Reklamlar

Kartalkaya’ya koşarak tırmanmak

Kartalkaya tırmanışıYaklaşık üç yıl önce, bisiklet antrenmanlarına yeni başladığım dönemde, Kartalkaya’ya bisikletle tırmanışımızdan söz ettiğim bir yazı yazmıştım. O yazıyı “İnsan acı çekmeyi de sevmeye hatta özlemeye başlayabiliyor demek ki” diyerek bitirmiştim. Geçen yıl ilki düzenlenen Tahtalı Run To Sky koşu yarışına katılmış ve o “acıyı” da sevmiştim. Hatta özlemeye başlamıştım ve bu yılkini de iple çekiyordum ama Paris Maratonu raporunda sözünü ettiğim sakatlık nedeniyle yarışa katılamadım. Uzun tırmanışlar yapmak hem fiziksel hem de mental olarak insanı çok geliştiren antrenmanlar ama bir o kadar da zorlayıcı olduklarından böyle bir yarışa tam sağlıklı olarak gitmek şart. Bu yılki yarışı kaçıracağım belli olduktan sonra Ritim Blog’da eski yazıları kurcaladığım bir anda başta bahsettiğim Kartalkaya tırmanışı yazısına denk geldim. “E bisikletle oluyorsa koşarak neden olmasın” fikri o an aklıma geldi. Çok uzun zaman geçmeden gittim ve koştum. Biraz o koşudan söz etmek istiyorum.

Yazının devamı…

Reklamlar

Koşu bandı hakkında yanlış bilinenler

Bir dakikanın çok kısa olduğunu düşünüyorsanız, koşu bandında hiç koşmamışsınız demektir.

Bir dakikanın çok kısa olduğunu düşünüyorsanız, koşu bandında hiç koşmamışsınız demektir.

Birçok koşucu koşu bandında koşmaktan nefret eder. Kapalı ve görece havasız bir alanda, olduğun yerde koşmakla, dışarıda özgürce koşup, manzaranın ve açık havanın tadını çıkarmak karşılaştırıldığında bunu anlamak çok zor olmuyor. Açıkçası ben de koşu bandında antrenman yapmayı çok sevmiyorum. Hatta birkaç sene önce bu konuda şöyle bir yazı yazmıştım. Koşucular olarak sevmediğimizden olsa gerek, koşu bandını kötülemek konusunda bazı yanlış bilgilere sıkıca sarılıyormuşuz meğer. Ben de bahsettiğim yazımda bu yanlışlardan bazılarını kullanmışım. Yakın zamanda okuduğum bir yazı bu konulara biraz daha yakından bakmamı sağladı. Kısaca burada da paylaşmak istedim.

Yazının devamı…

Her Güne Bir Yarı Maraton – 2. Sezon

17 – 28 Aralık tarihleri arasındaki 12 gün boyunca her gün bir yarı maraton koştum. Daha önce 5 ve 7 gün denemiş hatta 7 günlük deneme sonrası şöyle bir yazı yazmıştım. O yazıda

Bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda çok düşündüm. […] Yazmak istemedim çünkü gösteriş gibi olacaktı. “Bakın ben bunu yapabildim” diye herkese haber vermek fikri pek içime sinmedi. Ama sonra aslında bunun gösteriş olacak kadar önemli bir şey olmadığının farkına vardım. Çevremde bundan çok daha fazlasını çok daha iyi bir şekilde yapabilecek birçok insan var. […] Şimdi onlar ortada dururken bunun bir gösteriş yazısı olamayacağını anladım.

diye yazmıştım. Bu sefer de benzer düşünceler geçti kafamdan ama o yazıya gelen yorumlarda yazıp paylaşmanın insanları motive ettiğini ve ilham verdiğini okuduğum için bunu da yazmaya karar verdim. Hatta arada geçen sürede verdiğim o örneklere yenileri de eklendi; James Lawrence 50 günde 50 Ironman tamamladı. Arkadaşlarımdan biri de iki kez Spartatlon tamamladı; yani bir buçuk gün içinde 246 km koştu. Peki bir insan neden 12 günde 12 yarı maraton koşar? Ya da bir insan neden önceki yazıda ve yukarıda verdiğim örneklerdeki şeyleri yapar?

