Reklamlar

Runtalya 2010 – 2. Maraton

Runtalya 2010 Finish

Runtalya 2010 Finish

Geçtiğimiz hafta sonu pazar günü Antalya’da Runtalya 2010 etkinliğinde ikinci defa tam maraton koştum. İlk maratonumu 18 Ekim 2009’da Avrasya Maratonu’nda koşmuştum. Oradaki derecem 4 saat 7 dakika idi. Avrasya’dan 3 hafta sonra Hal Higdon’ın Intermediate I çalışma programına başladım. Koşu günlerinde bir kilometre bile aksatmadan programın tümünü tamamladım ancak zaman problemi nedeniyle cross training günlerini atlamak zorunda kaldım (yanlıştı, ama bir seçim yapmak zorundaydım). Bu programı tamamlayıp pazar günü koştuğum ikinci maratonda derecemi 14 dakika iyileştirdim, bitiş çizgisini resmi olarak 3 saat 53 dakikada geçtim. Yarış hafta sonunu ve yarışın detaylarını aşağıda yazacağım ki hem Türkiye’de düzenlenen yarışlar hakkında hem de bir maraton koşusunun detayları hakkında paylaşım olsun.

Runtalya ülkemizde düzenlenen çok az sayıdaki yol yarışından biri. Öger Tur tarafından 2006’dan beri Antalya’da düzenleniyor. Benim için özel, çünkü ilk yarışımı geçtiğimiz yılki Runtalya’da yarı maratonda koştum.

Runtalya etkinliği çerçevesinde maraton, yarı maraton ve 10 km yarışları koşuluyor. Hem bu tür yol yarışlarının bir anlamda turistik birer etkinlik de olması, hem Antalya’nın turistik bir bölge olması hem de organizasyonun sahibinin bir tur şirketi olması çok sayıda yabancı katılımcıyı Runtalya’da buluşturuyor. Sitesindeki bilgilere göre yaklaşık 40 ülkeden 5000’e yakın katılımcısı var bu sene.

Yarışın tarihi hava durumu açısından düşünüldüğünde çok uygun bir zamana denk geliyor. Mart ayında Antalya’da bulunmuş olanlar bilir, şu sıralar hava oldukça yumuşaktır. Bu yıl da öyle olması bekleniyor (pazar günü 18 derece ve parçalı bulutlu). Organizasyon geçtiğimiz yıl oldukça iyiydi. Daha öncekilere katılmış olanlar onların da iyi organizasyonlar olduğunu söylediler.

Eşimle cumartesi günü sabah Ankara’dan Antalya’ya uçakla gittik. Runtalya organizatörü Öger Tur, birkaç ay öncesinden kalacak yer konusunda koşuculara yardımcı oluyordu, ben de o sırada bir otelde oda ayırtmıştım. İlk iş otele yerleştik. Kayıt masalarını bu sene Özdilek Park Alışveriş merkezinde hazırlamışlardı. Bence merkezden uzak olması ve büyük olması nedeniyle kötü bir seçimdi. Göğüs numaramı ve chipimi aldım. Bu sene, geri dönüşüm konusunda dünyadaki genel eğilime ayak uydurup geri dönüştürülebilir (kağıt) bir chip hazırlamışlar. Göğüs numaram da çok özel çıktı; 111. Her maraton yarışından önce olduğu gibi bir makarna partisi vardı. Aslında pek de parti gibi olmuyor bu makarna partileri. Alışveriş merkezinin en üst katında birkaç kazan makarna var gidip birkaç kase makarna yiyorsunuz. Bir grup arkadaşla gittiyseniz orada biraraya gelip yarış öncesi sohbet iyi fikir olabilir. Ben de iki kase makarna yedim ve alışveriş merkezinden ayrıldık. Antalya’daki arkadaşlarımızla buluştuk hem sohbet ettik hem dinlendik. Eşimin söylediği kadarıyla çok heyecanlıymışım. İnsan ister istemez heyecanlanıyor; bitirebilecek miyim, istediğim sürede tamamlayabilecek miyim, başıma bir şey gelecek mi gibi bir çok soru oluyor insanın kafasında. Bu yüzden bazı insanlar önceki gece uyumakta biraz zorlanabiliyor. Neyse ki ben bu sıkıntıyı yaşamadım. Yarışta giyeceklerimi, saatimi ve kalp atım ölçerimi hazırlayıp yattım.

Ertesi sabah 7.30’da yine Öger Tur’un sunduğu başlangıç yerine yapılacak servisten faydalanmak için biraz erken kalkıp kahvaltıya indik. Ben kahvaltıda çok özel birşeyler yemiyorum yarış günleri. Her günkü kahvaltımdan çok farklı şeyler yememeye çalışıyorum. O gün de öyle yaptım. O noktada bile insan heyecan yapıyor. Az yememeliyim, ama çok da yememeliyim, az mı oldu, fazla mı kaçırdım soruları kafayı çok meşgul ediyor. Bir şekilde kahvaltıyı da halledip servisle başlangıç noktasına gittik. Göğüs numaramı iğneleyip, chipi ayakkabıma taktım. Kurulmuş, taşınabilir tuvaletlerde son bir kez (ki bu da başka bir heyecan nedeni; yarış sırasında tuvalet ihtiyacım olur mu endişesi ile mutlaka yarım saat kala bir kez daha gidiyorum) ihtiyacımı giderdim. Yapmam gereken bir önemli iş kalmıştı; göğüs uçlarıma vazelin sürmek. 🙂 Uzun mesafe koşmamış insanlara bu nokta biraz garip hatta gülünç gelebilir. Ama 4 saat koştuğunuzda, ter ve tişörtün sürtünmesi ile göğüs uçlarınız kanayabiliyor. Tam bir sene önce yine Runtalya’da yarı maraton koştuğumda bunu çok acı bir şekilde tecrübe etmiştim. O yüzden bu sefer bolca vazelinledim ve daha bol/rahat bir tişört seçtim. Son olarak yarış sırasında tüketmeyi planladığım müslibarları ve iPhone’umu bel çantasına yerleştirdim ve belime taktım. Artık her şey hazırdı.

