Adidas Solar Boost incelemesi
Son yazdığım ayakkabı incelemesinin başında ayakkabı incelemeleri ve onları okuyup değerlendirmek konularında bir giriş yapmıştım. Her incelemeyi okurken bunları akılda tutmakta fayda var ama ben her seferinde yeniden yazmayacağım. Zaten bu blogun okuyucuları benim incelemelere nasıl yaklaştığımı ve ne amaçla paylaştığımı çok iyi biliyorlar. Yine de bahsettiğim girişi merak ediyorsanız Adidas Ultra Boost 3.0 incelemesinin başlangıcını okuyabilirisiniz.
Bu yazıda yine bir Adidas hakkında görüşlerimi paylaşacağım. Bu seferki model Solar Boost. Son dönemde Adidas’ın birçok modelinin isminde Boost kelimesine rastlamamız tesadüf değil. Bu modelin de orta tabanı Boost malzemesinden oluşuyor, o nedenle Boost ailesinin bir üyesi. Ayakkabı ile 120 kilometreden fazla koştum. Epeyce bir zaman da günlük yaşamda kullandım. Artık hakkında yeterli fikrim ve bilgim var. Gelin çok uzatmadan incelemeye girelim.
Yazının devamı…
Şubat ayının başında 
Teknoloji takipçisi Ray Maker, Styrd, Garmin ve RunScribe tarafından üretilen, koşu sırasında ürettiğiniz “gücü” ölçme iddiasındaki 
Başlık çok tanıdık gelmemiş olabilir. İngilizce’de “Optical Heart Rate Monitoring (oHRM)” ya da “Optical Heart Rate Sensor” olarak kullanılıyor. Kalp atım hızını, yani nabzı, optik yöntemlerle ölçmek anlamına geliyor. Aslında bilekten nabız ölçümü deyince -her ne kadar bu bir alt kümesi olsa da- daha tanıdık oluyor. Bu teknoloji son yıllarda birçok giyilebilir cihazda karşımıza çıkmaya başladı. Özellikle koşu ve triatlon sporları ile ilgilenenlerin kullandıkları antrenman saatlerinin birçoğunda bu teknoloji kullanılır hale geldi. Aldığımız pahalı teknolojik oyuncaklar, ne kadar çok özelliğe sahip olursa o kadar ilgimiz çekiyor. Bir yandan da insanlar daha çok kullandıkça teknoloji yüksek sesle tartışılmaya başlanıyor. Çevremde, forumlarda veya bana gelen epostalarda çok sık optik nabız ölçümünün tartışıldığını, bu konunun çok sayıda soruya konu olduğunu görüyorum. Bu nedenle elimden geldiğince detaylı bir şekilde masaya yatırmak istedim. Biliyorsunuz bundan önce benzer bir şeyi GPS için yapmış, 
Ayakkabı incelemesi okumak keyiflidir. Çünkü ayakkabı seçmek zordur, doğru ayakkabı deneme-yanılma ile bulunur ama bu da pahalı bir yöntemdir. Dolayısıyla başka birisi merak ettiğiniz ayakkabıyı almış, denemiş ve deneyimlerini sizinle gönüllü olarak paylaşmışsa bu hoş bir durum olur. Ancak bu keyif içinde bir tehlike veya risk de barındırır. Nedir bu tehlike/risk? Her bireyin ayağı farklıdır, özeldir. Bacakları da öyle. Haliyle, adım atışı, yere basışı ve koşu formu da kendine hastır. Tüm bunlar bu kadar farklıyken başkasının deneyimlerini olduğu gibi almak, kabul etmek tehlikeli olabilir. Peki, o zaman, ayakkabı incelemesi yazmak da okumak da manasız mıdır? Tabii ki hayır. Yapılması gereken bu farklılıkları her zaman göz önünde tutmak ve bu gerçeğin ışığında inceleme yazmak, okumaktır. Yazanın tamamen kendi algısını yazmaktan kaçınması, ayakkabıyı daha objektif bir şekilde ele alması, okuyanın da bu objektifliğe hiçbir zaman kanmaması, görüşlerin subjektif olduğunu unutmaması gerekir. Ben de bu blogda
2015 hariç her sene, yıl sonunda geçen 12 ayın bir özetini toparlamaya ve gelen yeni yıla kısa bir bakış atmaya çalıştığım 