Kategori: Ultramaraton

Sittard 24 Saat

Sittard 24 Saat

Yazının bu kısmını yarıştan önce yazdım.

Nerede gördüm, anımsamıyorum ama aklımda kalmış, sanırım Totenham’ın mottosuydu: audere est facere. Şimdi aklıma gelmesinin nedeni ise tam da neyle karşılaşacağımı bilemediğim ama cesaret edersem belki de dönüşüp sonucunu göreceğim bir şeyin başlangıcının arefesindeyim. Bu Latince ifade şunu söylüyor: “Cesaret etmek, yapmaktır.” Bazı yollar bilgiyle değil, ancak adım atarak açılır. İnsan çoğu zaman hazır olduğu için başlamaz; başladığı için dönüşür.

Yazının devamı… Yazının devamı…

Devon & Cornwall Backyard Ultra

Devon & Cornwall Backyard Ultra

Geçtiğimiz hafta Devon’da bir Backyard Ultra yarışındaydım. Son anda karar verip gittiğim bu yarışta ne deneyimledim ve sonuç ne oldu tabii ki anlatacağım ama önce neden bir anda karar verip gittim ondan bahsetmek isterim. Ağustos ayı benim yaş atladığım ay. Bu yıl da 50 gibi önemli bir yaşa adım attım. Yarım yüzyıl dile kolay. Hatta Instagram’da şöyle aktardım düşüncelerimi.

Bu aralar hayatımın uzunluğu tam yarım yüzyıl oldu. 20. yüzyılın son çeyreğini de, 21. yüzyılın ilk çeyreğini de yaşadım. İki yüzyılın, hatta iki binyılın ve haliyle iki farklı dünyanın eşiğinde geçti ömrümün geride kalanı. Analogla başlayan hayatım, dijital çağın hızına tanıklık ederek devam ediyor. Çocukluğumun ilk dönemleri, bilgisayarsız, akıllı telefonsuz, internetsiz günlerin sessiz ama besleyici sıkıntısı yanında mahalle oyunlarının gürültüsüyle dolu. Kasetlerde bir önceki şarkıyı yeniden dinlemek için kurşun kalem kullandım, sonra tek tıkla milyonlarca şarkıya ulaşabilmenin garip hissini yaşadım. Mektup beklemenin sabrını da biliyorum, anlık mesajlaşmanın hızına da alışığım. Yol ararken harita katlamayı da öğrendim, GPS’in elim ayağım olmasına da şahit oldum. Çevirmeli telefonda sıfırın geri dönüşünü beklerken geçen zamanda şimdi yapay zekalardan uzun cevaplar alıyorum. Bir ayağım geçmişte, diğeri gelecekte; zamana yayılan bu ilginç dönem, bakış açımı daima iki yandan besledi. Bu iki dünyanın arasında köprü gibi durmak, bana hem kaybolmuş zamanların değerini hem de gelmekte olanın heyecanını öğretti. Geçmişin sabrını ve sadeliğini de gördüm, geleceğin hızını ve karmaşasını da. Belki de bu yüzden, bir yanım hâlâ yavaşlamak isterken diğer yanım hep bir sonraki yenilik için heyecan yaşıyor. Yarım yüzyıl, dile kolay.

Yazının devamı… Yazının devamı…

Spartathlon 2024

Spartathlon 2024

Buraya nasıl geldim?

Daha 5-6 ay önce soğuk havada üşüyerek, parkrunlarda 5 km süremi iyileştirmeye çalışıyordum. Nasıl oldu da yeniden kendimi cehennem sıcağında 246 km uzunluğunda bir parkurda buluverdim? Bu kadar değişmek, bu kadar esnemek mümkün müydü? O zaman bilmiyordum, deneyip görecektim.

Nasıl olmuştu, gelin birlikte anımsayalım, yani bir nevi bu rapor için sahneyi oluşturalım. 2023 Ağustos ayının sonlarında bir 24 saat yarışından 13. saatte çekilmiştim. Başka nedenler de vardı ama sanki daha fazla koşmak istememiştim, uzun uzun koşmaktan biraz sıkılmıştım. Bunu fark ettiğimde çok uzun yarışları bir kenara koyup kısa ve hızlı koşmaya dönerek koşudan faklı bir keyif almaya çalışmaya karar verdim. Değişiklik bazen insana iyi gelebilir. Hem bir yandan da Parkrun işleyişini merak ediyordum. Başladım her hafta Parkrun koşmaya. Koşuya çok fazla zaman ayırmadan keyif alarak 5 km derecelerimi iyileştirdim. Bunları yaparken bir yandan da Parkrun hakkında bir podcast bölümü ve Yaş derecelendirmesi hakkında da bir YouTube videosu hazırlama imkanı yakaladım. İlk hedefim olan 19 dakika altına indikten sonra 10 km ve yarı maraton yarışları da koştum. Bu tür mesafeler gerçekten çok eğlenceli ve sürdürülebilir. Yani her hafta 5 km’de kendimi deneyebilirim, ya da sık sık 10 km veya yarı maraton koşabilirim. Dinlenip yeniden başlaması kolay, ultramaratonlar gibi uzun süren etkileri yok.