Yarış için 4 hedefim vardı, sırasıyla;
1. Yarışı bitirmek
2. Yarışı gülümseyerek bitirmek
3. 4 saatin altında bitirmek
4. 3.45’in altında bitirmek

Başlagıç noktası çok eğlenceli oluyor. Çeşit çeşit insan, kadın, erkek, farklı yaşlarda, farklı ülkelerden koşmak için bir araya gelmiş ve hepsi heyecanlı. Kimisi bitirmenin mutluluğunun peşinde kimisi en iyi derecesini yapabilmenin. Bu sene maraton ve 10 km yarışı startı ortak verilecekti o yüzden start beklenenden biraz kalabalıktı. Aslında bu sayıda insana kalabalık demek yanlış oluyor, çünkü öyle maratonlar var ki (örnek NewYork Maratonu) binlerce insan katılıyor. Birkaç dakika kala saatimde virtual partnerı 5:20 dk/km’ye ayarladım. Yani planım tüm kilometreleri 5 dakika 20 saniyede veya daha hızlı koşmaktı. Bu da yarışı 3:45’de bitirecek olmam anlamına geliyordu. Saat tam 9:00’da start verildi. Biliyordum ki son 5-10 km’de yavaşlamam kaçınılmaz olacaktı, bu yüzden her ne kadar maratonlarda zaman biriktirmek mümkün olmasa da ilk 30 km’de 5:20 dk/km’den 3-5 saniye daha hızlı koşmaya karar verdim. İlk 5 km bir şekilde geçiyor. O ilk 5 km’den sonra gruplaşmalar başlıyor. Ben iki grubun tam ortasında kaldım. Yani önümde bir 50 m ve arkamda bir 75 m boş kaldı. Güzel manzaralar eşliğinde bir 19 km daha koştuk. Bu arada hava çok sıcaklaşmaya başladı. İyi ki koşuya güneş gözlüğüyle başlamışım, çünkü sürekli güneş altında koşuyorduk. Bir de 15-20 kmler arası sürekli karşıdan rüzgar esti. 23.5 km’de dönüş vardı. Hala kendimi iyi hissediyordum ve henüz hiç 5:20 dk/km altına düşmemiştim. Artık bu kmlerde gruplar dağılmış, koşucular tek tek yola yayılmıştı. 30 km sonrasında çok hafif ama uzun bir yokuş başladı. Bu noktadan sonra yavaşlamaya başladım. Ancak kendimi çok kötü hissetmiyordum çünkü o halde bile 5-6 kişiyi geride bırakmıştım. Bunun anlamı yokuşun birçok kişiyi kötü etkilediğiydi. Bir süre sonra eğim daha da arttı. Bir yandan yokuş bir yandan sıcak ve tabi diğer yandan geride bıraktığımız 33 km hızımı iyiden iyiye azaltmıştı. Bir ara bir trafik polisine yokuş nerde bitiyor diye sordum, 200 mt kaldığını söyledi. Bir süre sonra düze çıktık. Ancak ben de son 5-6 km kaldığında epey tükenmiştim. 5:40 hatta 5:50 dk/km’lere düştü hızım. Bir yandan saatimde virtual partnera bakıyordum. Yavaş yavaş hedef olan 3:45’den uzaklaşıyordum. Birkaç defa su istasyonlarında yürüdüm. Sonuç 3:50 olacak gibi görünmeye başlamıştı. Son kmlerde 2 saatin üzerini hedeflemiş yarı maratoncuları görmeye başladım. Onlarla birlikte koştuk son kmleri. Son 7-8 kmdir kendimi epey zorladığımdan hafif mide bulantısı hissetmeye başlayınca birkaç kez daha yürüyüp dinlenmeye çalıştım. Stadyuma girmek üzereyken saatimin bitiş sinyalini duydum, 3:51.45 gösteriyordu. Ancak resmi bitiş için hala 300 mt koşmam gerekiyordu. Bitiş çizgisini geçtiğimde 3:53:02 yazısını görüp baya rahatladım. İşin garibi kendimi 5 ay önceki maraton bitişinden daha iyi hissediyordum. Bitişten sonra hemen boynumuza madalyaları taktılar. Gidip koşucular için hazırlanmış, meyve, sporcu içeceği ve simit içeren torbalardan bir tane aldım. Simit mide bulantımı bastırmaya yaradı. O da geçince olanın farkına çok daha net vardım. Hedefimi tutturmuştum, 4 saatin altında maratonu tamamlamıştım. Hatta yüzüm gülerek ve sakatlanmadan bunu başarmıştım.

Runtalya 2010 Sertifika

Reklamlar
Önceki Yazı
Yorum bırakın

4 Yorum

  1. Dailymile’da karsilastim size. Ben de ODTUluyum:) Turkiye’ye donunce nerelerde maraton kosabilirim diye bakiyordum, bu bilgi cok iyi oldu. Tesekkurler.

    Cevapla
  2. yorumlarınız ve bilgilendirmeleriniz için teşekkürler

    Cevapla
  3. Burçin

     /  08/09/2010

    Almanya’da yapılan dostluk koşusuna Türk bir firma sponsor olmuş. Saka’nın koşuyla ilgili haberlerini sayfalarından takip edebilirsiniz. http://www.facebook.com/sakaofficial?ref=ts

    Cevapla
  1. 2010 özeti ve 2011′e bakış « Ritim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: