Runatolia 2017 İstatistikleri

Geçen hafta sonu Antalya’da Runatolia yarışında yarı maraton koştum. Hedeflediğim 1:24 altı için gereken antrenmanları yapamadığımdan 1:25:09 ile yarışı tamamladım. Benim yarışım hakkında anlatılacak çok şey olmadığından bir yarış raporu yazmayacağım. Organizasyonda bence sorunlar vardı. Yarışın son 800 metresi geniş ve güzel bir caddede biterdi. Eminim bu yıl birçok insan (haberleri olmadığından -ki benim de yoktu) o son 800 metreyi bekleyerek, orada hızla koşarak bitişe geleceklerini umarak koştular ama hayal kırıklığına uğradılar. Eminim o caddeyi hemen trafiğe açmak için bu yıl parkurun o kısmını park içine almışlar. Daracık park içi beton yollarda (yarı maraton koşuyorsanız 10 km parkuru koşucularının kalabalığında) koşulan o son bölüm pek can sıkıcıydı. Öte yandan bitişteki yiyecek-içecek masaları yarı maraton ve 10 km koşanlarca tamamen tüketildiğinden asıl ihtiyacı olan maraton koşucularının elleri boş kaldı. Her şey affedilir belki ama bu pek affedilir bir hata değil. Neyse bu konularda sosyal medyada çokça yazılıyor.

Ben yarışın sonuç istatistiklerinden kısaca söz etmek istiyorum. Yarışın sonuçları halka açık olarak Depar Timing sitesinden sunuldu. Ben de tüm parkurların sonuçlarını indirip, üzerlerinde biraz çalıştım. Öncelikle genel katılım sayılarına ve bitirme oranlarına baktım. Şöyle rakamlara ulaştım:

(daha&helliip;)

Reklamlar

Runatolia 2016 Yarış Raporu

20160307_072038

Fotoğraf: Mert Derman

Geçen yıl Antalya’da maraton koşmama rağmen bir yarış raporu yazmamıştım. Belki blogun dikkatli takipçileri bunu fark etmiş ve başarısız bir yarış olduğundan raporunu yazmadığımı düşünmüş olabilir. O yarışa başlarken biraz hastaydım ve daha yarışın çok başlarında hiçbir şeyin istediğim gibi gitmediğini, gitmeyeceğini fark etmiştim. Hatta bir noktada neredeyse yarışı bırakmaya karar veriyordum. Böylesine kontrolsüz başlayıp biten bir yarışın raporunun kimseye bir faydası olmayacağını düşündüğüm için yazmadım. Bu yılın yarışını geçtiğimiz hafta sonu, 6 Mart pazar günü koştum. Hedefi tutturamadım ama raporu yazılmaya değer, kontrollü bir yarış koştuğumu düşünüyorum.

Yazının devamı…

Antalya Konyaaltı Orta Mesafe Triatlon Yarışı

yarış logoAğustos 2012’de yüzmeye başladıktan sonra Nisan 2013’de Taşucu’nda ilk olimpik triatlon yarışına katılarak triatlon dünyasına adım atmıştım. Yüzme ve bisiklette beklediğimden daha hızlı ilerleme kaydedince 2013 hedeflerim arasına bir tane yarı Ironman (orta mesafe triatlon) seviyesinde triatlon bitirmeyi de eklemiştim. Ironman markası altında yapılan bu mesafedeki yarışlar (Ironman 70.3; 1.9 km yüzme, 90 km bisiklet, 21.1 km koşu) farklı ülkelerde düzenleniyor. Hem kayıtları pahalı hem de gidip gelmek orada kalmak oldukça masraflı olduğundan Antalya’da böyle bir yarış varken ona katılmayı uygun buldum. Geçtiğimiz hafta sonu Antalya’da bu yarışa, yani Türkiye Triatlon Federasyonu ile Konyaaltı Belediyesi tarafından Cumhuriyet’in 90. yıldönümü kutlamaları kapsamında düzenlenen Cumhuriyet Kupası Konyaaltı Orta Mesafe Triatlon Yarışı‘na katıldım. Bu yazı o yarışın raporudur.
(daha&helliip;)

Runtalya 2013

Runtalya 2013

Yarış sonrası Umut ile finish pozu

Avrasya Maratonu‘ndan bu yana çok fazla koşu antrenmanı yaptığım söylenemez. Geçen bu 2-3 aylık süre benim koşmaya başladığımdan bu yana geçirdiğim en plansız, programsız dönem oldu. Daha önce de yazmıştım; ne yapacağını bilemez bir halde kısa kış günlerinin depresifliği içinde düzensiz birkaç ay geçti. Düzensiz de olsa spor yapmayı sürdürdüm ve koltuk patatesi olarak geçirmedim bu ayları. Aşağıda ocak ve şubat aylarının bir özeti var. Spor repertuarıma bisikleti ve yüzmeyi de eklemeyi başarmış görünüyorum.

Ama ne yazık ki şubat ayı başında kalçamda ve bacağımın arka üst bölümünde ağrılar başladı. Bunların kaynağı olarak aklıma birkaç alternatif veya paralel neden geliyor. İlk olarak sanırım Geyik Koşusundaki tırmanışlar ve zeminin aşırı çamur oluşu nedeniyle fazla zorlanma ile başladı. Ardından hemen yüzme, bisiklet ve koşu rutinine başladım. Sanırım kilitli pedal ile çekme hareketi pek de güçlü olmayan bir kas grubuma fazla yüklenmeme neden oldu. Bu ikisine aralıksız 10 günlük bir antrenman (bazı günler çift) silsilesi eklenince sakatlık ağırlaştı.

Yazının devamı…

İyi sonuç, kötü maraton

“The marathon is an art; the marathoner is an artist.”  Kiyoshi Nakamura

“Maraton sanattır, maratoncu da sanatçı” demiş Kiyoshi Nakamura. Eminim sanatçılar, ortaya yeni ve güzel bir şeyler çıkarmak için her işe koyulduklarında şaheserler yaratamıyorlardır. Hatta ellerinden gelenin en iyisini yapsalar da bazen ortaya kötü şeyler çıkıyordur. Ben de, pazar günü, henüz 2009’de öğrendiğim yeni sanatımı bir kez daha icra etmeye koyulduğumda, o güne kadar ortaya koyduğum en güzel performansın oluşacağını hayal ediyordum.

Maraton sonrası

Bitişten hemen sonra

Antalya’da hava açık ve güneşliydi ama sabah uyandığımızda pencereden gelen sert rüzgar sesi dert etmemiz gereken şeyin bu sefer yağmur değil rüzgar olduğunu bildiriyordu. Otelden çıkıp 750m ilerideki başlangıç alanına yürürken rüzgâr üşütüyor, güneş ise yakıyordu. Son bir iki ayını kar yağışı altında sürekli eksi derecelerde geçirmiş bizler tamamen yabancı bir iklimde hissediyorduk kendimizi. Oturduğum yerde rüzgâr esse sinirlenen ve rüzgâr esintisinden yorulan ben 3-4 saat bu rüzgârda nasıl koşacağımı düşünmeye o anda başlamıştım bile. Karşıdan esen rüzgârın direnci değildi beni düşündüren, hiç sevmediğim bu doğa olayının sersemleticiliği, can sıkıcılığıydı. Yapacak bir şey yoktu, başlangıç çizgisine gittim ve yerimi alıp beklemeye koyuldum.

Yazının devamı…