Etiket: maraton

Boston Maratonu 2025

Boston Maratonu 2025

Geçtiğimiz hafta sonu Boston Maratonu’nu koştum. Hayır, hayır, Amerika’daki ünlü Boston Maratonu değil. Yaşadığım yere birkaç saat uzaklıkta, İngiltere’de, Boston isimli bir şehir var, orada koştum. Zaten o gerçek Boston gibi büyük maratonlardan pek hazzetmiyorum artık. Daha sakin, küçük maratonlar bana daha keyifli geliyor. Neyse, öncesinde özel bir maraton hazırlığı yapmadım. Sadece 100 gün aralıksız her gün koştum (hayatımın en uzun streaki oldu) ve cumartesileri Parkrun’larda 5 km’de en iyi derecemi kovaladım. Uzun olarak bir iki defa 30 km’yi geçtim sanırım. Yarışa başlarken aklımda sadece bir hedef vardı, geçen sene yine hazırlıksız koştuğum maratondan, 2024 Milton Keynes Maratonu’ndan, yani 3:26’dan daha iyi bir sürede bitirmek.

Hızıma yarış başladıktan sonra karar verdim. Kalabalıkla birlikte ilerlerken rahat olduğum ama yavaş olmayan bir hızda devam edip 2 km sonunda saatte 4:30 dk/km görünce, “Tamam, bu iyi” dedim ve ona mümkün olduğunca tutunmaya çalıştım. İkinci yarıda ara ara karşıdan sert rüzgar yediğim bölümler dışında tutunmayı da başardım. Sonlarda yorgunlukla biraz yavaşlasam da kendimi mümkün olduğunca zorlamaya çalışarak bitirdim. Belki en hızlı maratonum olmadı ama sanırım en iyi koştuğum maraton oldu.

Şu imaj şimdiye kadar koştuğum en hızlı 7 maratonun süreleri ve ne kadar pozitif koşuldukları. “%Pos” ikinci yarının ilk yarıya oranla ne kadar uzun sürdüğü. Her iki yarının ayrı ayrı toplam sürenin % kaçı olduğunu bulup farkını aldım. İkinci yarı daha kısa olsa negatif olacaktı. Ama bende hep pozitif olduğundan adını pozitiflik yüzdesi anlamında %Pos koydum. Gördüğünüz gibi en hızlı ikisi dışında hep çok pozitif maratonlar koşmuşum. Bu son koştuğumsa en az pozitif maratonum oldu. Özel bir hazırlık olmadan bu kadar iyi koşmuş olmak beni en iyi derecemi yapmaktan daha çok mutlu etti. Kaldı ki bu son sonuç yaş derecelendirmesi düşünüldüğünde en iyi derecemden daha iyi. 40 yaşındaki 3:04:24 %68.56 iken, 49 yaşındaki 3:16:15 %69.31.

Nasıl bu kadar iyi koştuğumu düşününce iki şey geliyor aklıma: Biri çok koşmanın bana verdiği bir rahatlık var, ikincisi de çok şey yüklemedim bu yarışa, beklentisiz gittim. Ama kendimi de olabilecek en iyi derecede zorladım. Yani arkadaşlar, planlar, beklentiler ve yarış hedefleri bizi fazlasıyla strese sokuyor olabilir. Kendimizi biraz rahat bırakabilirsek hem daha iyi performans gösterebilir hem de daha çok keyif alabiliriz. Ayrıca Mutluluk=Gerçeklik-Beklentiler formülünü düşünürsek, beklentiler ne kadar düşükse mutluluk o kadar artıyor. Tabii beklentileri sıfırlamamak da gerek, her zamanki gibi dengeyi bulmak önemli. Mümkün olan en yüksek ama bizi mutsuz etmeyecek beklentiler oluşturmayı öğrenmeliyiz.

Maraton Sonuç Analizi – 2

Maraton Sonuç Analizi – 2

Bu yılın İstanbul Maratonu sonuçlarını da benzer bir şekilde inceledim. Daha fazla detay ve yorum eklemeye çalıştım. Umarım daha keyifli ve ilgi çekici yapabilmişimdir. Her türlü geri bildirime açığım, lütfen eleştiriniz.

Arayış mı, çığır açma çabası mı, aptallık mı?

Arayış mı, çığır açma çabası mı, aptallık mı?

