Bozcaada Yarı Maratonu ve 10K Koşusu Koşuldu

Geçtiğimiz hafta sonu, 14 Mayıs 2011, cumartesi günü bir önceki yazıda sözünü ettiğim Bozcaada Yarı Maratonu ve 10K Yarışı koşuldu. Biz amatör koşucular sıklıkla Türkiye’de çok az sayıda yol koşusu düzenlendiğinden şikâyet ederiz. Sadece iki tane maratona ev sahipliği yapan ülkemizde yarı maratonların sayısı da iki elin parmaklarını geçmez. Etkinlik bu kadar az olunca kaliteye ve detaylara aldırmaksızın müsabakalara koşarak gider, koşucu camiası ile bir araya gelmenin ve ölçülmüş bir parkurda bizim gibilerle mücadelenin keyfini çıkarırız. Son birkaç yıldır yol koşularının sayısının artmasında bir ekibin, özellikle de bir kişinin, büyük emeği var. Bahsettiğim ekip, tümü gönüllülerden oluşan Yarış Takvimi ekibi ve bahsettiğim kişi de Zeynel Alhan. Bu ekip cumartesi günü oldukça güzel bir organizasyonu daha gerçekleştirdi. Ben de oradaydım ve tüm organizasyonu izleme fırsatım oldu.

Yarış turistik bir yer olan Bozcaada’da gerçekleştirildi. Bu durum koşucular ve onlarla birlikte gelenler için küçük bir tatil kaçamağı anlamına da geldi. Aynı zamanda Bozcaada otel ve pansiyonlarına ve tabii esnafına henüz sezon açılmadan bir hareketlilik de getirdi. Ne de olsa yaklaşık 650 koşucu, onlarla birlikte gelenler, organizasyonda görevli olanlar, gönüllüler derken tahminimce 2000’den fazla insan 2-3 günlüğüne adaya geldi. Yarış için seçilmiş yerin bazı negatif yanları da yok değildi. Öncelikle ulaşması oldukça güç bir yer Bozcaada. Ben Ankara’dan otomobille 8-9 saatte gidebildim (700 km). Öğrendiğim kadarıyla İstanbul’dan gelenler 5-6 saat, İzmir’den gelenler de 3-4 saat harcamışlardı ulaşım için. Aslında bu süreler Bozcaada’ya gidebilmek için binilecek vapurun kalktığı Geyikli’ye kadar olan süreler. Ondan sonra bir de, günde sadece bir kaç defa kalkan bu vapurlardan birine binebilmek gerekiyor. Her ne kadar yarış için bir iki ek sefer eklenmiş de olsa ulaşımı zorlaştıran bir etken. Zaten yarışın günü ve saati de bu nedenlerle genel uygulamadan farklı seçilmişti. Normalde bu tip yarışlar pazar günleri sabah saatlerinde koşulurken Bozcaada yarışı cumartesi günü saat 14:00’de düzenlendi. Organizasyonun başındaki Zeynel Alhan’ın bu konudaki yorumu şöyle:

“Birçok sporcunun önerdiği gibi bu yarışın Pazar sabahı yapılması maalesef uygun değildir. Koşu ve madalya töreni süreleri dikkate alındığında sabah 8’de başlayan yarışın ödül töreni öğlen 12’de bitmiş bile olsa, yarış yorgunluğu üzerine adadan ayrılmak ve uzun yolculuğa çıkmak güç olurdu. Üstelik vapur seferlerinin kısıtlı olması birçok sporcunun akşam saatlerinde adadan ayrılmasına ve gece yolculuğu yapmasına sebep olacaktı. Hâlbuki yarışın Cumartesi yapılması yarış sonrası sporcuların hem bir arada vakit geçirmelerine hem de dinlenmelerine fırsat tanımış oldu.

