Reklamlar

Yuvarlak Rakamlar

“To describe the agony of a marathon to someone who’s never run it is like trying to explain color to someone born blind.” –Jerome Drayton

ilustrasyon

Round Number Ticker - Larry DiFiori ilustrayonu

“Maraton koşarken çekilen sıkıntıları hiç maraton koşmamış birine anlatmak görme engelli olarak doğmuş birine renkleri açıklamaya çalışmaya benzer” demiş Jerome Drayton. Ben de 2009 Eylül’ünde Boğaz Köprüsünün Anadolu ayağında yarışın başlamasını beklerken neyle karşılaşacağımı henüz tam olarak bilmiyordum. Öncesinde elimden geldiğince çalışmış, çalışırken de deneyimleri ve anlatımları okumuştum. Ama hiç 32 km’den uzun koşmamıştım. Aklımda bir 4 saat hedefi vardı. İlginçtir, 3:55 veya 4:06 değil 4:00. Ama olmadı, tanımadığım o son 10km’lik bölümde ummadığım kadar çok yavaşladım, yürüdüm hatta durdum. 4-5 ay daha çalışıp bu sefer kendime 3:45 gibi bir hedef koydum. 3:48 veya 3:44 değil. Eh, artık tanımadığım bir bölge de kalmamıştı. Sonra ortaya çıktı ki, asıl kendimi tanımıyormuşum, yapabileceklerimin sınırlarını kestiremiyormuşum. 3:52 ile bitirebildim. Yeniden yola koyuldum ve var gücümle yeniden çalıştım. Kendime yeni bir hedef belirledim. 3:38 veya 3:33 değil 3:30. Aslında önceki iki deneyime bakıp son anda hedefi 3:37 yapmak çok daha akıllıcaydı ama yapmadım, yuvarlak rakamımda ısrarlıydım. Sonuç: 3:39. Ben ne kadar yuvarlak rakamlara tutunmaya çalışırsam çalışayım gerçekler pek öyle çıkmıyordu. Dördüncü seferde sınırlarımı anlamak konusunda akıllanmıştım. Ama hedef belirlerken hala yuvarlak sayılara takılıyordum. Bu sefer eski hedefime sarıldım ve olası zamanlar silsilesinin aslında diğerlerinden hiç de farklı olmayan o çizgisine kafayı taktığımın bir kanıtı olarak hedefimi 3:30 olarak yazdım. Hayatın akışı, bizim için anlamlı gibi görünen o garip çizgilere pek takılmadığını yine ispatladı ve sonuçta 4. maratonumu 3:31 ile bitirdim. O nefis 3:30 çizgisine çok yakınmış gibi görünse de benim için hayal kırıklığına daha yakındı. Çalışmaktan yılmadım daha da çalıştım ama hayali, önemliymiş gibi görünen zamanlardan yılmadım, beşincide hedefim 3:20 idi. Bacaklarım, kalbim ve ciğerlerim 3:24’te karar kıldılar.

İnsanlar, hedef olarak genellikle yuvarlak rakamları belirlerler. Bu konuda bilimsel araştırmalar dahi yapılmış. Pensilvanya Üniversitesi’nden akademisyenler, profesyonel beyzbol oyuncularının skorları ve SAT sınavına giren öğrencilerin sonuç istatistikleri üzerinde çalışmışlar. Profesyonel beyzbol oyuncularının, sezon sonuna doğru, 0.299 olan vuruş ortalamalarını 0.3 yapabilmek davranışlarını değiştidiklerini belirlemişler. SAT sınavında 1290 alan öğrencilerin sınava yeniden girme oranları 1300 alanlarınkine göre inanılmaz yüksekmiş. Başka bir deneyde ise yuvarlak rakamların hemen altındaki deneklerin normalin çok üstünde çaba sarfettikleri görülmüş.

Görünen o ki aklımızda hep o sihirli, çekici, yuvarlak rakamlar var. Bir yandan hedefi biraz daha ileride tutuyor olmak bizi biraz daha fazla çaba sarfetmeye sevkediyor. Ama öte yandan aslında manasız bir şey yapıyoruz. Yaptığımız denemeler ve testler bize 3:17 derken kafamızı 3:15’e takıyoruz. En azından bu konuda yalnız olmadığımı, neredeyse türün bütün bireylerinde olan bir eğilime sahip olduğumu bilmek beni rahatlatıyor.

Pazar günü altıncı defa maraton mesafesinde bir yarışı koşuyor olacağım. Geçmiş sonuçların eğilimine bakınca 3:17 veya 3:18 gibi bir sonuç makul görünüyor. Yaşananlara bakınca aklımın 3:15’e gitmesi bekleniyor ama hayır, hedefim yuvarlak bir zaman olmayacak bu sefer. Hatta tek bir zaman da yok aklımda. 3:1x gibi bir sonuç umuyorum. Yaptığım testler ve denemeler 4:38 dk/km tempo ile 42 km koşabilirsin dedi bana. Çalıştığım programda hep bu yöndeydi. Ama ben bu test ve denemelerdeki yanılma paylarını negatif yönde alıp 4:42 ile koşmaya gayret edeceğim. 4:38 dk/km, 3 saat 15 dakika demek, 4:42 dk/km ise 3 saat 18 dakika demek. Biraz da işler kötü gitse ve beni 3:19:59’a sürüklese hedefimi tutturmuş olurum.

Önceki yarışları gösterge olarak almak bir yandan akıllıca görünse de öte yandan yaşlandığımı da göz ardı edemem. Bunun yanında koşmak konusunda bedenim deneyimli hale geliyor. Aklım ise mesafeye alışıyor. Tüm bunlar birbirlerini götürüyor ve elde irade, dayanma gücü ve sabır kalıyor. Bedenimi ve zihnimi 4 aydır çalıştırdığıma göre bu kalan 2 günde bunlara odaklanmam gerek. Zaten şans dışında artık ihtiyacım olan da sadece bunlar…

Reklamlar
Yorum bırakın

4 Yorum

  1. sarap gibisin mert, yaslandikca hizlaniyorsun. uzun mesafe kosulara ne zaman baslanirsa baslansin, maximum performansa 6-8 yilda ulasilabiliyormus. senin yolun hala acik. nice 3:0x’li maratonlara

    Cevapla
  2. Emel Gönüllü

     /  01/06/2015

    Daha kabaca bir soru sorarsam, bir haftada tempo km gibi durumları hesaplamazsak kaç saat çalışıyorsunuz ya da günde ortalama kaç saat,dakika?Kalitatif değil kantitatif değer?

    Cevapla
  1. Maraton Hedefi Belirleme ve Sonuç Tahmini | Ritim
  2. Bolum 55 – İki Saat Altı Maraton – Koşturmaca

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: