
Aklımda Kaldığı Kadarıyla Spartathlon 2019
İlk maratonumu koştuktan sonraki gün üst bacak kaslarım inanılmaz ağrıyordu. Merdivenlerden inmek, klozete oturmak ya da oturduğum yerden kalkmak eziyet haline gelmişti. Büyük bir şehir maratonu koştuysanız ertesi gün tüm şehirde saçma sapan yürüyen, hareket eden insanlar görürsünüz, hepsi aynı dertten muzdariptir. Halk arasında bu ağrıya hamlama ağrısı deniyor. Hatta bazen “et kesilmesi” denildiğini de duydum. İngilizce adı “Delayed Onset Muscle Soreness” (DOMS); yani gecikmiş biçimde kendini gösteren kas ağrısı. Çünkü ağrı bir süre sonra ortaya çıkıyor. Uzun süredir çok fazla kullanmadığınız bir kasınızı bir anda normalden çok kullanırsanız bir gün (bazen iki gün) sonra bu ağrıyı yaşarsınız. İnsanların bir çoğu bu ağrının nedeninin laktık asit birikmesi olduğunu düşünür, öyle bilir ama aslında nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte kastaki mikro yırtıklar olarak tahmin ve kabul ediliyor. Bu ağrıyı anlatarak başlıyorum çünkü bu yılki Spartathlon yarışı sırasında yaşadığım ağrının ne olduğunu ve nedenini bilmiyorum, ama anlatırken ve ondan bahsederken tarif etmek için hamlama ağrısını kullanabilirim. İnsan 246 kilometrelik bir yarışın daha 50. kilometresinde bacaklarında böyle bir ağrı hissetmeye başlayınca şaşırıyor ama daha da önemlisi korkuyor. O anlara geleceğim elbet ama biraz geriden başlasam daha iyi olacak.
…




Geçtiğimiz pazar günü, 16 Eylül 2018’de, Berlin’de çok özel bir şey oldu. Maraton mesafesinde bir dünya rekoru kırıldı. Çeşitli kategorilerde çok farklı rekorlar kırılıyor, maratonda da defalarca rekor kırıldı, peki ama neden bu seferki özel? Bu rekoru özel kılan bir önceki rekorla arasına koyduğu fark: tam 78 saniye iyileşme. Maraton mesafesindeki koşu yarışlarıyla hiç ilgilenmediyseniz bu fark belki size az gelebilir, ama bu yarışları yakından izliyorsanız ya da bir kez olsun bu mesafeyi koşmayı denediyseniz bunun ne denli inanılmaz bir olay olduğunu bilirsiniz. Bu inanılmazı başaran isim Eliud Kipchoge oldu. Gelin rekora ve Kipchoge’ye biraz daha detaylı bakalım.
Geçen yıl Aladağlar Sky Trail’de 3. defa koşmuş, yarış sonrası
Son yazdığım ayakkabı incelemesinin başında ayakkabı incelemeleri ve onları okuyup değerlendirmek konularında bir giriş yapmıştım. Her incelemeyi okurken bunları akılda tutmakta fayda var ama ben her seferinde yeniden yazmayacağım. Zaten bu blogun okuyucuları benim incelemelere nasıl yaklaştığımı ve ne amaçla paylaştığımı çok iyi biliyorlar. Yine de bahsettiğim girişi merak ediyorsanız