2 Mayıs – 29 Mayıs 2022

2 Mayıs – 29 Mayıs 2022

Bu günlük yazılarının daha ikincisinden hemen sonra araya sürpriz bir yarış girdi. Ardından da yarış sonrası toparlanma evresi gelince zihin ve parmaklar bu konuda soğuyuverdi. Bir süredir antrenmanlara geri döndüm ama bu günlük yazılarına bir türlü dönememiştim. Bunun nedeni tembellik değil. Daha çok ne yazacağını bilememek; hem ilerisi için kendime bırakacak değerli bir şey bulamama hem de benim dışımda okuyacaklara katkısı olacak bir şeyler üretememe kaygısı. Tabii oturup biraz üzerine düşününce bu kaygının yersiz olduğu hemen görülebiliyor. Çünkü hem ne yazarsam yazayım bahsettiğim o değeri içinde bulamıyorum hem de biliyorum ki yazacağım en kötü şey bile anlamlı ve değerli olabilir. Benim zihnim böyledir işte, bir sarkaç gibi bir o uca bir bu uca salınır; açısal bir momentumu da olduğundan bir uca her gittiğinde aslında kendini farklı bir yerde bulur, dairesel olarak da dolanır durur yani. Neyse gelelim neler oldu ve oluyor kısmına.

Yazının devamı…
Crawley 24 Saat

Crawley 24 Saat

Bütün mutlu, hedefini tutturmuş koşucular birbirine benzer. Her mutsuz koşucununsa kendine özgü bahaneleri vardır. Geçtiğimiz hafta ikinci defa pistte 24 saat yarışı koştum. Böyle bir yarışta bitiş çizgisi olmadığından sadece bitirmeyi ya da belirli bir sürede bitirmeyi değil ulaşabileceğiniz en uzun mesafeyi hedef olarak benimseyebiliyorsunuz. Daha önceki yarışın raporunda da belirttiğim gibi erkekler için 180-200 km arası iyi dereceler. 180 km zaten Spartathlon başvuru barajı. 200-230 arası ise oldukça iyi dereceler. Bu nedenle benim ilk hedefim 180 km’yi, ondan sonraki hedefim daha önceki mesafemi (194 km) ve son olarak da 200 km’yi geçebildiğim kadar geçmekti. Sonuçta ilk iki hedefi tutturabildim ama son hedef yine sonraki denemelere kaldı. Yani benim de hedeflerinin tümünü tutturamamış mutsuz bir koşucu olarak bahanelerim var. Onlara raporun içinde ayrı ayrı değineceğim. Ama başlamadan önce şunları belirtmeme izin verin lütfen; ben hiçbir özelliği olmayan, normal bir insan ve ortalama bir koşucuyum. Çok büyük iddialarım, hırslarım yok. Sadece kendi vücudumun ve zihnimin sınırlarını arıyorum. Bir yandan da çok üstünde düşünmüyor olsam da artık yaşlanmaya başlıyorum. Bu yazıları öncelikle kendim için günlük gibi, ardından da okuyanlara deneyim paylaşımı ve olabildiği kadar da ilham olması için yazıyorum. Yazılanları bu bilgiler eşliğinde okumak önemli. Bunu da aradan çıkardığımıza göre gelin başlayalım.

Yazının devamı…
14 Şubat – 6 Mart 2022

14 Şubat – 6 Mart 2022

Bu iki haftalık antrenman özeti/günlüğü yazılarının ilkinde, yazıların frekansını planlarken “En azından haftalık, o da mı olmadı, iki haftalık toparlamalar yazabilirim diye düşündüm. Gerçi iki hafta uzun bir süre…” yazmışım. Talihsiz başlangıçlar listesine girebilecek bir cümle olmuş. Zira daha ikincisinde geciktirdim. Bu yazıda son üç haftaya odaklanacağım. Biraz da gevezeliğim üstümde olduğundan uzunca olabilir. Gerçi çok kişinin okumasını beklemiyorum ya da zaten amacım o değil ama olsun. Kendim dönüp ileride okurum diye yazıyorum, umarım şimdi okuyan az sayıda insanı ve gelecekteki Mert’i sıkmam.

