2016 özeti ve 2017′ye bakış

Black River Run kemer tokası2015 yılının sonunda bu blogun bir geleneğini atlamışım, yeni fark ediyorum. Ondan önceki tüm yıl sonlarında “yılın özeti” etiketiyle geçmiş yılın özeti ve gelecek yıla bakış şeklinde yazılar yazmışım. Bir yıl biterken geriye dönüp o yılda neler yapmışım diye bakmak ve yeni gelen yılda yapacaklarını gözden geçirmek çok elzem olmasa da birçok açıdan işe yarar bir eylem bence. O nedenle bu yıl bu yazıyı yazmayı önemsedim. Son yazdığım özet/bakış yazısında şöyle yazmıştım: “ileri bir tarihte önemli bir şey yapmayı planlıyor ve o tarihi bekliyorsan hızla kendini o noktada buluyorsun, sonrasında da hemen bir sonraki plan sırada beklediğinden hız hiç azalmıyor.” 2016’da benim ana hedefim olan yarış Eylül ayında olduğundan zaman ilk 9 ay çok hızlı akıp geçti. Sonrasında zamanın akışı biraz daha yavaşladı ama hedeflerin ardı arkası kesilmediğinden hızlanması çok uzun sürmedi.

Yazının devamı…

2014 özeti ve 2015′e bakış

Ironman Kopenhagİnsan, yaşı ilerledikçe zamanı daha hızlı akıyormuş gibi algılıyor sanırım. Yine bir senenin sonuna geldiğimizi fark ettiğimde ilk aklıma gelen bu oldu. Yakın zamanda bir yerlerde okumuştum, zamanın daha hızlı geçiyormuş gibi hissetmemizin bir nedeni de yaşlandıkça yeni şeyler öğrenmiyor, çarpıcı ve bizi etkileyen yeniliklerle karşılaşmıyor olmamızmış. Oysa ben 2014 yılı içinde birkaç çarpıcı an yaşadım ve çokça yeni şey öğrendim. Zaman akışı algımız ile ilgili benim düşüncem ise şu: eğer ileri bir tarihte önemli bir şey yapmayı planlıyor ve o tarihi bekliyorsan hızla kendini o noktada buluyorsun, sonrasında da hemen bir sonraki plan sırada beklediğinden hız hiç azalmıyor.
Yazının devamı…

2013 özeti ve 2014′e bakış

Eğirdir'de yüzerken

Eğirdir’de yüzerken

2013’ün son birkaç haftası ve 2014’ün ilk haftası benim açımdan biraz fazla yoğun geçti. Bu nedenle yılın değerlendirmesi ve yeni yılın planları ile ilgili yazı biraz gecikti ne yazık ki. Geç olsun güç olmasın diyerek ilk fırsatta kısa da olsa bir şeyler yazmaya koyuldum.

2013 nasıl geçti?

Geçen yılla ilgili dikkat çekici konuları başlıklar halinde kısa kısa ele almaya çalışayım.

Yazının devamı…

2012 özeti ve 2013’e bakış

RFC'de sürünürken

RFC’de sürünürken

Bloglarda, yıl biterken yılı değerlendirmek bir moda gibi algılanıyor olabilir ama bu aslında blog yazarlarının veya insanların gözü önünde bir şeyler yapan herkesin yapması gereken bir değerlendirme bence. Hedefler koymak, sonra süreç boyunca bunları ölçmek, izlemek nasıl hedeflere ulaşmak için gereken şeylerse belli zaman dönümlerinde topluca muhasebe yapmak da önemli. Ben de hem “ritim” açısından hem de kendi açımdan yılı kısaca değerlendiren bir yazı yazmak istedim.

Yazının devamı…

2011 özeti ve 2012’ye bakış

2011’de neler oldu?

2011 yılına, daha ilk haftasında bir yarımaraton koşarak başladım. 9 Ocak 2011’de Adana Yarımaratonu’nu koştum. Bir ilk yarış için oldukça iyi bir organizasyondu ve ben 1:37 ile tamamlamıştım. O dönemde dördüncü maratonuma hazırlanıyordum. Dolayısı ile yarımaratona özel bir hazırlığım olmamıştı. Zaten yarıştan hemen sonra da maraton hazırlığına kaldığım yerden devam etmiştim. Martın ilk haftası Antalya’da Runtalya Maratonu’nu koştum. Hedefim 3:30’un altına inmekti ama olmadı, yaklaşık 110 sn ile hedefi kaçırdım. Bu organizsyondan hemen iki hafta sonra, Tarsus’da yarı maraton koşulacağı kesinleşince, planlarım arasında olmasa da gidip yarışa katılmaya karar verdim. Henüz maratonun yorgunluğunu tamamen üstümden atmadan koşmuş da olsam, yaptığım tüm maraton antrenmanlarının etkisiyle olacak 1:35:41 ile, yani şu ana kadarki en iyi yaramaraton derecemle yarışı tamamladım. Bu yarıştan sonra çok ara vermeye zaman kalmadan Yarış Takvimi’nin mayıs ayında ilkini düzenlenleyeceği Bozcaada Yarımaratonu’na hazırlanmaya başladım. 14 Mayıs tarihinde Bozcaada’da güzel bir yarış koştuk. Tırmanışı, inişi bol bir parkurdu. Sıcak havada eklenince ancak 1:38:18 koşabildim. Bu dereceyi tamamen kendi içinde değerlendirmek ve gelecek Bozcaada yarışları ile karşılaştırmak gerek. Çünkü parkur düz yarımaratonlarla karşılaştırılamayacak bir parkurdu.