Cumartesi sabah yapılmasındaki sakınca ise Cuma günü işinden izin alamayan sporcuların gece yola çıkıp sabah yarışa yetişmelerindeki zorluktu. Sabah ilk vapur saat 10’da olduğu için yarış saati öğleden sonraya alındı. Tabii havanın bir anda bu kadar ısınacağı tahmin edilseydi yine de Cumartesi sabah erken saat de yapılması tercih edilebilirdi.”

1. Bozcaada Yarımaratonu & 10K Koşusu - Kayıt Masaları

1. Bozcaada Yarımaratonu & 10K Koşusu - Kayıt Masaları

Biz de -10K koşusuna katılacak olan eşim ve yeğeni ile birlikte- cuma sabahı erkenden yola çıktık. Yolun çok uzun olması nedeniyle cuma günü iş yerinden izin almak zorunda kaldım. Amacımız 14’deki vapura yetişmekti ama küçük bir farkla vapuru kaçırdık. Bir sonraki vapur 3 saat sonra olduğundan Geyikli’de iskelenin yanındaki çay ocağında zaman geçirmek zorunda kaldık. Orada Dailymile arkadaşlarından bazıları ile sohbet etme fırsatı da yakalamış oldum. Akşam saatlerinde adaya varınca hemen meydandaki kayıt masalarına gittik. Göğüs numaraları ve yarış malzemelerinin dağıtımı akıcı ve sorunsuzdu. Kayıt sırasında, daha önce sanal ortamda tanışmış olduğum Zeynel beyle de şahsen tanışma ve küçük bir sohbet gerçekleştirme fırsatı da buldum. Yine bu sırada gönüllülerden ve katılımcılardan birçok tanıdık yüzle de kısa kısa konuşma fırsatı yakaladım. O sırada hem organizasyon ekibinin hem de katılımcıların yarış konusunda çok heyecanlı olduklarını gözlemledim. Sanırım göğüs numaralarını alan herkes yolculuğun sıkıntısından kurtulmuş yarışın havasına çoktan girmişti. Numara dışında, ilk 500 kişiye etkinlik tişörtü (sonraki koşuculara yarış takvimi tişörtü), zaman ölçümü için çip, sponsorlardan iki dergi, sporcu içeceği ve ana sponsordan bir alışveriş kartı verildi. Bu sonuncusu kişisel bazı bilgiler verme zorunluluğundan dolayı benim çok hoşuma gitmedi ama sponsorluk bu tip etkinliklerin olmazsa olmazı, yapacak bir şey yok. Ayrıca ilk kayıt yaptıran 100 kişiden biri olduğum için yarış çantama bir de yarış takvimi logolu yarış kemeri eklenmişti. Verilen tişörtler bence kaliteli ve güzeldi; uzun süre giyeceğimden kuşkum yok.

Adadaki yerleşim alanı küçük, yemek veya içmek için seçilecek mekânların sayılı olmasından dolayı o akşam çok sayıda koşucu ile bir araya gelme ve sohbet etme fırsatı yakaladım. Daha önce tanıştıklarımın yanı sıra yüz yüze ilk kez tanıştığım koşucular da oldu. Bu tür etkinliklerin güzel bir yanı da bu işte, koşucu arkadaşlarla koşu ve yarışlar hakkında uzun sohbetler. O akşam konuştuğum neredeyse herkes, parkurun zorluğundan bahsediyordu. Ben yarış takvimi sitesindeki eğim grafiği ve harita dışında parkur hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Bu tür haritalar ve eğim grafikleri de çok fazla bilgi vermiyor açıkçası. Parkuru görmüş veya gören biri ile konuşmuş herkes, en iyi derece beklentilerinin boşa çıkacağını, buradaki derece hedefinin en iyi derce artı 10 dakika gibi bir süre olması gerektiğini dile getiriyordu. İnsan böyle şeyler duyunca ne düşüneceğini şaşırıyor. Ben gelmeden önce belirlediğim stratejiden vazgeçmemeye, ortalama 4:30 dk/km tempo ile koşmaya kararlıydım. Böyle düşünmemin nedeni konuştuğum kişilere güvenmemem değildi aksine her duyduğumda kararımı gözden geçiriyordum ama şöyle düşündüm; zorluğu başkalarından dinleyerek algılayıp hedef belirlemem imkansız, dolayısıyla kafamdaki strateji ile başlayıp parkuru hissetmek ve ona göre tepki vermek en doğrusu olacaktı.

