Running Through My Mind

İnsanın çevresinde yaratıcı, üretken ve zevkli birilerinin olması güzel. Onların çalışmalarının bir parçası hatta bazen odak noktası olmak keyif verici. Ortaya çıkan ürünler insanı mutlu ediyor.

diye yazmıştım Blue Moon Runner videosunu paylaşırken. Bugün yine o mutlu eden ürünlerin birinden söz edeceğim.

Eşim Başak, yoğun koşu antrenmanlarıyla geçen son dönemde, yanımda olduğu zamanlarda bazı kayıtlar yapmıştı. Hem gerçekten sürekli koştuğum hem de aklımda uzun koşmak konusunun olduğu bir dönemin sonunda ortaya böyle bir şey çıkartmış olması tam yerinde oldu. “Running Through My Mind“, hem aklıma takıldı, sürekli düşünüyorum anlamıyla sürekli zihnimde koşu konusunun dönüp dolaştığı, hem de uzun mesafe koşusunun aslında zihinsel bir süreç olduğuna gönderme oluşuyla bu dönemin detayını çok güzel ortaya koyan bir klip. Öte yandan Başak, stoner rock ve psychedelic blues’un uzun koşuları çağrıştırdığını söyler hep. Bu ikisi gerçekten de bu videoda çok uyumlu görünüyor.

Ben ortaya çıkan klibi çok sevdim, bakalım siz nasıl bulacaksınız?

Koşu antrenmanı örnekleri – 1

Uzun süredir sadece yarış raporları ve ayakkabı incelemeleri yazdığımı fark edip biraz antrenman çeşitlerine değinmeye karar verdim. Aslında daha önce bu konudan kısaca bahsetmiştim. O nedenle tanımlara çok girmeden belki birkaç antrenman önerisinde bulunarak konuya girebilirim. Benim ve bu blogu okuyan birçok insan için koşu deyince akla orta ve uzun mesafeli koşular geliyor bu nedenle öncelikle dayanıklılığı artıracak, aerobik gücümüzü geliştirecek antrenman önerileriyle başlayalım. Ama başlamadan önce şurada yaptığım uyarıyı anımsatmak ve her ne kadar tümünde “normal koşu temposu” veya “laktat seviyesi temposu” gibi koşucuya özel tanımlar olsa da her antrenmanı yapabilir durumda olup olmadığınızı sadece sizin en doğru şekilde tartabileceğinizi söylemek istiyorum.

Yazının devamı…

Blue Moon Runner

İnsanın çevresinde yaratıcı, üretken ve zevkli birilerinin olması güzel. Onların çalışmalarının bir parçası hatta bazen odak noktası olmak keyif verici. Ortaya çıkan ürünler insanı mutlu ediyor. Beni bir şekilde tanıyanlar biliyorlardır, eşim fotoğrafçı. İster istemez bazen onun çalışmalarında yer alıyorum. Arkadaşlarım, koşarken çekilmiş veya portre fotoğraflarımı gördüklerinde “şanslısın” diyorlar. Gerçekten de şanslıyım, birçok güzel fotoğrafım birikti.

Eşim ve arkadaşımız Barış, fotoğrafın yanı sıra video çalışmalarına da başladılar. İlk çalışmalarından biri için de beni odak seçtiler. Koştuğum güzel yerlere gelip beni izlediler ve kaydettiler. Öncesinde yazılı olmayan bir planla, doğaçlama kayıtlarla başlayan süreç başarılı bir düzenleme çalışması sonucunda nefis bir videoya dönüştü. Böyle bir eserin içinde olmak mutluluk verici. Her ne kadar şarkının sözleri “I’m so tired of being alone” (yalnız olmaktan öylesine yoruldum ki) cümlesiyle başlıyorsa da kullanılan müzik ve görüntüler koşarken hissettiklerimle oldukça uyumlu. Ben koşarken yalnız başına kalmaktan hiç sıkılmayacağım sanırım.

Büyük ve yüksek çözünürlüklü hali için vimeodaki sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Başak’a ve Barış‘a kucak dolusu teşekkürler. Umarım siz de benim kadar beğenirsiniz videoyu.

