Kış aylarında koşmak

Kış aylarında koşmak

karda kışta koşmak
böyle bir şey değil

Eveeet, işte o günler geldi çattı. Sonbaharda serin havalarda keyifli keyifli koşarken bir anda kendimizi kışın ortasında buluverdik. Hava sıcaklıkları sıfıra yaklaştı hatta Ankara gibi iç bölgelerde eksi sıcaklıklarda koşar olduk. Hava soğuk da olsa yağmurla veya rüzgârla işimiz çok zorlaşmıyor belki. Peki, ama kar, buz? Sabah erken koşanlar için hava daha karanlıkken sıcak yataktan ayrılıp buz gibi havaya çıkmak, akşam koşanlar için ise sıcacık eve girip kendini koltuğa atmak varken yeniden giyinip soğuk ve karanlık yollara çıkmak çok zor. İşin motivasyon kısmını bu yazı için atlayıp bu zor hava koşullarında kendimizi hastalık veya sakatlıktan koruyarak koşmaya nasıl devam edebiliriz ona bakalım.
Yazının devamı…

Dailymile için Chrome Eklentisi

Dailymile için Chrome Eklentisi

weekRes128Dailymile; koşan, bisiklete binen ve hatta genel anlamda her türlü spor yapan insanlar için kullanışlı bir site. Daha önce detaylı bir yazı yazmıştım. Ancak nedendir bilinmez geliştiricileri yeni özellikler katmak konusunda biraz yavaşlar. Uzun zamandır birçok kullanıcının dile getirdiği çokça yenilik ihtiyacı varken pek kulak asmıyorlar. Komünitenin kalabalık ve kaliteli olması kullanıcıların bu eksiklikleri göz ardı etmesini sağlıyor ama şikayetler yok değil. Yazılım işinde çalışan biri olarak (her ne kadar sitenin altyapısını bilmesem de) bazı özelliklerin kolaylıkla eklenebileceğini düşünüyorum. Belki bu girişimlerini paraya dönüştürmenin yollarını arıyorlardır diye düşünüyordum ama yıllık ücret talep ettikleri “pro” hesabına geçtikten sonra orada da beklediğimi göremeyince farklı gerekçeleri olduğuna kanaat getirdim. Zaten “pro” hesaba geçme amacım da ek özelliklere erişmekten çok böyle bir uygulamayı geliştirip sürdürdükleri için geliştiricilerine teşekkür etmekti.
Not: Artık eklentinin blogda kendine özel bir sayfası var. Orada daha detaylı bilgi bulabilirsiniz.
Yazının devamı…

34. Avrasya Maratonu sonuç istatistikleri

34. Avrasya Maratonu sonuç istatistikleri

11 Kasım 2012 pazar günü koşulan 34. Vodafone İstanbul Avrasya Maratonu’nda ben de koştum. Nasıl koştuğumu ve organizasyon hakkındaki fikirlerimi bir yazıda dile getirmiştim. Sonra biraz da organizasyonu sayılarıyla incelemeye karar verdim. Sonuçlar pdf formatında paylaşıldı. Pdf’den veri ayrıştırmak biraz sıkıntılı. Ama detay sorgu için açılan maraton ve 15k sonuçlarını ilgili formlardan çekmek çok güç olmadı. Bu iki yarış hakkında biraz veri toplayınca ilginç bazı sonuçlarla karşılaştım.
İlk olarak genel katılım verisine baktım.
Yazının devamı…

34. Vodafone İstanbul Avrasya Maratonu

34. Vodafone İstanbul Avrasya Maratonu

Avrasya maratonu son metreler
Son metreler

Haziran ayında Avrasya Maratonu’nu koşmaya karar verdiğimde nasıl bir antrenman programı uygulayacağımı düşünürken bana daha anlamlı gelen “Advanced Marathoning” kitabındaki programlardı. Neden sonra, dördüncü defa F.I.R.S.T‘ü uygulamaya karar verdim. Sanırım bunda, triatlon hedefi ve yüzmeye başlama kararım etkin oldu. F.I.R.S.T haftada 3 anahtar koşu antrenmanı ve 2 adet de koşu dışı antrenman öneriyor. Ben de haftada 3 defa yüzerek, hem yüzmemi geliştirmeye hem de F.I.R.S.T’ün bu yaklaşımını uygulamaya karar verdim. Aksi taktirde haftada 5-6 gün koşacak ve yüzmeye zaman ayıramayacaktım. Daha önce 3 defa bu programı kullanmış 3:39 maraton derecemi sırasıyla 3:31, 3:24 ve 3:22‘ye çekmiştim. Yeniden işe yarayacağını düşündüm. Ama olmadı, pazar günü Avrasya Maratonu’nda 3:21.11 koşabildim. Aşağıda hem yarış raporumu hem de çıkarımlarımı okuyabilirsiniz.
Yazının devamı…

Hamlama ve Laktik Asit İlişkisi

Hamlama ve Laktik Asit İlişkisi

6 Ekim’de yaptığım sunumda son slaytımı sıkça yapılan hatalara ayırmıştım. İnsanlar arasında bir yanlış yayıldığında onu geri çevirip doğrusunu yaymak bazen çok zor olabiliyor. Ben de bu nedenle çevremde sıkça duyduğum üç yanlışı konuşmama taşıdım. Bu yazıda bunlardan ilkine odaklanacağım. Düzenli spor yapsın veya yapmasın insanların neredeyse tümü aşağıdaki yanlış cümleyi (veya başka bir formunu) hayatlarının bir anında kullanmışlardır:

Dün çok yorulmuşum, kaslarımda biriken laktik asitten dolayı çok fena hamladım, her yerim ağrıyor.

Bunu ayda yılda bir halı saha maçı yapan arkadışınızdan da duyabilirsiniz, profesyonel atletlerden veya koçlardan da. Spor müsabakaları izlersiniz, televizyondaki spiker de benzer şeyler söyler. O kadar çok yerde duyarsınız ki artık doğru kabul edersiniz. Bu cümlenin arka planındaki bilgi şudur: Kaslarda aşırı yüklenmeden dolayı laktik asit birikti, bu yan ürün madde kaslarda kaldı ve hamlığa neden oldu. Oysa bu tamamen yanlıştır. Gelin çok detaya girmeden bu cümlede ve bu bilgide adı geçen şeylere değinelim.
Yazının devamı…

Merrell Bare Access İncelemesi

Merrell Bare Access İncelemesi

Merrell Bare AccessKoşu formum ve adım atışım üzerinde çalıştığımın, bunun sonucunda da minimalist ayakkabılara geçiş yapma düşüncemin ipuçlarını, ayakkabılar ve çıplak ayakla koşu konulu yazılarımda fark etmişsinizdir. Uzun koşularımda ve maratonlarda Kinvara kullanmış, daha sonraları (her ne kadar minimalist ayakkabı kategorisinde olmasa da) orta ve uzun tempo koşularımda Fastwitch 5 kullanmaya başlamıştım. Kinvara’nın topuk farkı 4 (23mm-19mm), Fastwitch’inki 5 mm (18mm-13mm). Bu sırada fırsat buldukça (yani net ve zorlayıcı bir hedefi olmayan koşular sırasında) adım atışıma odaklanıyor, adımımı kısaltıp kadansımı artırmaya çalışıyordum. Bu yaz biraz daha radikal bir şeyler deneyebileceğime karar verip Merrel Bare Access (artık sonuna 1 eklemek gerekecek sanırım çünkü ben ayakkabıyı edinip bir inceleme yazıncaya kadar 2. versiyonu çıktı) satın aldım.
Bilgi: Bu incelemeye konu olan ürünü ben “satın aldım” ve kullanıyorum. Tüm görüş ve fikirler bana aittir. Yazı tamamıyla kendi deneyimlerimin özetidir.
“Altı üstü ayakkabı” başlıklı yazımda minimalist ayakkabıların üç grupta ele alınabileceğinden söz etmiştim. (1) Topuk farkı sıfır olan ve hiç yastıklaması olmayanlar, (2) topuk farkı sıfır olan ama bir miktar yastıklamaya sahip olanlar ve (3) topuk farkı çok az yani 0-6 mm arası olan geçiş ayakkabıları. Merrel Bare Access 1, bu gruplardan ikincisine giriyor. Tabanı tüm ayak boyunca 13 mm. Topuk farkı sıfır ayakkabı denemek isteyen ama yastıklamadan vazgeçmek istemeyen koşuculara hitap ediyor. Yani aslında çok güzel bir kategoride çünkü minimalizme geçiş aşamasındaki koşucular en çok bu aralıkta toplanıyor. Ben de tam bu nedenle tercih ettim zaten.
Yazının devamı…

