Two Castles and An Abbey Ultra Trail Run – 80 km Yarış Raporu
Konuk yazar: Geçtiğimiz hafta sonu, 25 Mayıs 2013’de Kıbrıs’ta 80 kilometrelik Two Castles and An Abbey Ultra Trail Run yarışı koşuldu. Ben ne yazık ki yarışa katılamadım. Böyle bir patika ultra maratonuna ilk kez katılan, aslında daha çok triatlonlara katılan ve 10 km’den uzun bir koşu yarışında hiç koşmamış bir arkadaşım –Burak İlter– bu yarışta koştu. 62.km’de yarışı bırakmak zorunda kaldı. Deneyimlerinin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle kendisinden başka mecralar için yazdığı raporunu burada yayınlama izni aldım. Sağolsun son halini bana iletti. Ben de sizlerle paylaşıyorum. Umarım bu yarışa ya da benzerlerine katılacaklara faydası dokunur.
***
Yarış, cumartesi sabah Kantara kalesinden başlayacaktı. Sonlanacağı yer Bellapais’teki eski manastır olacak, arada da 7 adet kontrol noktası bulunacaktı. 3, 5 ve 7 numaralı istasyonlar için birer torba bırakma imkânı bulunmaktaydı. 6 numaradan en geç 4:30, 7’den de en geç 6:30’da çıkmış olmak gerekiyordu. Her istasyonda gıda olarak muz, karpuz, kuruyemiş, su, kola bulunacaktı.
Yazının devamı…


Ağır, kalın tabanlı ve topuk farkı çok fazla olan ayakkabılardansa daha hafif, esnek ve topuk farkı düşük ayakkabıları tercih ediyorum. Daha önceki 
Denizde, büyük bir kalabalıkla aynı anda, üç duba ile oluşturtulmuş üçgenin etrafında iki tur atarak 1500 m yüzmek… Sudan koşarak çıkıp bisiklet için ayakkabı ve kask kuşandıktan sonra yine yüzlerce diğer bisikletli ile 5 kilometrelik bir turda keskin virajlar dönerek 8 kez dönmek… Bu ikisini sağ salim bitirip, koşu ayakkabısı giyip 2,5 kilometrelik bir parkurda 4 tur atıp 10 km koşmak… Okuması 20 saniye sürüyor ama gerçekleştirmesi ortalama 2-3 saat sürebiliyor.
Kendime yeni koşu ayakkabıları almak için 
Interval veya tempo antrenmanları konusunda sürekli birbirimizi tüm antrenman boyunca tutarlı olmak konusunda uyarıyoruz. Intervalleri yaparken hızlı bölümleri dengeli olacak şekilde kendimizi ayarlamaya, bu nedenle belki de ilk birkaçını yapabileceğimizden daha yavaş yapmaya çalışıyoruz. Çünkü fizyoloji bize tempoyu dengeli tutmanın enerji depoları açısından en doğru yöntem olduğunu ve bu şekilde yapmamızı söylüyor. Ama geçtiğimiz birkaç ayını Kenya’da antrenman yaparak geçiren Kanadalı maraton koşucusu
Dayanıklılık sporları ile uğraşıyoruz. Uzun mesafeler koşuyoruz, pedal çeviriyoruz, yüzüyoruz… Bazen bunların tümünü arka arkaya yapıyoruz. Elimizden gelen en yüksek performansta 42 km koşmaya çabalıyoruz. Kimimiz bunu 3 saatte, kimimiz 4, hatta kimimiz 5-6 saatte yapıyor. Saatleri geçtim bazen günlere yayılan ultra maratonlar koşmaya girişiyoruz. Tüm bunları yaparken kaçınılmaz olarak “yoruluyoruz”. Bir an geliyor kaslarımıza söz geçiremez oluyoruz. Ayaklarımız yerden kalkmıyor ya da kulaç atamaz hale geliyoruz. Peki, ne oluyor da bu hale geliyoruz?