Yazının devamı… Yazının devamı…

Spartathlon Hakkında Video

Spartathlon Hakkında Video

Spartathlon 1983 yılından beri her yıl koşulan bir yarış. Bu yıl da 28 Eylül’de Cumartesi sabahı 41.si için start verilecek. Bir terslik olmazsa o start kalabalığı içinde Türkiye’den de 10 koşucu olacak. Türkiye 2014 yılından beri bu yarışta temsil ediliyor. Ama ne yazık ki bu ünlü ve saygın yarış Türkiye’de çok fazla tanınmıyor. İşte o nedenle uzun süredir böyle bir video hazırlamak ve bu yarışı olabildiğince detaylı anlatmak istiyordum. Yarışın tarihini, yarışı koşmuş önemli isimleri, organizasyonunu, katılmak için yapılması gerekenleri, kurallarını, Türkiye’den katılımları ve diğer tüm detaylarını ele almaya gayret ettim.

İyi seyirler.

Gloucester 24 Saat 2023

Gloucester 24 Saat 2023

Geçtiğimiz hafta sonu, 12 Ağustos’ta, Gloucester’da 24 saat yarışındaydım. 13. saatte 110 km katetmişken yarışı terk ettim. Zaman limitli yarışlar ilginçtir, DNF (did not finish – bitirmedi) olmak imkansızdır. Çünkü yarışın sonucu katedilen mesafeye bağlıdır ve siz start alır almaz birkaç metre mesafe katetmişsinizdir zaten. Bu yüzden bu tür yarışların sonuçlarında herhangi bir ifade yer almasa da haber olarak verilirken “retired early” (yarıştan erken çekildi) ifadesi kullanılır. İşte ben de erken çekilme kararı almış oldum. Neden böyle bir karar aldığımı, öncesini ve sonrasını yazıya dökmek istedim, çünkü her zaman dediğim gibi burası bilgi paylaşımı blogu olduğu kadar benim koşu tarihçemi barındıran bir günce aynı zamanda. Hem belki deneyimden ders ya da ilham bile çıkar, kim bilir?

Yazının devamı… Yazının devamı…

Tadımlık Backyard Ultra

Tadımlık Backyard Ultra

Uzun mesafeler koşmaya çalışıyor, bu alanda olup biteni takip ediyorsanız ve sosyal medyadan tamamen soyutlanmış değilseniz kesinlikle duymuşsunuzdur, son zamanlarda epeyce konuşulan bir yarış formatı var. Adı Backyard Ultra. Biz Ayarı Kaçanlar‘da hem bu yarışın formatından hem de fikri bir yarışa dönüştüren kişiden uzun uzadıya söz ettiğimiz bir bölüm yapmıştık. Ayrıca Türkiye’de de 3 yıldır bu formatta koşulan bir yarış var; o yarışı iki defa kazanan ve ülke rekorunu elinde bulunduran Gürhan Akdağ ile de başka bir bölümümüzde sohbet etmiştik. Ben bu yazıda formattan kısaca bahsedeceğim ama yazının ana konusu benim bu alandaki bir denemem olduğundan formatın detaylarını öğrenmek isterseniz Ayarı Kaçanlar’ın 31. ve 60. bölümlerini tavsiye ederim. Şimdi gelelim benim denememe.

Yazının devamı… Yazının devamı…

Spartathlon 2022

Spartathlon 2022

“Once is luck. Twice is coincidence. But three times is skill.”
“Bir kere şanstır. İki kere tesadüf. Ama üç kere bir yetenektir.”