Yazının devamı…
1 Şubat – 13 Şubat 2022

1 Şubat – 13 Şubat 2022

Son yazıda, diş operasyonu ve sonrasında COVID nedeniyle beklediğimden uzun süre koşamadığımdan söz etmiştim. Ancak ondan bir süre sonra koşulara döndüm ve şimdi normal bir şekilde devam ediyorum. Bu mola süresince uzun zamandır aklımda olan bir konuda biraz daha fazla düşündüm. Koşu antrenmanları sonrası hem antrenman hakkında hem de koşarken düşünülenler veya hissedilenler üzerine yazmak, kısacası bir koşu günlüğü tutmak her zaman önerilir. Ama hayatın akışı içinde işler, sorumluluklar vs. devreye girdiğinde bunu tutarlı bir şekilde sürdürmek çok zor olabiliyor. Ben de madem bunu yapamıyorum en azından haftalık, o da mı olmadı, iki haftalık toparlamalar yazabilirim diye düşündüm. Gerçi iki hafta uzun bir süre, hem antrenmanların detaylarını hem de kafamdakileri anımsayabilir miyim bilmiyorum ama önemli şeyleri unutmayacağımı varsayarak başlıyorum. Bu da o konuda attığım ilk adım olsun.

Yazının devamı…
Zorunlu Mola

Zorunlu Mola

Daha önce de yazmıştım, kendime her yılın sonunda en az 3-4 hafta koşudan uzaklaşıp vücudumu dinlendirme sözü vermiştim. Uzun zamandır yapmam gerektiğini düşündüğüm, ama bir nedenle gerçekleştiremediğim bu sözümü zorunluluktan dolayı yerine getirmek durumunda kaldım; tam 2 hafta boyunca sıfır koşu.

2021’i yüksek bir hacimle kapadıktan sonra bu yıla antrenmanda maraton mesafesi koşarak başlamıştım. Yılın ikinci haftasını da 100 km hacimle geçmiştim. Bu, yavaşlamadan devam etmek anlamına geliyordu ama planlanmış ve zorunlu bir mola olacağını bildiğim için böyle yapmıştım.

Yazının Devamı
Gloucester 24 Saat

Gloucester 24 Saat

Ultra maratona adım attıktan sonra çeşitli mesafelerde ve türlerde yarışlar koştum. Yeri geldi dağların en yüksek noktalarına hızlı yürüyüşlerle tırmandım, yeri geldi asfaltta onlarca kilometre dümdüz koştum. Bu yarışların hepsi bir başlangıç ve bir de -bazen ikisi aynı da olsa- bitiş çizgisine sahipti. İlki ile ikincisi arasındaki mesafeyi ne kadar sürede geçtiğim ölçüldü hep. Ama hiç belirli bir sürede ne kadar yol kat edeceğimi ölçen bir yarışa katılmamıştım. Bu merak ettiğim, hep yapmak istediğim bir şeydi. Yapılacaklar listemde durduğu sürece içim rahat etmiyordu. Bu tür yarışlar 6 ve 12 saat ile başlıyor, 24 ve 48 saat ile devam ediyor son olarak da 6 gün (144 saat) yarışları ile son buluyor. Neredeyse 6 saat süren antrenman koşularım olmuştu, 12 saat de 100 km yarışlarına benziyordu. 48 saat ve 6 gün ise bana çok delice geldiğinden geriye elimde 24 saat kaldı. Şöyle bir düşününce 24 saat çok güzel bir süre; tam bir gün. “Bir insan tam bir günde ne kadar yol alabilir?” güzel bir soru. Ben kendim için bu sorunun cevabını aramaya başladım. Geçen hafta sonu Gloucester’da bir 24 saat pist yarışında koştum. Bu yazıda bu konudan söz edeceğim.

…

Yazının devamı… Yazının devamı…

Anlar ve Anılar

Anlar ve Anılar

Uzun zamandır şöyle bir şey yaşıyorum: Bir anda aklıma katıldığım bir yarıştan veya keyifli bir antrenmandan bir sahne, bir anı geliyor. Ama ilginç olan şey bunların başarılı bitiriş anları ya da heyecanlı başlangıç noktaları olmaması. Hatta yarışta veya antrenmanda olan çok özel noktalar ya da anlar değiller. Rastgele bir rotadan rastgele bölümler. Örnek vereyim.