Yarışın ilk kilometreleri - 1. Bozcaada Yarımaratonu ve 10K Koşusu

Yarışın ilk kilometreleri - 1. Bozcaada Yarımaratonu ve 10K Koşusu

Ertesi sabah kahvaltı sonrası parkur dışında başka bir zorlayıcı etken daha olacağı ortaya çıktı. Hava çok sıcak olacağa benziyordu. Öğle saatlerine kadar yine önceki akşamki gibi bir şeyler içip sohbet ederek zaman geçirdik. Hava giderek ısındı. Başlangıç noktasına yürürken, sanırım hava 25 dereceye yakındı. Başlangıç noktası oldukça kalabalıktı. Sonradan sonuçlardan öğrendiğim kadarıyla o kalabalık 623 kişiymiş (254 erkek, 57 kadın yarı maraton ve 167 erkek, 145 kadın 10K koşucusu). Bir önceki yazımda salı günü aldığım istatistiklerden söz etmiştim. Salı günü 430 olan katılımcı sayısı 3-4 günde 630’a yükselmişti. Yakın bir tarihte, yarış gününe 1 aydan çok zaman olmasına rağmen katılımcı sayısındaki yetersizlik bahanesiyle iptal edilen başka bir yarış olduğunu düşününce insan bir daha üzülüyor. Neyse biz, kaybolup giden etkinliklere sinirlenmek yerine, gelin takvimlerimize eklenen yeni etkinliğin yarış detaylarına dönelim.


Yarışın start anı – 1. Bozcaada Yarımaratonu & 10K Koşusu

Başlangıç noktasındaki 623 kişinin 312’si, yarı maraton koşucuları ile ilk 5 km’yi paylaşacak, o noktadan geri dönüp meydanda yarışı tamamlayacak 10K koşucusuydu. Hep birlikte yarışa başladık. Yanımda tüm yarışı birlikte koşmayı planladığımız Dailymile koşucusu Galip vardı. Daha yarışın başında hava sıcaklığı kendini hissettirdi. İlk 5 km’lik bölümde bile iniş çıkışlar başladı. Bu sırada 4:30 dk/km tempoyu tutturduk. Yarışın başlarındaki bu kilometrelerde Dailymile’dan tanıştığımız birkaç kişiyle koşarken yüz yüze tanışma fırsatı da yakaladık. 10K koşucularının dönüş noktası ve aynı zamanda su istasyonu olan noktadan geçtikten sonra yokuşlar artmaya başladı. Özellikle 6-7 km’ler arası ciddi bir çıkış ve ardından çok dik bir iniş karşıladı bizi. Bu sırada sıcak beni çok rahatsız etmeye başladı ve tişörtümü çıkardım. Ara ara esen rüzgâr beni ciddi biçimde serinletti ve çözüm işe yaradı. Bunun tek etkisi terin çok hızlı kuruması dolayısı ile daha fazla su kaybetmek olabilir diye düşündüm ama artısı daha çekici geldiğinden doğru olduğuna karar verdim.

