Koşu bandı hakkında yanlış bilinenler

Koşu bandı hakkında yanlış bilinenler

Bir dakikanın çok kısa olduğunu düşünüyorsanız, koşu bandında hiç koşmamışsınız demektir.
Bir dakikanın çok kısa olduğunu düşünüyorsanız, koşu bandında hiç koşmamışsınız demektir.

Birçok koşucu koşu bandında koşmaktan nefret eder. Kapalı ve görece havasız bir alanda, olduğun yerde koşmakla, dışarıda özgürce koşup, manzaranın ve açık havanın tadını çıkarmak karşılaştırıldığında bunu anlamak çok zor olmuyor. Açıkçası ben de koşu bandında antrenman yapmayı çok sevmiyorum. Hatta birkaç sene önce bu konuda şöyle bir yazı yazmıştım. Koşucular olarak sevmediğimizden olsa gerek, koşu bandını kötülemek konusunda bazı yanlış bilgilere sıkıca sarılıyormuşuz meğer. Ben de bahsettiğim yazımda bu yanlışlardan bazılarını kullanmışım. Yakın zamanda okuduğum bir yazı bu konulara biraz daha yakından bakmamı sağladı. Kısaca burada da paylaşmak istedim.
Yazının devamı…

Koşu pistinde antrenman

Koşu pistinde antrenman

ss2Son zamanlarda antrenmanlarımın çoğunu pistte yapmaya başladım. Zaten her zaman, özellikle interval ve tempo gibi görece daha teknik antrenmanlarımı pistte yapardım ama artık neredeyse hep pistteyim. Bazı arkadaşlar pistte antrenman yapmanın sıkıcı olduğunu düşünse de bana çok sıkıcı gelmiyor. Bugüne kadar pistte 32 km’den daha uzun antrenman yapmadım, ama ötesine de geçsem çok dert etmeyebilirim. Bu kadar çok pistte koşunca aklıma koşu pistleri ve pistte antrenman yapmak üzerine bir şeyler karalamak geldi. Özel bir konuya odaklanmak veya bir sistematik izlemek gibi bir amacım yok sadece bu konuda bildiklerimi, deneyimlediklerimi veya aklıma gelen her şeyi yazacağım.
Yazının devamı…

Her Güne Bir Yarı Maraton – 2. Sezon

Her Güne Bir Yarı Maraton – 2. Sezon

17 – 28 Aralık tarihleri arasındaki 12 gün boyunca her gün bir yarı maraton koştum. Daha önce 5 ve 7 gün denemiş hatta 7 günlük deneme sonrası şöyle bir yazı yazmıştım. O yazıda:

Bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda çok düşündüm. […] Yazmak istemedim çünkü gösteriş gibi olacaktı. “Bakın ben bunu yapabildim” diye herkese haber vermek fikri pek içime sinmedi. Ama sonra aslında bunun gösteriş olacak kadar önemli bir şey olmadığının farkına vardım. Çevremde bundan çok daha fazlasını çok daha iyi bir şekilde yapabilecek birçok insan var. […] Şimdi onlar ortada dururken bunun bir gösteriş yazısı olamayacağını anladım.

diye yazmıştım. Bu sefer de benzer düşünceler geçti kafamdan ama o yazıya gelen yorumlarda yazıp paylaşmanın insanları motive ettiğini ve ilham verdiğini okuduğum için bunu da yazmaya karar verdim. Hatta arada geçen sürede verdiğim o örneklere yenileri de eklendi; James Lawrence 50 günde 50 Ironman tamamladı. Arkadaşlarımdan biri de iki kez Spartatlon tamamladı; yani bir buçuk gün içinde 246 km koştu. Peki bir insan neden 12 günde 12 yarı maraton koşar? Ya da bir insan neden önceki yazıda ve yukarıda verdiğim örneklerdeki şeyleri yapar?
Yazının devamı…

Sade interval antrenmanı – 400m tekrarları

Sade interval antrenmanı – 400m tekrarları

Kronometre

İnterval antrenmanları birçok koşucunun kafasını karıştırıyor. Özellikle hazır bir yarış programı kullanmayan veya bir antrenörle çalışmayan koşucular kendi programlarını hazırlarken interval söz konusu olduğunda zorlanıyorlar. Aslında bu çok doğal, çünkü konu gerçekten de biraz karmaşık. Başlangıç durumuna, hedefe, yarış mesafesine ve daha birçok şeye göre farklılaşan interval antrenmanları düşünmek gerekiyor.

