Metu Trail Run

MTR LogoGeçtiğimiz pazar günü 6 Nisan 2014’te ODTÜ kampüsü içinde bir patika koşusu düzenlendi. Aslında etkinlik bir “yarış” olarak duyuruldu ve organize edildi ama ben adında belirtildiği şekilde “koşu” olarak algılıyorum ve o şekilde anlatacağım. Neden “yarış” değil “koşu” dediğimi de yazının içinde bulacaksınız.

Ben koşuya bir hedefim olmadan, sadece bir koşu antrenmanı olarak katıldım. Mart ayının ilk yarısında bu yıl için koyduğum koşu hedeflerine ulaşarak bir maraton bir de yarı maraton koşmuştum. Artık uzun mesafe triatlon hedefi için yüzmeye ve bisiklete ağırlık vereceğim bir döneme girdiğimden performansımı ölçeceğim şekilde koşmayı düşünmeden kaydolmuştum. Aslında tek amacım, koşu organizasyonları konusunda inanılmaz talihsiz olan Ankara’nın bir yarış kazanması için orada olmak, katılımcı sayısını artırmak ve organizasyonu desteklemekti. İşler biraz farklı gelişse de bu amaçlarıma ulaştığımı düşünüyorum. Ancak, bu amaçlarıma tam olarak ulaşabilmem için bu raporu yazmalı ve hem organizasyon ekibine eleştirilerimi iletmeli hem de katılamayanlara etkinliği anlatmalıyım.

Yazının devamı…

Reklamlar

İznikUltra 2013

Don’t fear moving slowly forward … fear standing still.
(Yavaş bir biçimde ilerlemekten korkma… Durmaktan kork.)
– Kathleen Harris

Ben de İznikUltra‘nın 44. km’sinde tam olarak böyle düşünüyordum. Yarışın yarısı geride kalmıştı ama önümde duvar gibi yükselen ikinci büyük tırmanış uzayıp gidiyordu. Çıkışın bittiği yeri görmek için başımı neredeyse göğe kaldırmam gerekiyordu. Bu çıkış eğimi giderek artan sinir bozucu bir çıkış. Daha önce rota belirleme çalışması sırasında da burayı tırmanmıştım ama bir yarış değildi ve hiç acelem yoktu. 20 Nisan saat 12:15’de ise durum çok farklıydı. Arkamda, aşağıda bana gittikçe yaklaşan insanların seslerini duyuyordum. Sürekli durmaktan korkarak ama sadece yavaşlayarak o aptal tepeyi bitirdim. Önemli olan kendimi bitirmeden o tepeyi bitirmekti çünkü 80 kilometrelik bu yarışın o tepenin üstünde biteceğini çoktandır biliyordum.

Yazının devamı…

Geyik Koşuları 2013 – İkinci Yarış

Bitiş (Fotoğraf: Ilgaz Kuruyazıcı)

Bu sene bir kupaya/koşu serisine dönüşmüş olan Geyik Koşularının ilkinde bundan tam 70 gün önce koşmuştum. Hatta o ilk yarışın raporunu yazarken yarışların sayısının arttığından da bahsetmiştim. Orada bahsettiğim bu artışın bir sonucu olarak 31 Mart pazar günü iki büyük yarış çakıştı. Biri düz bir asfalt yarışı olan Tarsus Yarımaratonu diğeri ise oldukça zorlu bir zemine ve parkura sahip Geyik patika koşusuydu. Bu serinin ilk yılında tüm yarışlarında yer almak istediğim için bu yıl Tarsus Yarımaratonu’nu pas geçip Geyik startında yer almaya karar verdim.

Yazının devamı…

Geyik Koşuları 2013 – İlk Yarış

Yarışın sonu

Yarışın sonu

Ülkedeki koşucuların yarış azlığından yakındığı dönemler yavaş yavaş geride kalıyor. Geçtiğimiz günlerde, 2013’te hangi yarışlar var diye bakınırken neredeyse her hafta sonu bir yarış olduğunu fark ettim. Sadece koşu ile değil bir yandan da triatlon ile ilgiliyseniz karar vermek giderek zorlaşıyor ve sanırım daha da zorlaşacak. Koşulan tam maraton sayısı halen az ama yol yarışları konusunda artık pek şikâyet edemeyeceğiz. Peki ya patika (trail) yarışları? O konuda da iki kişi (iki ekip) elinden geleni yapmaya çalışıyor. Bunlardan biri Çekmeköy ve civarındaki patikaları koşuculara açan, tanıştıran Bakiye Duran (Team Ultra Trail Runners) diğeri ise yazının konusunu oluşturan yarışı da düzenleyen Caner Odabaşoğlu (Macera Akademisi MCR Racesetter). (Çok etaplı, çok güne yayılmış çöl maratonu konusunda çalışan ve çok iyi işler çıkaran Taner Damcı ve Argos‘u farklı bir kategoride gördüğümden sadece “iki” yazdım.)

Geçtiğimiz hafta sonu MCR Racesetter’ın iki yıldır düzenlediği ve bu yıl bir kupaya dönüştürdüğü Geyik Koşusu‘na katılmak üzere İstanbul’daydım.
Yazının devamı…