1. Erdek Uzun Mesafe Triatlon Kampı

kamplogoŞöyle 4-5 gün güzel bir coğrafyada bir otele kapansak, günde 4 öğün sınırsız güzel yemek verseler, sürekli yüzme, bisiklet ve koşu antrenmanı yapsak, dinlenirken de eğitim verilse, deneyimler anlatılsa, teknik dokümanlar ve antrenman programları dağıtsalar, ne süper olur değil mi? Her mesafede triatlonlara hazırlananlar için nefis bir hayal. Yurt dışında bu tür triatlon kampları oldukça yaygın. Peki ya Türkiye’de? Ne yazık ki yapılmıyor. Daha doğrusu, bugüne kadar yapılmıyordu. Bu kampların ilki 11-15 Eylül tarihleri arasında Maratonİst’in, özellikle de Emre ve Sezin Tacir çiftinin kusursuza yakın bir organizasyonu ile Erdek’te gerçekleştirildi. İşte bu yazı o kampın detaylarını anlatıyor.

Yazının devamı…

Rudisha Adımları

David RudishaDavid Rudisha 800m’de olimpiyat şampiyonu ve dünya rekorunun (1:40:91) sahibi. Hatta ben de Koşu Gazetesi‘nde 800m ve onun hakkında bir yazı yazmıştım. Böyle zor bir mesafede bu kadar nefis sonuçlar elde etmenin olmazsa olmazı kusursuz bir koşu formu ve adım. Aşağıdaki videoda Rudisha’nın koşarken yavaş çekimde 3-5 adımını görebilirsiniz. Videoya ve altındaki açıklamalara Kinetic Revolution isimli sitede rastladım. Açıklamaları tam olarak çevirmedim ama anlatılanları Türkçe aktarmaya çalıştım. Video ise aslen Running Technique Tips isimli siteden, Brian Martin ve ekibine ait. Bu videoyu alttaki açıklamaları okuyarak birkaç kez izlemek bile kendi formunuzdaki bazı sorunları tespit edip düzeltmenize yardım edebilir. Bu mükemmelliğe ulaşmak ise nerdeyse imkansız :).

Yazının devamı…

Geyik Koşuları 2013 – İlk Yarış

Yarışın sonu

Yarışın sonu

Ülkedeki koşucuların yarış azlığından yakındığı dönemler yavaş yavaş geride kalıyor. Geçtiğimiz günlerde, 2013’te hangi yarışlar var diye bakınırken neredeyse her hafta sonu bir yarış olduğunu fark ettim. Sadece koşu ile değil bir yandan da triatlon ile ilgiliyseniz karar vermek giderek zorlaşıyor ve sanırım daha da zorlaşacak. Koşulan tam maraton sayısı halen az ama yol yarışları konusunda artık pek şikâyet edemeyeceğiz. Peki ya patika (trail) yarışları? O konuda da iki kişi (iki ekip) elinden geleni yapmaya çalışıyor. Bunlardan biri Çekmeköy ve civarındaki patikaları koşuculara açan, tanıştıran Bakiye Duran (Team Ultra Trail Runners) diğeri ise yazının konusunu oluşturan yarışı da düzenleyen Caner Odabaşoğlu (Macera Akademisi MCR Racesetter). (Çok etaplı, çok güne yayılmış çöl maratonu konusunda çalışan ve çok iyi işler çıkaran Taner Damcı ve Argos‘u farklı bir kategoride gördüğümden sadece “iki” yazdım.)

Geçtiğimiz hafta sonu MCR Racesetter’ın iki yıldır düzenlediği ve bu yıl bir kupaya dönüştürdüğü Geyik Koşusu‘na katılmak üzere İstanbul’daydım.
Yazının devamı…

2012 özeti ve 2013’e bakış

RFC'de sürünürken

RFC’de sürünürken

Bloglarda, yıl biterken yılı değerlendirmek bir moda gibi algılanıyor olabilir ama bu aslında blog yazarlarının veya insanların gözü önünde bir şeyler yapan herkesin yapması gereken bir değerlendirme bence. Hedefler koymak, sonra süreç boyunca bunları ölçmek, izlemek nasıl hedeflere ulaşmak için gereken şeylerse belli zaman dönümlerinde topluca muhasebe yapmak da önemli. Ben de hem “ritim” açısından hem de kendi açımdan yılı kısaca değerlendiren bir yazı yazmak istedim.

Yazının devamı…