Öte yandan amacı sadece biraz hızlanmak, 5 km veya 10 km süresini iyileştirmek isteyen yeni başlayan koşucular için en ideali 400 metre tekrarları. Hızlanma konusunda yeniyseniz, çok spesifik hedefleriniz yoksa ve interval karmaşasından uzak kalarak hızlanmak istiyorsanız 400 metreler işinize yarar. Daha önce intervaller ile ilgili uzun (ve biraz da farklı bir yaklaşımla) şu yazıyı yazmıştım, eğer okumadıysanız önce onu okumanızı öneririm. Şimdiyse Athletics Weekly sitesinde okuduğum bir makalenin özetini yazmaya çalışacağım. Hızlıca, bahsettiğim yazıyı yazarken uydurduğum kısaltmadan söz edeyim. İnterval antrenmanının dört öğesi vardır: hızlı koşulan mesafe, dinlenme süresi veya mesafesi, tekrar sayısı ve hız; akılda kalması için hepsinin başlangıcını alırsak mediteh yapıyor. Bu yazıda da mediteh çokça geçecek. Bunların yanına bir de set kavramı geliyor; tekrarları bölümlere bölerek koşarken bu bölümlerin arasında daha uzun dinlenme koyunca her bölüme set deniyor.

Not: Aşağıda verilen örnekler tamamen rastgeledir. Her koşucunun deneyimine, fitness ve sağlık durumuna özel rakamlar vardır. Kesinlikle örneklerdeki rakamları deneyerek başlamayın. Nasıl başlayacağınızı hiç kestiremiyorsanız McMillan koşu hesaplayıcısını kullanarak ve birkaç deneme yaparak belirli rakamlara ulaşabilirsiniz.

Aslında makalenin yazarının konuya girişi ilginç bir soruyla olmuş: “400 m tekrarlarını neden hep çift sayıda -6, 10 ve 12 gibi- yapıyoruz?”. Bu soruyla başlamış ama sonra interval konusunu detaylandırmış. Öncelikle uyum ve gelişim için önerilen yolu sırasıyla yazarak tariflemiş:

– Aerobik dayanıklılığı artırmak için seansın hacim ve yükünü; yani tekrar sayısını artır.
– Fitness durumunun gösterdiği ve hedefin gerektirdiği ölçüde hızı artır.
– Fitness durumunun gösterdiği ölçüde ve yarışa göre özelleşmek için dinlenmeyi azalt.
– Kaliteyi yüksek tutarken yükü artırmak için set sayısını artır.
– Ve en önemlisi hiçbir zaman bunları birbirleri ile aynı anda yapma.

Sonuçta amacımız antrenman hacmini ve yükünü artırırken dinlenmeleri azaltarak yarışa hazır hale gelmeye çalışmak. Peki bu artırmalar ve azaltmalar ne zaman yapılacak. Onu da şöyle açıklıyor: Diyelim 90 saniyelik 10 adet 400 metreyi 110 sn dinlenme ile koşarak başladınız. Bunu birkaç kez tekrar ettikten sonra son iki seans durum iyiye gittiyse bu set değiştirilir. Yani son seansta ilk 9 tekrarı 89-90 saniyede koştuktan sonra onuncuyu 85 saniyede koşabildiyseniz durum iyiye gitmiş demektir. Ya da ilk dört tanesini 89-90 saniyede koşup sonrakilerde 94-95 saniyeleri gördüyseniz artırma zamanı gelmemiş demektir. Bir başka ipucu da vücut dilidir. Dinlenme aralarında ne kadar hızlı toparlanıyorsun veya son tekrardan sonra tamamen tükendin mi? Bunları gözlemlemek önemli.