Yazının devamı…

Sade interval antrenmanı – 400m tekrarları

Kronometreİnterval antrenmanları birçok koşucunun kafasını karıştırıyor. Özellikle hazır bir yarış programı kullanmayan veya bir antrenörle çalışmayan koşucular kendi programlarını hazırlarken interval söz konusu olduğunda zorlanıyorlar. Aslında bu çok doğal, çünkü konu gerçekten de biraz karmaşık. Başlangıç durumuna, hedefe, yarış mesafesine ve daha birçok şeye göre farklılaşan interval antrenmanları düşünmek gerekiyor. Öte yandan amacı sadece biraz hızlanmak, 5 km veya 10 km süresini iyileştirmek isteyen yeni başlayan koşucular için en ideali 400 metre tekrarları. Hızlanma konusunda yeniyseniz, çok spesifik hedefleriniz yoksa ve interval karmaşasından uzak kalarak hızlanmak istiyorsanız 400 metreler işinize yarar. Daha önce intervaller ile ilgili uzun (ve biraz da farklı bir yaklaşımla) şu yazıyı yazmıştım, eğer okumadıysanız önce onu okumanızı öneririm. Şimdiyse Athletics Weekly sitesinde okuduğum bir makalenin özetini yazmaya çalışacağım. Hızlıca, bahsettiğim yazıyı yazarken uydurduğum kısaltmadan söz edeyim. İnterval antrenmanının dört öğesi vardır: hızlı koşulan mesafe, dinlenme süresi veya mesafesi, tekrar sayısı ve hız; akılda kalması için hepsinin başlangıcını alırsak mediteh yapıyor. Bu yazıda da mediteh çokça geçecek. Bunların yanına bir de set kavramı geliyor; tekrarları bölümlere bölerek koşarken bu bölümlerin arasında daha uzun dinlenme koyunca her bölüme set deniyor.
(daha&helliip;)

Koşu antrenmanı örnekleri – 1

Uzun süredir sadece yarış raporları ve ayakkabı incelemeleri yazdığımı fark edip biraz antrenman çeşitlerine değinmeye karar verdim. Aslında daha önce bu konudan kısaca bahsetmiştim. O nedenle tanımlara çok girmeden belki birkaç antrenman önerisinde bulunarak konuya girebilirim. Benim ve bu blogu okuyan birçok insan için koşu deyince akla orta ve uzun mesafeli koşular geliyor bu nedenle öncelikle dayanıklılığı artıracak, aerobik gücümüzü geliştirecek antrenman önerileriyle başlayalım. Ama başlamadan önce şurada yaptığım uyarıyı anımsatmak ve her ne kadar tümünde “normal koşu temposu” veya “laktat seviyesi temposu” gibi koşucuya özel tanımlar olsa da her antrenmanı yapabilir durumda olup olmadığınızı sadece sizin en doğru şekilde tartabileceğinizi söylemek istiyorum.

Yazının devamı…

Maraton Hedefi Belirleme ve Sonuç Tahmini

Runtalya 2013'de hesaplar

Runtalya 2013’de hesaplar

Ironman Kopenhag ardından biraz dinlendikten sonra maraton hazırlığına başlama vakti gelmişti. Aklımda geçen seneden beri bir hedef vardı, 3 saatin altında bir maraton koşabilmek. Running For Fitness sitesini açtım, “calculations” bölümünden, “race paces” menüsüne oradan da “race predictor” ekranına ulaştım. Mesafe olarak maratonu seçtim ve 2:58:00 değerini girdim. Yaşımı seçip hesaplamayı tamamladım. 5K için 18:36, 10K için 38:42, 15K için 59:17 ve yarı maraton için 1:25:04 değerlerini gördüm, bir yere kaydettim. Demek ki hazırlık yolunun bir yerlerinde bu dereceleri yapabilirsem kafamdaki maratonu koşabilecektim. Ama bir dakika, bu yaklaşımda bir hata yok mu? Bu ve benzeri siteler aslında yakın zamanda koştuğunuz bir dereceden yola çıkarak diğer yarışlar için olası hedefleri belirlemek için kullanılıyorken ben tam tersini yaptım. Bunun nedenlerine yazının sonunda değineceğim. Ondan önce biraz yarış hedefi belirlemek ve yarış sonucu tahminleri yapmakla ilgili biraz konuşalım.

