Raidlight Aladağlar Sky Trail 2016 Yarış Raporu

Aladağlar Sky Trail - LogoBir rotada daha önce koşmuş olmak sonraki koşularda insanın daha rahat olmasını sağlıyor. Sanırım, yolda neyle karşılaşacağını tam olarak bilen zihin başka değişkenlere odaklanabiliyor. Bunu son olarak, geçtiğimiz hafta sonu cumartesi sabahı ikincisi koşulan Raidlight Aladağlar Sky Trail yarışının ilk bölümünde hissettim. Geçen yıl da koşmama rağmen ilk bölümünde diyorum çünkü bu yılki yarış rotasının son 15 kilometrelik kısmı ilk yıl koşulandan farklıydı. Yapılan değişiklik, rakamlarla veya grafiklerle ifade edilmiş, hatta uzun uzun anlatılmıştı ama geçen yıl yazdığım raporda da belirttiğim gibi “rakamlar, grafikler, hatta fotoğraflar bile orada olmanın nasıl bir şey olduğunu, o zorluğu anlatmaya yetmiyor”. Yarış sırasında fark ettim ki ya anlatılanları can kulağıyla dinlemedim ya da değişikliği biraz fazla hafife aldım. Rotadaki değişikliğin detaylarına değineceğim ama gelin önce yarışın genelinden ve benim bu yılki yarışımdan bahsedeyim.

(daha&helliip;)

Reklamlar

Tahtalı Run To Sky yarış raporu

Tahtalı Run To Sky madalyaKoşmaya başladığımdan beri gidip gördüğüm yerlerde koşarak veya yürüyerek gidilebilecek, çevresinde dolaşılabilecek, üzerine çıkılabilecek özel coğrafi oluşumlar hep ilgilimi çekmiştir. Benim için normal bir yarış parkurundansa böyle coğrafi oluşumlarla bağlantılandırılmış rotalar hep daha çekici olmuştur. Bazılarını kendi kendime deneme cesareti ve fırsatı bulabildim ama bazıları için bir grup insan desteğine veya bir organizasyona ihtiyaç oluyor. Bu yıl bu konuda çok şanslıyım. Önce yıllardır aklımda olan ve bir türlü fırsat bulup gerçekleştiremediğim Aladağlar’da koşabilme olanağı yakaladığım bir yarış organize edildi ve ben zor da olsa kısıtlı yarışçı listesine girebildim. Henüz bunun mutluluğunu yaşarken bir de Antalya’daki Tahtalı Dağı’nın zirvesine doğru yapılacak bir yarış olduğunu öğrenince nasıl sevindim anlatamam. Çünkü yıllardır insanlar büyük şehirlere geri döndükten sonra, sonbaharda Çıralı’ya gider tatil yaparız. Günler kısa, hava serin olsa da o devasa sahilin sessizliğinde oturmak, dingin manzarayı seyretmek insanı çok rahatlatır. Eşimle Çıralı’da her zaman denize bakıp dalgaları dinlemeyiz, bazen de denize sırtımızı döner kuş sesleri eşliğinde dağları izleriz. İşte o zamanlarda hep Tahtalı Dağı’nı görür etkilenirdim. “Şu dağa koşarak/yürüyerek çıkmak ne güzel olur” diye düşünürdüm.

Bir türlü kendimde oraya tek başına koşarak/yürüyerek çıkma cesaretini/gücünü bulamamıştım. 16-17 Mayıs hafta sonu Tahtalı Run To Sky koşusunda yaklaşık 50 kişiyle birlikte bu denemeyi yapma fırsatım oldu. Başlamadan önce biliyordum, çok zor olacaktı; sürekli sert tırmanışlar, durmaksızın yükselmek, 28 km içinde sıfırdan 2350 metreye yükselmek, belki sıcak, zor zemin, zirvede kar. Ama eğer tükenmeden zirveye varabilirsem yıllardır aklımda olan bir şeyi daha yapmış olacaktım.
Yazının devamı…