Pistte interval - Mert
Pistte interval antrenmanı (Fotoğraf: Başak Gürbüz Derman)

Periyodizasyonu da, yani yarışa kalan süre ve aradaki dönem bölümlerini, dikkate almak önemli. Periyodizasyonun başındayken tekrarları değiştirirken önce bir tane artırıp durumu gözlemlemek gerek. Sorun yoksa yani hız düşmüyor, toparlanmalar normal ve sonlara doğru koşu formu çok bozulmuyorsa bir sonraki antrenmanda bir tane daha ekle. Son eklenen tekrar zor geldiyse eklemeyi durdur sonraki antrenmanlarda durumu gözle. Diyelim yukarıdaki ilk örneği mayıs ayında, hazırlık döneminde yaptınız ve tepe noktanız için temmuzu düşünüyorsunuz. Haziranda 87-88 saniyelik 11-12 adet 400 metre 100 saniye dinlenmelerle koşulabilir. Temmuz geldiğinde 84-85 saniyelik 8-9 adet 400 metreyi 85 saniye dinlenmelerle koşmayı planla.

Dinlenmede azaltma, sadece önceki antrenmanlardaki dinlenmelerde çabuk toparlanıldıysa yapılır. Bunun için vücut dili çok şey anlatabilir, ama nabzı kullanmak çok daha akıllıcadır. Örneğin, hızlı bölümlerin sonunda 180 bpm’den sonra ikinci sete başlarken nabız 130 bpm’den düşükse süper, ama 150 bpm’den yüksekse durum iyi değil demektir.

Yükü daha da fazla artırmak ve artan yükü daha kolay taşımak için seansı setlere bölmek çok iyi fikir olabilir. Örneğin 5 tane 87 saniyelik 400 metreyi 100 saniye dinlenmelerle 2 set ya da 4 tane 87 saniyelik 400 metreyi 100 saniye dinlenmelerle 3 set koşup setlerin arasında 5 dakika dinlenmek gibi.

Belki çok özet oldu, ama başında da değindiğim gibi bunu tamamen 400 metre tekrarları kullanarak işi karmaşıklaştırmadan hızlanmaya başlamak için kullanılabilecek bilgiler özeti gibi düşünün lütfen. 400 metre tekrarları için kesinlikle bir koşu pistine gitmenizi öneririm. En içteki kulvar tam 400 metredir ve tartan zemin böyle zorlayıcı antrenmanlarda yıpranmanızı önleyecektir. Ve özellikle interval gibi çok zorlayıcı antrenmanlara girişmeden önce şu uyarımı yeniden anımsatmama izin verin.

Herkese iyi antrenmanlar.

İki küçük değişiklik

İki küçük değişiklik

İki değişiklikten bu blogda hiç söz etmediğimi fark ettim. Blogu takip edenlerle bu iki haberi paylaşmam gerektiğini düşünüyorum. Çok uzatmadan hızlıca bunlardan söz etmek istiyorum.

Antrenman günlüğü

2008 yılında koşmaya başladığımda antrenman kayıtlarımı elektronik tablolarda tutuyordum. Bir yıl kadar sonra bunun için bir internet sitesi arayışına girdiğimi anımsıyorum. Çok fazla alternatif yoktu ve bulduklarım arasında en çok hoşuma gideni Dailymile olmuştu. Uzun zaman antrenman günlüğümü Dailymile’da tuttum. O site sayesinde çok fazla arkadaşım oldu ve çok şey öğrendim. Hatta bu blogda Dailymile’ı tanıtan bir yazı da yazmıştım. Özelliklerini sevdiğim, bana katkısı çok olduğu için övmüş, herkese tavsiye etmiştim. Sitenin özellikleri bedava kullanılıyordu (hala da öyle). Ben geliştirip ayakta tutanlara destek olmak için mağazalarından tişörtler satın aldım. Yetmedi çok fazla ek özellik vaat etmese de paralı üye oldum. Ama yıllar geçtikçe sitenin hiçbir ilerleme kaydetmediğini fark etmeye başladım. Onlar yapmıyorlarsa ben bir özellik ekleyeyim diyerek bir tarayıcı eklentisi bile yazdım. Öte yandan yavaş yavaş çok daha kullanışlı ve özellikli alternatifler ortaya çıkıyordu. Bunlardan en dikkat çekici olanı, aslen bisikletçileri hedeflemiş olan Strava’ydı. Önce bir süre iki siteyi aynı anda kullandım ama sonra geçtiğimiz Ağustos ayı itibariyle Dailymile’dan tamamen koptum.
Yazının devamı…