…

Yazının devamı… Yazının devamı…

Ayarı Kaçanlar Söyleşi

Ayarı Kaçanlar Söyleşi

Ekim 2020’de burada duyurmuştum; Can Özbek ile birlikte yeni bir podcast serisine başlamıştık. Ayarı Kaçanlar Podcast 22 bölüme ulaştı bile. Şimdiye kadar epey farklı konuları ele aldığımız 18 bölüm, 2 konuklu bölüm, bir tanıtım bölümü ve bir de sadece o dönemin haberlerini ele aldığımız haberler bölümü kaydedip yayınladık. Siz de dinlemek isterseniz herhangi bir podcast uygulamasında arayıp bularak ya da Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz.

Blogun takipçileri anımsayacaktır daha önce Açık Radyo’da Muzaffer Çorlu’nun Bisiklet Zinciri isimli programında konuk olmuştum. Geçtiğimiz hafta sevgili Muzaffer Çorlu beni ve Can’ı Ayarı Kaçanlar olarak söyleşiye davet etti. Uzun bir sohbet gerçekleştirdik.

…

Yazının devamı… Yazının devamı…

Bölünmüş 100 km ve uykusuzluk

Bölünmüş 100 km ve uykusuzluk

Biliyorsunuz yaklaşık 15 aydır olağanüstü bir dönemi yaşıyoruz. Hayatın her alanını etkileyen, altüst eden, hatta virüsün/hastalığın doğrudan aldığı hayatların yanı sıra ekonomik ve sosyal etkileriyle de dolaylı olarak hayatlara mal olan bir salgın hastalığın pençesindeyiz insanlık olarak. Hal böyle olunca en temel ihtiyaçlara odaklandık ve geri kalan her şey lüks oldu. Buna koşu yarışları da dahil. Zaten geçtiğimiz yıl birçok yarış iptal oldu. Bu yıl o yarışlara ne olacak herkes merakla bekliyor.

Ben kendisini yarışla motive eden birisi değilim, olmamaya çalışıyorum. Daha önce de çok yerde dile getirdim, ulaşılıp biten telik hedefler yerine atelik hedeflere, sürekli, hiçbir zaman yok olmayacak hedeflere odaklanıyorum. Örneğin, istediğim her an, özel bir hazırlık yapmadan, çıkıp 4 saatten hızlı bir maraton koşabilecek bedensel ve zihinsel konumda kalmak gibi bitmeyecek bir hedefim var. Kim bilir gün gelir bu “4 saatten hızlı” kısmını “4,5 saatten hızlı” şeklinde değiştiririm ama yine de tükenmeyen atelik bir hedefim olur elimde. Hatta geçtiğimiz günlerde bu hedefi halen tutturmuş vaziyette miyim diye bir kontrol koşusu da yaptım. Şimdilik her şey yolunda görünüyor.

…

Yazının devamı… Yazının devamı…

Instagram Söyleşi

Instagram Söyleşi

Limit Sensin ekibi Instagram hesaplarını bir haftalığına limitsiz hayatlar yaşayan kişilere bırakıyor. 28 Aralık 2020 – 03 Ocak 2021 haftasında da hesaplarını Alper Dalkılıç’a (@alperdalkilicultra ) devretmişlerdi. Alper o hafta boyunca Limit Sensin hesabının canlı yayın ve hikaye kısmını yönetti.

Alper de sağ olsun bir akşam hesabın canlı yayınında benimle söyleşi yapmayı teklif etti. 3 Ocak pazar akşamı canlı yayında Alper ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Özellikle Can’la birlikte yeni başladığımız Ayarı Kaçanlar podcasti üzerine, genel olarak da benim koşu geçmişim ve deneyimlerim hakkında konuştuk. Canlı yayına katılan 100-150 kişi oldu ve sağ olsunlar yayını ve sohbeti çok keyifli kıldılar. Ne yazık ki canlı yayın sırasında yazılan yorumlar IGTV’de görülemiyor ama yayının tamamını aşağıda izleyebilirsiniz. (Göremiyorsanız şu bağlantıdan izleyebilirsiniz.)

…

Yazının devamı… Yazının devamı…