New York Maratonu’nu takip ettiyseniz görmüşsünüzdür; hem kadınlarda hem erkeklerde benzer bir girişim yaşandı. Kadınlarda -erkeklerdeki benzerine nazaran görece daha ünlü olan- Des Linden başlangıçta yüksek tempo ile başlayarak elit grubunu epey geride bırakmayı denedi. Çok başarılı olamadı ve gruba yakalandı. Neyse ki çabuk yakalandı da yarışı tamamlayabildi. Hatta sanırım 2:32:37 ile 16. oldu. Erkeklerdeki karşılığı ise Brezilyalı Daniel Do Nascimento idi.

Do Nascimento çok çok yüksek bir tempo ile başladı. Yarı maraton mesafesini 61:22’de geçerken elit grupla olan farkını 2 dakika 12 saniyeye çıkarmıştı. Hatırlayanınız olacaktır, böyle büyük maratonlarda ilk birkaç kilometreyi hızlı koşan sub-elit koşucular hep olmuştur. Kısa bir süreliğine bu heyecanı tatmak için, televizyonda görünmek için ya da çocuklarına sürpriz yapmak için bunu deneyenler olur. Ama onlar milli seviyede olmayan, elit altı kategorideki atletler olur genelde. Do Nascimento ise geçen sene Brezilya’yı olimpiyatta temsil etti. Hatta orada da -görünen o ki kendi seviyesinin çok üstünde- yüksek hızda başlayıp yarışı tamamlayamadı.

Yazının devamı… Yazının devamı…

Maraton Dünya Rekoru ve Eliud Kipchoge

Maraton Dünya Rekoru ve Eliud Kipchoge

Eliud Kipchoge Berlin 2015Geçtiğimiz pazar günü, 16 Eylül 2018’de, Berlin’de çok özel bir şey oldu. Maraton mesafesinde bir dünya rekoru kırıldı. Çeşitli kategorilerde çok farklı rekorlar kırılıyor, maratonda da defalarca rekor kırıldı, peki ama neden bu seferki özel? Bu rekoru özel kılan bir önceki rekorla arasına koyduğu fark: tam 78 saniye iyileşme. Maraton mesafesindeki koşu yarışlarıyla hiç ilgilenmediyseniz bu fark belki size az gelebilir, ama bu yarışları yakından izliyorsanız ya da bir kez olsun bu mesafeyi koşmayı denediyseniz bunun ne denli inanılmaz bir olay olduğunu bilirsiniz. Bu inanılmazı başaran isim Eliud Kipchoge oldu. Gelin rekora ve Kipchoge’ye biraz daha detaylı bakalım.

Yazının devamı…

Breaking2 Denemesinin Ardından

Breaking2 Denemesinin Ardından

bre241950’li yılların başlarında bazı doktorlar ve bilim insanları hiç kimsenin bir mili dört dakikanın altında koşamayacağını söylüyorlardı. Bunu yapmanın zor veya tehlikeli olduğunu değil, imkânsız olduğunu savunuyorlardı. 17 Temmuz 1945’te İsveçli Gunder Hagg bu mesafeyi 4:01.4’te koşmuş ve üstünden geçen 9 yıla karşın bundan daha iyisini yapan çıkmamıştı. Çünkü neredeyse herkes bunun “imkânsız” olduğuna inanıyordu. 6 Mayıs 1954 günü İngiltere’de Iffley Road pistindeki başlangıç çizgisinde bekleyenler arasında, o dönem bu imkânsızlığa inanmayan birkaç adamdan biri olan Roger Bannister da vardı. Yarışın sonunda Bannister bitiş ipini göğüslediği anda hakemlerin süre ölçerleri 3:59.4 değerini gösteriyordu. Bir insan imkânsızı başarmış ve bir mili dört dakikadan kısa sürede koşmuştu. Bu bilgi tüm koşucuların zihinlerine ulaştığında ise her şey bir anda tersine döndü. Daha 46 gün geçmeden bir başkası daha bunu başardı. Ardından gelen birkaç ay içinde başka koşanlar oldu, birkaç yıl içindeyse daha fazlası. Yıl 1965 olmadan rekor 3:54’e inmişti bile. Bu yaşananın özetiyse şuydu: bir şeyin imkânsız olduğu düşüncesinden kurtulabildiğinizde, o artık imkân dâhilindedir.
Yazının devamı…

Runatolia 2017 İstatistikleri

Runatolia 2017 İstatistikleri

Geçen hafta sonu Antalya’da Runatolia yarışında yarı maraton koştum. Hedeflediğim 1:24 altı için gereken antrenmanları yapamadığımdan 1:25:09 ile yarışı tamamladım. Benim yarışım hakkında anlatılacak çok şey olmadığından bir yarış raporu yazmayacağım. Organizasyonda bence sorunlar vardı. Yarışın son 800 metresi geniş ve güzel bir caddede biterdi. Eminim bu yıl birçok insan (haberleri olmadığından -ki benim de yoktu) o son 800 metreyi bekleyerek, orada hızla koşarak bitişe geleceklerini umarak koştular ama hayal kırıklığına uğradılar. Eminim o caddeyi hemen trafiğe açmak için bu yıl parkurun o kısmını park içine almışlar. Daracık park içi beton yollarda (yarı maraton koşuyorsanız 10 km parkuru koşucularının kalabalığında) koşulan o son bölüm pek can sıkıcıydı. Öte yandan bitişteki yiyecek-içecek masaları yarı maraton ve 10 km koşanlarca tamamen tüketildiğinden asıl ihtiyacı olan maraton koşucularının elleri boş kaldı. Her şey affedilir belki ama bu pek affedilir bir hata değil. Neyse bu konularda sosyal medyada çokça yazılıyor.
Ben yarışın sonuç istatistiklerinden kısaca söz etmek istiyorum. Yarışın sonuçları halka açık olarak Depar Timing sitesinden sunuldu. Ben de tüm parkurların sonuçlarını indirip, üzerlerinde biraz çalıştım. Öncelikle genel katılım sayılarına ve bitirme oranlarına baktım. Şöyle rakamlara ulaştım:

Yazının devamı… Yazının devamı…

40. Paris Maratonu

40. Paris Maratonu

Paris maratonu madalyaHatırlar mısınız, robotik ve mekatronik teknolojilerinin henüz bu kadar gelişmediği yıllarda bir bardak suyu veya bir yumurtayı tutup kaldırmaya çalışan robot kol videoları vardı. O zamanlar, basıncı duyargalarla bugünkü kadar hassas algılatmak veya gücü motorlara şu anki kadar hassas uygulatmak zor bir işti. Bu işlerle uğraşmayan bizler için, bu basit işlevleri yerine getirirken bardakları veya yumurtayı parçalayan sakar robotları izlemek eğlendiriciydi. Çok yakın tarihli iki maraton koşmak konusunu düşündüğümde aklıma bu robot kollar ve başarılı/başarısız birçok video geliyor. “Ne ilgisi var” diye düşünüyorsanız, mart başındaki Runatolia’dan 4 hafta sonra koştuğum Paris Maratonu’nun aşağıdaki hikayesinde bu konuya da değineceğim.
Yazının devamı…

Maraton Hedefi Belirleme ve Sonuç Tahmini – 2

Maraton Hedefi Belirleme ve Sonuç Tahmini – 2

Maraton bitişi
Kaynak: Wikipedia

Bir maratona hazırlanıyorsanız kafanızı en çok meşgul eden şeylerden birisi yarış planınız, yani daha detaylı söylemek gerekirse yarışı hangi hızda koşacağınızdır. Tabii ki bunu kondisyon durumunuzu, hazırlık sürecini nasıl geçirdiğinizi ve kilit bazı antrenmanlarda gösterdiğiniz performansı gözeterek aşağı yukarı belirleyebilirsiniz ama koşucular genellikle daha net planlara ihtiyaç duyarlar. İş maraton bitirme süresini tahminlemeye gelir dayanır. Bununla ilgili olarak daha önce uzunca bir yazı yazmıştım. Okumadıysanız öncelikle onu okumanızı tavsiye ederim. Bu yazıda yeni öğrendiğim ve daha farklı girdilerle çalışan bir yaklaşımdan söz edeceğim.
Yazının devamı…

Runatolia 2016 Yarış Raporu

Runatolia 2016 Yarış Raporu

20160307_072038
Fotoğraf: Mert Derman

Geçen yıl Antalya’da maraton koşmama rağmen bir yarış raporu yazmamıştım. Belki blogun dikkatli takipçileri bunu fark etmiş ve başarısız bir yarış olduğundan raporunu yazmadığımı düşünmüş olabilir. O yarışa başlarken biraz hastaydım ve daha yarışın çok başlarında hiçbir şeyin istediğim gibi gitmediğini, gitmeyeceğini fark etmiştim. Hatta bir noktada neredeyse yarışı bırakmaya karar veriyordum. Böylesine kontrolsüz başlayıp biten bir yarışın raporunun kimseye bir faydası olmayacağını düşündüğüm için yazmadım. Bu yılın yarışını geçtiğimiz hafta sonu, 6 Mart pazar günü koştum. Hedefi tutturamadım ama raporu yazılmaya değer, kontrollü bir yarış koştuğumu düşünüyorum.
Yazının devamı…