Gloria Ironman 70.3 Türkiye – 2015

Gloria Ironman 70.3 Türkiye – 2015

Gloria Ironman 70.3 madalyaGeçtiğimiz hafta sonu yani 25 Ekim 2015 pazar günü Türkiye’de ilk kez Ironman markası altında bir orta mesafe triatlon yarışı gerçekleşti. Yarış, WTC’nin (World Triathlon Corporation-Dünya Triatlon Kuruluşu) markası olan resmi bir Ironman yarışıydı ama Türkiye’deki organizasyonu Gloria oteller zinciri gerçekleştirdi. “Gloria” ismini ilk duyduğumdan beri aklımda rock tarihine damga vurmuş, aslında 1964 yılında Them grubu tarafından yaratılmış ama inanılmaz çok sayıda grup ve kişi tarafından çalınıp söylenmiş “Gloria” şarkısı var. Yarış hakkındaki görüşlerimi ve kendi yarışımın raporunu aşağıda okuyacaksınız. Dilerseniz okumaya başlamadan şarkıyı başlatın ve şarkı eşliğinde okuyun. Ben onlarca cover arasından The Doors’unkini seçtim.
Yazının devamı

VeloTürk Gran Fondo

VeloTürk Gran Fondo

Festival logoGran Fondo, kalabalık bir grupla uzun mesafeli bisiklet binişlerine verilen isim. Bu bir yarış da olabiliyor sadece bir biniş de. Hem bir spor olayı hem de kültürel bir deneyim. Başlangıcı 1900lerin başlarında İtalya’ya kadar uzanan bir kavram. Ülkemizde daha önce organize edildi mi bilmiyorum ama benim duyduğum ilk etkinlik geçtiğimiz hafta sonu Kapadokya’da gerçekleşen Salcano Kapadokya Bisiklet Festivali çerçevesinde gerçekleştirildi. Ben de oradaydım ve gördüklerimi özetlemek istedim.
Yazının devamı…

Raidlight Aladağlar Sky Trail 2015 Yarış Raporu

Raidlight Aladağlar Sky Trail 2015 Yarış Raporu

Aladağlar Sky Trail - LogoHepimiz yaptığımız şeyin zorluğunu çevremize, uzun anlatımlara izin vermeyen sosyal medyada kısa ifadelerle duyurmaya çalıştık. 3000+ metre kazanım dedik, 3720 ve 3500 metre rakımlı iki zirve dedik, ilk 13 kilometrede 2000+ metre tırmanış, zorlu zeminler, irtifa dedik. Ama ne yazık ki yetmedi. Hiçbir zaman yetmiyor zaten. Rakamlar, grafikler, hatta fotoğraflar bile orada olmanın nasıl bir şey olduğunu, o zorluğu ve yanında getirdiği o keyfi anlatmaya yetmiyor. Geçtiğimiz hafta sonu, 15 Ağustos cumartesi günü, Türkiye’nin ilk Sky Trail yarışı olan Raidlight Aladağlar Sky Trail koşuldu. Sabah saat 6’da başlangıç çizgisine ayağımı koyduğumda çevremde 110 kişi daha vardı. 47 kilometre sonra başlangıçla aynı çizgi olan bitiş çizgisinden geçtiğimde de benden önce o çizgiyi 9 kişinin geçtiğini gördüm. Arada geçen 7 saat 28 dakikada neler gördüğümü, yaşadığımı aşağıda anlatmaya çalıştım.
Yazının devamı…

Koşu antrenmanı örnekleri – 1

Koşu antrenmanı örnekleri – 1

Uzun süredir sadece yarış raporları ve ayakkabı incelemeleri yazdığımı fark edip biraz antrenman çeşitlerine değinmeye karar verdim. Aslında daha önce bu konudan kısaca bahsetmiştim. O nedenle tanımlara çok girmeden belki birkaç antrenman önerisinde bulunarak konuya girebilirim. Benim ve bu blogu okuyan birçok insan için koşu deyince akla orta ve uzun mesafeli koşular geliyor bu nedenle öncelikle dayanıklılığı artıracak, aerobik gücümüzü geliştirecek antrenman önerileriyle başlayalım. Ama başlamadan önce şurada yaptığım uyarıyı anımsatmak ve her ne kadar tümünde “normal koşu temposu” veya “laktat seviyesi temposu” gibi koşucuya özel tanımlar olsa da her antrenmanı yapabilir durumda olup olmadığınızı sadece sizin en doğru şekilde tartabileceğinizi söylemek istiyorum.
Yazının devamı…