Yazının devamı…

2010 özeti ve 2011’e bakış

2010’da neler oldu?

2010 yılına ikinci maratonuma hazırlanarak girmiştim. 2009 Ekim’de İstanbul’da koştuğum ilk maratonda 4 saatin altında kalamamıştım ve 2010 Runtalya’da bunu değiştirmek istiyordum. Yıl başladığında, Hal Higdon’ın Intermediate programının tam yarısındaydım. İlk iki ay bu programla geçti. Program sadece düz koşular içeriyordu. Henüz performans artırma girişimlerim başlamamıştı. Hafta 50-60 km koşuyordum. Mart’ta Runtalya’da maraton derecemi 13 dakika iyileştirdiğim güzel bir yarış oldu. Daha önce o mesafeyi deneyimlemiş olmak bile çok farklı bir etki yarattı bende. Hemen arkasından 25 Nisan’daki Haliç Yarımaratonu’na hazırlandım kısa bir programla. Tempo koşularına bu aşamada başladım. O yarış da benim için çok güzel bir sonuçla bitti, yarı maraton derecemi de 13 dakika iyileştirmiş, 1.40 koşmuştum. O dönemlerde Dailymile‘daki Türk koşucular çoğalmaya, bir komünite oluşmaya başlamıştı, ya da ben yeni buluyordum bu insanları. Şimdilerde sayıları 50’ye yaklaşan bir sporcu kitlesi oluştu Dailymile‘da. Artık kendimize DMTR der olduk.

Dönelim 2010’a… Mayıs’ın sonunda dünyanın en büyük 5 maratonundan biri olan Berlin Maratonu‘nda koşmaya karar verdim. Bu sefer Higdon’ın Advanced programını kullandım. Yaz ayları boyunca gerçekten çok çaba sarfettim. Amacım 3:30 altına inmekti. Ama daha yarışa gitmeden anladım ki yanlış bir hedef belirlemişim. Neyse ki sonuçta çok güzel tatil anıları ve çok güzel bir sonuçla geri döndüm; en iyi maraton derecem artık 3:39’du. Bu noktada orta mesafelerde hiç yarışa katılmadığımı farkettim. Tam da güzel bir tarihte (21 Kasım) Yarış Takvimi oluşumunun Riva’da bir 10k yarışı düzenlediğini öğrendim. Hemen buna yönelik çalışmaya başladım. Hem bir 10k derecem olacaktı sonunda hem de hep merak ettiğim Yarış Takvimi oluşumunun yarışlarını deneyimleyecektim. Öyle de oldu. 44:01 gibi güzel bir 10K derecem oldu ve Riva yarışlarıyla tanışmış oldum.

Bunun dışında 2010 yılında cross training amacıyla bir bisiklet edindim. Henüz efektif bisiklet antrenmanları yapmaya başlayamadım ama bu yolda atılmış bir kaç adım var geçtiğimiz yıl içinde.

2010 yılında toplam 2550 km koşmuşum. Yani ortalama ayda 212 km, haftada 53 km.
Toplam 4 yarışa katılmışım; 2 maraton, 1 yarımaraton ve bir 10K.

2010 Mart : ÖGER Antalya Maratonu-Runtalya > 3:52:51
2010 Nisan : Uluslararası Haliç Yarı Maratonu > 1:40:17
2010 Eylül : Berlin Maratonu > 3:39:25
2010 Kasım : VII. Riva 10K Yol Koşusu > 0:44:01

2010’da da, 2008 ve 2009’da olduğu gibi koşu çalışmalarıma en büyük katkıyı sağlayan ve desteğini hiç eksiltmeyen kişi eşim oldu. Bunları yapabiliyorsam onun sayesindedir.

Ben, Temmuz 2008’de koşmaya başlamış biri için iyi mesafe katettiğimi düşünüyorum. Siz ne dersiniz?

Peki, 2011 hedefleri neler?

Kesinleşmiş olan sadece Runtalya 2011 var 6 Mart’ta. Hedef bu sefer 3:30 altına inmek. Öncesinde belki 9 Ocak’ta ilk kez koşulacak olan Adana Yarımaratonu‘nda ve 30 Ocak’ta Yarış Takvimi’nin Riva 15K yarışında koşarım. Runtalya sonrası Nisan’da yine Haliç Yarımaratonu‘na katılmak istiyorum. Belki 14 Mayıs’ta yine Yarış Takvimi’nin düzenlediği Bozcaada Yarımaratonu‘na da katılırım. Yarı maraton derecemi iyileştirmek, olursa 1:30’a çekmek istiyorum. Sonrasında ise yaz boyu ciddi bir pogramla sonbaharda nihayi hedefim olan 3:15’e hazırlanmak var aklımda.

Kesinleşmiş ve olası 2011 yarışları:

9 Ocak : Adana Yarımaratonu
30 Ocak : Riva 15K
6 Mart : Runtalya Maratonu
17 Nisan : Haliç Yarımaratonu
14 Mayıs : Bozcaada Yarımaratonu
Sonbahar : Maraton

Herkes için mutlu, sağlıklı ve sakatlıksız bir yıl olması umuduyla…