Anonim

Çok sıcak bir havada koştuğunuzu hayal edin. Şimdi biraz daha sıcak bir hava hayal edin. Olmadı, bundan daha sıcağını düşünmeniz gerek. Belki çelikle iş yapan fabrikalardaki temperleme fırınlarını biliyorsanız, onların önünde koşuyormuş gibi düşünün kendinizi. Evet, işte 30 Eylül öğle saatlerinde Yunanistan’ın, Megara ve Corinth şehirleri arasındaki sahil şeridi tam olarak öyleydi. Sonradan ölçülmüş sıcaklıklara baktığımızda 38°C’ye kadar yükseldiğini gördük. Böyle bir sıcaklıkta koşmak hem performansı çok negatif etkiliyor hem de mide ve bağırsak problemleri yaşama olasılığını epey artırıyor. Şu makaleye göre 35°C’de iki saat koşanlar aynı sürede ve şiddette 22°C’de koşanlara göre 4-5 kat daha fazla sindirim problemi ve dolayısıyla mide bulantısı yaşıyorlar. Koştuğum üçüncü Spartathlon yarışımda benim de başıma bunun uç bir şekli geldi. Aşağıdaki yarış raporunun ana konusu bu, ama ben bunun haricinde aklımda kalanların tümünü anlatmaya çalışacağım.

Yazının devamı… Yazının devamı…

Crawley 24 Saat

Crawley 24 Saat

Bütün mutlu, hedefini tutturmuş koşucular birbirine benzer. Her mutsuz koşucununsa kendine özgü bahaneleri vardır. Geçtiğimiz hafta ikinci defa pistte 24 saat yarışı koştum. Böyle bir yarışta bitiş çizgisi olmadığından sadece bitirmeyi ya da belirli bir sürede bitirmeyi değil ulaşabileceğiniz en uzun mesafeyi hedef olarak benimseyebiliyorsunuz. Daha önceki yarışın raporunda da belirttiğim gibi erkekler için 180-200 km arası iyi dereceler. 180 km zaten Spartathlon başvuru barajı. 200-230 arası ise oldukça iyi dereceler. Bu nedenle benim ilk hedefim 180 km’yi, ondan sonraki hedefim daha önceki mesafemi (194 km) ve son olarak da 200 km’yi geçebildiğim kadar geçmekti. Sonuçta ilk iki hedefi tutturabildim ama son hedef yine sonraki denemelere kaldı. Yani benim de hedeflerinin tümünü tutturamamış mutsuz bir koşucu olarak bahanelerim var. Onlara raporun içinde ayrı ayrı değineceğim. Ama başlamadan önce şunları belirtmeme izin verin lütfen; ben hiçbir özelliği olmayan, normal bir insan ve ortalama bir koşucuyum. Çok büyük iddialarım, hırslarım yok. Sadece kendi vücudumun ve zihnimin sınırlarını arıyorum. Bir yandan da çok üstünde düşünmüyor olsam da artık yaşlanmaya başlıyorum. Bu yazıları öncelikle kendim için günlük gibi, ardından da okuyanlara deneyim paylaşımı ve olabildiği kadar da ilham olması için yazıyorum. Yazılanları bu bilgiler eşliğinde okumak önemli. Bunu da aradan çıkardığımıza göre gelin başlayalım.

Yazının devamı…
Ultra maratonlara nasıl hazırlanırım?

Ultra maratonlara nasıl hazırlanırım?

Çok sık karşılaştığım sorulardan biri bu. Yarı maraton ve maraton koşmuş kişiler ya da belki 50-60 kilometrelik yarışlara katılmış koşucular daha uzun yarışlara hazırlanmak için ne yapmaları gerektiğini ya da buna hazır olup olmadıklarını nasıl anlayacaklarını sorarlar. Bu yazıyı KoşuForum‘da yazmıştım ama blogun takipçileri için buraya da eklemek istedim. Tabii ki daha detaylı, uzun uzun veya rakamlar vererek de anlatılabilir ama işin özeti olsun istedim. 7 maddede açıkladım.

YAZININ DEVAMI
Flitch Way 100 K

Flitch Way 100 K

Note: This is a blog mainly in Turkish. But starting with this race report, I hope I will be writing in English more frequently. Since this was a race in UK it is a good starting point.

[Türkçe versiyonu]

I completed 2019 by running every day in December. When I started the new year, I was thinking about races to run and my running goals. For 10 years, I tried how fast I could get in short races, tested how quickly I could run the marathon distance, tried to survive longer races, completed 100 km and 100 miles races, and even ran Spartathlon twice. So what did I want to do now? I thought about this for a while. Actually, what I wanted to do was running a 24-hour race on the track, but I knew that I did not have a planned/scheduled training for a long time, and even though I was running randomly, my training volume was not enough for this. So I decided to run a 100 km race. If you would like to to read both my thoughts on this decision process and the report of the race, let’s start.

READ MORE