Yazının devamı…

Her Güne Bir Yarı Maraton

Dalgasına sertifika...

dalgasına sertifika

Bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda çok düşündüm. Açıkçası geçtiğimiz hafta bunu düşünmek için epey zamanım oldu çünkü geçen hafta 11 saat 35 dakikamı koşarak geçirdim. Tamam, bunun 2 saatten fazlasında yanımda arkadaşlarım vardı ama nereden bakarsanız bakın 9 saatten fazla kendi kendinize kaldığınızda aynı konuyu kafanızda çevirip duracak çok zaman oluyor. Geçtiğimiz hafta her gün bir yarı maraton koştum. Bir geyik muhabbeti şeklinde başlayan bu meydan okuma hızla ciddiyete büründü. Bundan birkaç yıl önce benzer bir denemeyi kendi başıma yapmış, 5 gün üst üste bu mesafeyi kat etmiştim. Konu yeniden gündeme gelip gün sayısı yediye çıkınca yeni bir deneme yapmadan duramazdım. Gelin isterseniz önce neden yazmak istedim ve neden yazmak istemedim ondan bahsedeyim, sonra da antrenmanların detayına biraz değineyim.

Yazının devamı…

Yeni Sezon Planı

KMD Ironman Copenhagen logoEn son, tarihten beklenmeyecek denli sıcak bir Antalya öğleninde ilk yarı demir adam mesafesi yarışımı tamamladığımdan bahsetmiş sonra da ortadan kaybolmuştum değil mi? Çünkü o tarih benim için sezonun bitişini müjdelemişti. Sonrasında birçok arkadaş hızla, yeni adıyla, İstanbul Maratonu için konsantre olmaya başlamıştı ama ben dinlenmeye çekildim. İstanbul Maratonu’nda ben yoktum ama o maratonu koşan iki arkadaşımın yarış hakkındaki yazısını okuyabilirsiniz. Yaz ayları boyunca zamanımı, kafamı ve bedenimi antrenmanlara adamış olduğumdan bir miktar geri adım atmam gerektiğini düşündüm. Bir süre dinlendim, işlerime döndüm, ötelediğim sorumluluklarımı yerine getirdim ve toparlandım. Sonrasında da yeni sezon için düşünmeye ve plan yapmaya koyuldum. İşte şimdi biraz bunlardan bahsedeceğim.

Yazının devamı…

İnterval Antrenmanı Öğrenen Kaplumbağa

Aşil ile kaplumbağaElea Okulu’nun en önemli filozofları arasında yer alan Elealı Zenon veya Zeno, Parmenides’in izleyicisi olan antik Yunan filozofudur. M.Ö. 490-430 yılları arasında yaşadığı söylense de doğum ve ölüm tarihi kesin değildir. Ortaya koyduğu önermeler, felsefe tarihinin en önemli paradoksları arasında yer alır. Bunlardan en ünlüsü de Aşil paradoksudur (paradoksun detay için sayfanın en altına göz atabilirsiniz). Bu paradoks ve paradoksun karakterleri tarih boyunca hep ilgi çekmiştir. Paradoksun konusu, hızın sembolü bir kahraman olan Aşil ile yavaşlığın sembolü olan kaplumbağa arasındaki koşu yarışıdır. Gelin bu hayali yarışın hayali tarafları arasındaki bir diyaloğa kulak misafiri olalım.

Kaplumbağa: Ya Aşil, ikimiz de uzun süredir koşuyoruz. Bilirsin oldukça dayanıklılık kazandım. Artık 5, 10 veya 21 km koşabiliyorum durmadan. Hatta neredeyse sana yarış bile teklif edeceğim ama aklıma takılan bir şey var. Haftada 4, hatta 5 gün koşu antrenmanı yapıyorum. Bazen bisiklet veya yüzme de ekliyorum. Ne kadar koşarsam koşayım, haftalık kilometremi ne kadar artırırsam artırayım hızlanamıyorum. Bana bu konuda ne söyleyebilirsin?

Aşil: Hızlı koşmadan hızlı koşamazsın…

Yazının devamı…

1. Erdek Uzun Mesafe Triatlon Kampı

kamplogoŞöyle 4-5 gün güzel bir coğrafyada bir otele kapansak, günde 4 öğün sınırsız güzel yemek verseler, sürekli yüzme, bisiklet ve koşu antrenmanı yapsak, dinlenirken de eğitim verilse, deneyimler anlatılsa, teknik dokümanlar ve antrenman programları dağıtsalar, ne süper olur değil mi? Her mesafede triatlonlara hazırlananlar için nefis bir hayal. Yurt dışında bu tür triatlon kampları oldukça yaygın. Peki ya Türkiye’de? Ne yazık ki yapılmıyor. Daha doğrusu, bugüne kadar yapılmıyordu. Bu kampların ilki 11-15 Eylül tarihleri arasında Maratonİst’in, özellikle de Emre ve Sezin Tacir çiftinin kusursuza yakın bir organizasyonu ile Erdek’te gerçekleştirildi. İşte bu yazı o kampın detaylarını anlatıyor.

Yazının devamı…

Reklamlar