Kartalkaya Tırmanışı

Kartalkaya haritaBisiklet yarışlarını izliyor musunuz? Ben en azından büyük turları izlemeye çalışırım, denk gelirse bazı klasikleri veya yol yarışlarını da izlerim. Bu yarışlara denk geldiyseniz duymuşsunuzdur, etaplarda tırmanış puanları verilir. Tırmanışın sonunda bir kapı olur, o kapıdan geçen ilk belli sayıdaki bisikletçiye giderek azalan puanlar verilir. Tur boyunca bu puanlardan en çok toplayana da tırmanış birinciliği verilir. Fransa Turu’nda en iyi turmanışçı kırmızı puantiyeli forma giyer, duymuş veya görmüşsünüzdür. İşte bu tırmanış puanları yokuşların kategorizasyonuna göre belirleniyor. Tırmanışları genelde 4 kategoriye ayırıyorlar. Bunun bir formülü yok. Mesela Fransa Turu için yaklaşım şöyşe.
Kategori 4 -> 2 km; %5 veya 5 km; %2-3
Kategori 3 -> 1,5 km; %10 veya 10 km; %4
Kategori 2 -> 5 km; %8 veya 15 km; %4
Kategori 1 -> 8 km; %8 veya 20 km; %5

Yazının devamı…

Ağrı Dağı Tırmanışı

Ağrı Dağı zirve defteri

Ağrı Dağı zirve defteri elimde

Birkaç yıldır aklımda dağlara tırmanma fikri var. Sanırım bunun sebebi belgesel kanallarında izlediğim dağcılık belgeselleri ve Everest maceraları. Aslında ondan daha öncesi de var bu işin. Üniversitede öğrenci topluluklarının olduğu bir bina vardı. Oraya gidip dağcılık topluluğuna katılmak istedim. Dağcılık topluluğu odasına girdim, herkes birileri ile muhabbet ediyordu. Kimse dönüp “merhaba” bile demedi. Eminim her zaman öyle değillerdir ama o gün öyle oldu işte. Ben de kendimi garip hissedip çıktım odadan. Bir baktım karşı oda sualtı topluluğunun. Hemen girdim içeri. Orada bambaşka bir an yaşandı. Hemen birileri ile konuşmaya başladım. Ondan sonra sualtı topluluğuna katıldım. Dağcılıksa çok sonralara, bugünlere kaldı. Geçen sene biraz araştırdım nasıl yaparım bu işi diye, sorduğum herkes üniversitelerin öğrenci topluluklarını önerdi. Ama biliyordum ki oralar hiyerarşik yapılara sahip ve belirli etkinliklere katılmak için kat edilmesi gereken mesafe çok. Bu düşüncelerle yine erteledim konuyu.

Sonunda bu yıl, kafaya taktım, “Ağrı Dağı’na çıkacağım” diye. Araştırdım, Ağrı konusunda herkes “Explorer” dedi. İletişime geçtim ve bu sene üç tane arka arkaya tur yapacaklarını öğrendim: 9-15, 16-22 ve 23-29 Temmuz tarihlerinde. 16-17 Temmuz Dask-Adam yarışı olduğundan ilk iki tur mümkün görünmüyordu. Sonuncuya adımı yazdırdım. Ama rehberle yaptığımız görüşmeler sonucu Ağrı öncesinde bir hafta sonu daha kolay ve alçak bir dağda hem kamp deneyimi kazanmak hem de irtifa ile bir problemimim var mı görmek için deneme yapmam konusunda karar kıldık. Bu iş için de 2-3 Temmuz hafta sonu yapılacak Aladağlar Emler zirve tırmanışını seçtik. Böylece temmuz ayını tamamen dağlarla doldurmuş oldum, 2-3 Emler Zirve, 16-17 Dask-Adam ve 23-29 Ağrı Dağı ekspedisyonu… Bunun anlamı düzenli koşu antrenmanlarının sekteye uğrayacak olmasıydı, öyle de oldu. 😦

Yazının devamı…