Koşarken Öğrendiklerim Söyleşisi Gerçekleşti

Koşarken Öğrendiklerim Söyleşisi Gerçekleşti

Koşarken ÖğrendiklerimDaha önce sözünü ettiğim söyleyişiyi, 6 Ekim 2012 Cumartesi günü saat 14:00’de Mülkiyeliler Birliği Seminer Salonu’nda gerçekleştirdik. Aslında salon böyle bir sunum için çok uygun olmasa da bence başarılı geçti. Şehrin en kalabalık sokaklarının köşesinde, tam da bir gösterinin yapıldığı yerde, çok aydınlık ve geniş bir mekândı salon. Gider gitmez sunum için hazırlık yapmaya başladım. Masa ve sandalyeleri düzeltme, perdeyi hazırlama, sunum cihazını çalıştırma gibi işlerin zaman alacağını bildiğimden biraz erken gitmiştim. Hazırlıkları tamamlayıp saat 14:00’dü beklemeye başladık. İzlemeye geleceklerin sayısı konusunda bir beklentim yoktu, 10-15 kişi gelse çok iyi diye düşünmüştüm. Söyleşi saati geldiğinde salonda 20 kişi civarında dinleyici olmuştu.
Yazının devamı…

Koşarken Öğrendiklerim

Koşarken Öğrendiklerim

Adım Adım Ankara logoAdımAdımAnkara ekibi zaman zaman, koşan insanlar için söyleşiler veya seminerler düzenliyor. Bir tanesinde de benim konuşmamı rica ettiler. “Koşarken Öğrendiklerim” başlıklı küçük bir söyleşi planlandı. Meraklı, okuyan ve yazan bir koşucu olarak koşuya başlarken deneyimlediklerimi ve dört yıldan uzun süredir öğrendiklerimi paylaşacağım. Söyleşinin zamanı ve yeri birkaç hafta öncesinden 29 Eylül cumartesi saat 14:00 ODTÜ Mezunlar Derneği Vişnelik olarak belirlenmişti. Hatta AdımAdımAnkara’daki arkadaşlar Eymir Yarımaratonu sırasında küçük kağıtlara yazarak koşuculara bu haberi dağıtmışlar. Yarışta bu duyuru kağıtlarının dağıtıldığını ben de sonradan bir arkadaşımdan öğrendim. Ancak sanırım sonradan yer ve zaman ile ilgili bir sorun çıkmış ve 6 Ekim Cumartesi saat 14:00 Mülkiyeliler Birliği Seminer Salonu olarak değişiklik yapılmış. Bu değişiklik AdımAdımAnkara web sayfasından de duyurulmuş. Ama maalesef herkese ulaşılamamış ve ilk duyuruda belirtilen gün o saatlerde Vişinelik’e gidenler olmuş. Böyle bir karışıklığın olması beni de üzdü. Durum kontrolüm dışında gelişmiş de olsa herkesten özür dilerim.
Koşu konusunda uzman biri değilim. Antrenörlük veya koçluk da yapmıyorum. Sadece koşmak konusunda sürekli okumaya, araştırmaya çalışan, bunları kayıt altında tutmak ve paylaşmak için yazan, konuşan bir koşucu olarak aklımdakileri benim gibi insanlarla paylaşmak olarak görüyorum bu söyleşiyi. Siz de, sizin gibi koşan birinin fikirlerini dinlemek isterseniz beklerim.
Yeni tarihinde ve yerinde halen bu söyleşiye katılmak isteyenler için detaylar aşağıda. Yine de AdımAdımAnkara web sayfasından takip etmekte yarar var:
“Koşarken Öğrendiklerim”
Tarih ve Saat: 6 Ekim 2012 Cumartesi, 14:00
Yer: Mülkiyeliler Birliği Seminer Salonu – Konur Sokak 1-1 Kızılay-Ankara

Nasıl daha uzun mesafeler yüzmeye başladım?

Nasıl daha uzun mesafeler yüzmeye başladım?