Bitişe 500 m kala

Bitişe 500 m kala

Bu tip parkurlarda psikolojik bir etki de devreye giriyor. Bir önceki tepeden inerken ilerideki çıkışları çok net görüyorsunuz. 10.km’ye kadar iniş ve çıkışlarla ilerlerken ikinci 5k tempomuz 4:44 dk/km’ye düşmüş oldu. Bu bölümde su istasyonunu görür görmez bir Gu jeli tümden ağzıma sıktım. Asıl sıkıntının bu noktada başlayacağını önceki akşam çok söyleyen olmuştu ama bizi neyin beklediğini o dik yokuşu tırmanırken daha net anladım. 10-12 km’ler arasındaki asıl sıkıntı dik olan yokuşu çıkmak değil, ardından iniş sırasında, daha nabzı normale döndüremeden yeniden bir tepenin başlaması (eğim grafiğinde net bir biçimde görebilirsiniz). Bu bölümü de içeren üçüncü 5k tempomuz 4:50 dk/km’nin de altına düşmüş oldu. Bu çıkışlar sırasında tempo bazı noktalarda 6 dk/km üstüne geriledi. Ben nabzımı sürekli izleyerek 170 bpm’yi geçmemesine dikkat ederek çıktım bu yokuşları. 12.km sonrası çok dik bir inişte çok hızlandık. Bu inişte insan düşmemek için kendini yavaşlamaya zorlarken epey efor harcıyor, yani kalp dinleniyor ama eklem ve kaslar zorlanmaya devam ediyor. Bu inişin bittiği noktada birlikte koştuğum arkadaşım Galip kasığında bir sıkıntı olduğunu ve bir süre zorlayamayacağını söyleyince ayrıldık. 13-15 km’ler arası görece rahat bir bölüm vardı, burada zihnimi biraz dinlendirmiş oldum. Bu kısımda 1:39 pacer’ı olan Fatih beni yakaladı. Ne yalan söyleyeyim o kadar yavaş gittiğimi hesaplayamamış olduğumdan biraz şaşırdım. Hatta ona “gerçekten temponda mı koşuyorsun yoksa seni izleyen kalmayınca hızlandın mı” diye sordum. Gerçekten temposunda koştuğunu öğrenince en azından ona takılmanın doğru olacağına karar verdim. Üçüncü 5 km’lik bölümde o kadar çok zorlanmıştım ki 15.km’de kontrol noktasından geçerken görevlilere çaresizce içecek istasyonu nerede diye sordum. İçeceklerin az ileride olduğunu söylediler ve ben hemen bir jel daha tükettim. 16.km’de içecekleri aldıktan sonra Fatih’in peşini bırakmamaya çalışarak koşmaya devam ettim. Bir yandan Fatih’in hiç zorlanmadan o tempoda koşmasına şaşırıyor bir yandan da yeniden hafif de olsa çıkışların başlamasına kızıyordum. Fatih’i, spor geçmişini ve antrenman tempolarını Dailymile’dan anımsayarak bir süre sonra biraz içim rahatladı. Bir ara Fatih’e “işte bu benim LT nabzım” dedim, o da bana “öyle olsa 1 saatin üzerinde bu tempoda koşamazdın, bence biraz daha hızlanabilirsin” dedi. Haklı olduğunu fark edip, ondan aldığım gazla tempomu biraz artırdım. 20.km’ye kadar hafif çıkış devam etti ama sağ olsun Fatih’in yoldaşlığı epey işe yaradı ve ben yükselttiğim tempomu koruyabildim. 20.km sonrasında iniş başladı ve biz daha da hızlanarak bitişe yaklaştık. Son 500 metrede sprint atarak bitirecek kadar gücümün kalmış olması beni bile şaşırttı. Yarışı 1:38:18 ile tamamladım. 5k’lık bölmelerin tempoları sırasıyla: 4:31, 4:44, 4:51, 4:38, son 1km ise 4:19 dk/km. Ortalama 4:41 dk/km. Ortalama nabız 164 bpm ve maksimum nabız 171 bpm.

Eğim grafiği - 1. Bozcaada Yarımaratonu & 10K Koşusu

Eğim grafiği - 1. Bozcaada Yarımaratonu & 10K Koşusu

Yarış sonrası uzunca bir süre her bitirenle parkurun zorluğundan konuştuk. Madalya törenleri de yapıldıktan sonra kalabalık yavaş yavaş dağıldı. Ben de bir grup koşucu arkadaşı izleyerek denize girdim. Su çok soğuk olduğundan uzun kalamadım ama sanırım toparlanma açısından bir nebze faydası olmuştur. Duş ve biraz dinlenme sonrası serin ada akşamını yine koşucu sohbetleri ile keyiflendirdik. Yapılan çalışmalar, geleceğe yönelik planlar ve yarış kararları derken bir geceyi daha sonlandırdık.

