düzenliyor. Bir tanesinde de benim konuşmamı rica ettiler. “Koşarken Öğrendiklerim” başlıklı küçük bir söyleşi planlandı. Meraklı, okuyan ve yazan bir koşucu olarak koşuya başlarken deneyimlediklerimi ve dört yıldan uzun süredir öğrendiklerimi paylaşacağım. Söyleşinin zamanı ve yeri birkaç hafta öncesinden 29 Eylül cumartesi saat 14:00 ODTÜ Mezunlar Derneği Vişnelik olarak belirlenmişti. Hatta AdımAdımAnkara’daki arkadaşlar Eymir Yarımaratonu sırasında küçük kağıtlara yazarak koşuculara bu haberi dağıtmışlar. Yarışta bu duyuru kağıtlarının dağıtıldığını ben de sonradan bir arkadaşımdan öğrendim. Ancak sanırım sonradan yer ve zaman ile ilgili bir sorun çıkmış ve 6 Ekim Cumartesi saat 14:00 Mülkiyeliler Birliği Seminer Salonu olarak değişiklik yapılmış. Bu değişiklik AdımAdımAnkara web sayfasından de duyurulmuş. Ama maalesef herkese ulaşılamamış ve ilk duyuruda belirtilen gün o saatlerde Vişinelik’e gidenler olmuş. Böyle bir karışıklığın olması beni de üzdü. Durum kontrolüm dışında gelişmiş de olsa herkesten özür dilerim.

Koşu konusunda uzman biri değilim. Antrenörlük veya koçluk da yapmıyorum. Sadece koşmak konusunda sürekli okumaya, araştırmaya çalışan, bunları kayıt altında tutmak ve paylaşmak için yazan, konuşan bir koşucu olarak aklımdakileri benim gibi insanlarla paylaşmak olarak görüyorum bu söyleşiyi. Siz de, sizin gibi koşan birinin fikirlerini dinlemek isterseniz beklerim.

Yeni tarihinde ve yerinde halen bu söyleşiye katılmak isteyenler için detaylar aşağıda. Yine de AdımAdımAnkara web sayfasından takip etmekte yarar var:

“Koşarken Öğrendiklerim”
Tarih ve Saat: 6 Ekim 2012 Cumartesi, 14:00
Yer: Mülkiyeliler Birliği Seminer Salonu – Konur Sokak 1-1 Kızılay-Ankara

Reklamlar

Runfire Kapadokya

Runfire Cappadocia LogoBugüne kadar en uzun yarış mesafem standart maraton mesafesi olan 42km idi. Sadece bir kere antrenmanda 45km üzeri koşmuştum. Artık, 2012’de yani bu yıl ultramaraton dünyasına ilk adımlarımı atmak istiyordum. Aslında bunun için çok güzel fırsatlar da vardı. Öncelikle geçen sene Dask-Adam organizasyonundan Ilgaz’la birlikte kazandığımız birer puanımızla UTMB’de CCC veya TDS çekilişlerine katılabiliyorduk. Ne yazık ki CCC çekilişinde piyango bize isabet etmedi. TDS’ye geçmeye karar verebilirdik ama nedense tercih etmedik. Sonrasında bir anda İznikUltra çıktı ortaya. “Tamam” dedim, “orada koşacağım”. Peki 60km mi yoksa 126km mi koşacaktım? Uzun uzun düşünüp 60km parkurunda karar kıldım. Tam yarış için yola çıkacaktım ki ailedeki bir sağlık sorunu nedeniyle son anda geri dönmek zorunda kaldım. Neyse, hemen birkaç ay sonra Çekmeköy Ultra vardı, orada 60km koşabilirdim. Kaydoldum ve otobüsle İstanbul’a gittim. Ben otobüsle yolda giderken babam talihsiz bir bisiklet kazası geçirip hastaneye kaldırılmıştı. Otobüsten iner inmez uçakla Adana’ya gittim. Böylece karar verdiğim, fiziksel ve zihinsel olarak hazırlandığım hiçbir yarışı koşamamış oldum. Bir ay kadar önce Aykut ve Caner‘in Runfire Cappadocia (RFC) hakkında konuştuklarını duydum. Aslında çok etaplı (çok güne yayılmış) ve kendine yeterlilik kuralı ile koşulan ultra yarışları çok ilgimi çekmiyordu. Ağır bir çanta ile o kadar gün o kadar mesafeyi kat etmek biraz gözümde büyüyordu. Ama konuşmaları sırasında “bu yıl bir şeyler yapmak istiyorsan tam zamanıdır” diye düşünüp “ya ben de mi gelsem acaba” diye bir laf attım ortaya. Koşucuları bilenler bilir, böyle bir cümle duyduklarında (eğer karşıdakinin bunu başarabilecek altyapıya sahip olduğunu düşünüyorlarsa) hemen desteklemeye ve kararına katkıda bulunmaya çalışırlar. Onlar da aynı şeyi yaptılar. Artık ok yaydan çıkmıştı.

Yazının devamı

Koşu Gazetesi

Koşu Gazetesi

Benim burada yazdığım yazılara benzer, onlardan çok daha güzel yazılar yazan birkaç arkadaşımla “koşu hakkındaki yazılar bu kadar dağınık olmasın” diye düşünüp, bir web gazetesi oluşturmaya karar verdik. Gazete fikrini birlikte hayata geçirdiğimiz arkadaşlar çok iyi koşucular oldukları gibi aynı zamanda çok da iyi yazan kişiler.

Bundan böyle koşu hakkındaki genel yazılarımı orada yayınlıyor olacağım. Bu site yaşamaya devam edecek ama ağırlıkla kişisel bir koşu güncesi olacak.

Sitenin adı Koşu Gazetesi, benim burada yazdıklarımı izleyen herkesin çok ilgisini çekeceğine inanıyorum. Bir göz atmak isterseniz buyurun: kosugazetesi.com

Koşturmaca Podcast

Apple'ın podcast için belirlediği imaj

Podcast, internet üzerinden dağıtılan/paylaşılan video veya ses dosyaları için kullanılan genel bir terim. Bu terim, iPod ve broadcast (yayın) kelimelerinin birleşiminden geliyor. Aslında bu çok sık rastlanılan bir yanılgıya da neden olan bir birleşim. İçinde iPod’a referans olduğundan bir çok insan podcastlerin sadece iPod aracılığı ile dinlenebildiğini düşünebiliyor; oysa bu doğru değil. Daha önceleri bu dosyalar için webcast terimi kullanılırdı ve aslında çok daha doğru bir seçimdi. O da web ve broadcast kelimelerinden oluşturulmuştu, web üzerinden yapılan yayın olarak algılandığından çok doğru bir terimdi. Ses dosyalarını dinlemek için iPodlar o kadar yaygınlkaştı ki podcast kelimesi webcaste ağır bastı.
Yukarıdaki terim açıklamasından da anlaşılacağı gibi podcastler aslında şarkıların paylaşıldığı dosya formatlarından farklı olmayan, web de paylaşılan ses dosyalarından başka bir şey değiller. İstenildiği zaman dinlenebilen radyo programları gibi de düşünebilirsiniz.

Ülkemizde çok fazla bilinmiyor olmasına karşın dünyada kullanımı oldukça yaygın. Akla gelebilecek her konuda podcastler bulmak mümkün. Bazen tek kişinin konuştuğu, bazen birden fazla insanın sohbet ettiği, bazen röportaj şeklinde ilerleyen bazen de ders gibi anlatılan podcastler var. 
Yazının devamı…

Reklamlar