YüzücüYaklaşık 4 yıldır koşuyorum. Başlarda 3-4 km kadar koşabiliyorken son zamanlarda yarı, tam hatta ultra maraton koşabilir hale geldim. Bir buçuk saatte yarı maraton, üç saat yirmi dakikada maraton koşabiliyorum. Ama havuza girip yüzmeye başladığımda karşı tarafa kadar bile yüzemiyordum. Bu durumda olan yalnızca benim sanıyordum. Sonra, koşu veya bisiklet gibi sporlarla uğraşıp, belirli bir fitness seviyesine gelmiş ancak 50m bile yüzemeyen çok fazla insanla tanıştım. Hepsi aynı şeyi söylüyordu: “o kadar km/saat koşabiliyorum/pedal çevirebiliyorum ama havuzda karşıdan karşıya bile yüzerken nefes nefese kalıyorum”. Tabii bu cümlenin üzerine sohbet kalıplaşmış bazı söylemlerle devam eder: “yüzmede teknik çok önemliymiş”, “koşuda da form önemli ama yüzmede form çok daha fazla etkilermiş”, “ders almak lazım mirim”, “tekniği geliştirmeden bu işler olmaz” vb. Bu şekilde sürüp giderdi. Ben bu gidişe kendim için dur demeyi bir şekilde başardım. Gelin hem hikâyemi anlatayım hem de öğrendiklerimi paylaşayım.

Bilgi: Aşağıda anlatılanlar sadece benim yüzmeye başlama hikâyemdir. “Uygulananlar doğru yöntemlerdir” veya “bunları uygulayan herkes başarılı olur” gibi bir çıkarım kesinlikle yoktur. Belki de yanlış bir yol seçip normalde ulaşabileceğimden daha kötü bir noktaya ulaştım. Yüzme konusunda ileri sürdüğüm fikirler bir aceminin ilk çıkarımlardan öte değildir. Tamamen bir deneyimin özeti olarak algılamanızı rica ederim.

Dayanıklılık sporlarından biriyle uğraşıyorsanız diğerlerine eğilim göstermeye başlamanız kaçınılmaz oluyor. Bence bunun birbiriyle alakalı ve birbirinden beslenen iki nedeni var. İlki, çapraz antrenman (cross training) dediğimiz şey. Sürekli aynı kaslara, kas gruplarına yüklenip sakatlanmamak ama aynı zamanda da kardiyovasküler kapasitemizi artırmaya devam etmek için yaptığımız ana dalımızın dışındaki sporlar. Koşuyorsanız, çapraz antrenmanlarınız yüzme ve/veya bisiklet olabiliyor. İkinci neden de performansının sınırlarının farkına varan sporcunun kendini çoklu sporlarda deneme arzusu. Zaten koşuyorsanız ister istemez, çevrenizde yüzen, bisiklete binen daha da fenası üçünü birden yapan triatletler oluyor. Onların yapabildiklerini de yapıp yapamayacağınızı merak ediyorsunuz. Zaten koşmak konusunda da geldiğimiz noktalara böyle bir merakla gelmedik mi?
Yazının devamı…

Eymir Yarı Maratonu Koşuldu

Eymir Yarı Maratonu Koşuldu

Eymir yarı maratonu parkuruPazar günü, Ankara, sonunda bir uzun mesafe koşu yarışına ev sahipliği yaptı. Ülkenin başkentinde, en büyük ikinci şehrinde bir iki tane koşu etkinliği dışında ciddi bir uzun mesafe yarışı olmayışı sanırım sadece beni düşündürmemiştir bunca yıl. Neyse ki Yarış Takvimi, sponsorlarının da desteğiyle bunu başardı. Eymir gibi güzel bir parkurda yarı maraton ve 10K yarışları koşuldu.
290 kişi yarı maraton, 442 kişi de 10K için, toplam 732 koşucu başlangıç takı altında yerini aldı. Başlangıç noktasında, Yarış Takvimi’nin Türkiye’deki yarışlara kazandırdığı iki güzel özellik ilgi çekiyordu. İlki, koşucuların tempolarına uygun dizilip start almaları için tempo levhaları, ikincisi ise beş özel zaman için tempocu koşucuların ellerinde balonlarla hazır beklemeleri. Ben de o tempo koşucularından biri olarak 4:30 dk/km ve 5:00 dk/km levhalarının arasında elimde üzerinde 1:39 yazan koca balonumla yerimi aldım.
Yazının devamı…