Bence organizasyon çok başarılıydı. Tüm emeği geçenlere, koşuculara ve izleyicilere teşekkür ediyor, organizasyonun daimi olmasını talep ediyorum. Ulaşımın zorluğu, adanın güzelliği ve parkurun meydan okuyan yapısı nedeniyle görmezden gelinecektir diye düşünüyorum. Bozcaada Yarı Maratonu koşulmaya devam ederse her koşucuya katılmasını tavsiye ederim. Tek yapmanız gereken bu yılki deneyimlerden faydalanarak hedef belirlemek olmalı. Bozcaada parkuru değişmediği sürece kişisel en iyi derecelerin zorlanacağı bir parkur olmayacaktır. Bu yarışı daha farklı bir kategoride değerlendirmeli, zorlayıcı tepelerin olduğu bilinmeli ve burada yapılmış en iyi dereceleri iyileştirmek hedeflenmeli. Hatta buraya özel antrenmanlar planlanmalı ve özellikle tepe çalışmaları yapılmalı. Koşarken parkur canımı çok sıkmıştı ama şimdi farklı düşünüyorum; her zaman düz parkurlarda yarışıyoruz, böyle parkurlara da ihtiyacımız var ve Bozcaada sanırım bu boşluğu da dolduracak.

Bozcaada Yarı Maratonu ve 10K yarışı hakkında Zeynel Alhan’ın notlarını yarış takvimi sitesinden okuyabilir, Abdulkadir Yesilyurt’un Facebook sayfasından yarış süresince çekilen fotoğraflarını görebilirsiniz. Yine yarış takvimi ana sayfasından sonuç listelerine erişebilirsiniz.

Yorum bırakın

8 Yorum

  1. Abdullah Zengin

     /  22/05/2011

    Mert Bey selam,
    Bozcaada gözlem ve yorumlarınızı ilgi ve zevkle okudum,ellerinize yüreğinize sağlık.Start videosunu bilgisayarıma nasıl alabilirim.Teşekkürler.

    Abdullah Zengin

    Cevapla
    • mertderman

       /  23/05/2011

      Teşekkürler Abdullah bey,
      Start videosunu yarış takvimi ekibi youtube’a yüklemiş. Youtube videolarını bilgisayarınıza indirmek için özel uygulamalar veya tarayıcı eklentileri kullanmanız gerekli. Ya da videonun sahibinden talep edebilirsiniz.

      Cevapla
  2. Mutlu Demirkan

     /  16/04/2012

    Vallahi ne zamandır böyle bir parkur eğim grafiği arıyorum, bulamıyordum. Yokuşların methini duymuştum. Elinize sağlık yazı için, koşu için de ayaklarınıza. Başarılarınızın devamını dilerim.

    Cevapla
  3. Yorumlar icin cok cok tesekkurler. Bir saat sonra yarisa katilicam ve bircok onemli bilgi edindim sayenizde. Ahmet Sokmen

    Cevapla
  4. Merhaba, bu yıl Bozcaada’da koşmayı düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız ben de Ankara’dan gitmek istiyorum. Ulaşım dediğiniz gibi güç birlikte gidebilir miyiz veya öneriniz var mı diye sormak istedim. Caner Can

    Cevapla
    • mertderman

       /  13/04/2015

      Malesef, bu yıl gitmiyorum. Ankara gerçekten Bozcaada için ters bir yer. Geçtiğimiz yıllarda Çanakkale’ye uçakla gidenler olmuştu. Belki o yöntem denenebilir ama detaylarını bilmiyorum. Siz şimdiden kolay gelsin, yarışta başarılar.

      Cevapla
  1. 2011 özeti ve 2012′ye bakış « Ritim
  2. Bölüm 23 – Çekmeköy ve Bozcaada Yarışları « Koşturmaca

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: