Reklamlar

Çayırova Yarı Maratonu ve 10K – 2013

Çayırova yarı maratonu finishİznik Ultra‘dan beri bir koşu yarışına katılmayı planlamıyordum. Aklıma hiç bir plan yoktu. Aslına bakarsanız başka bir dalda da bir yarış planım veya programım yoktu (hala da yok). Sadece yaklaşan birkaç triatlon yarışına daha fazla deneyim kazanmak üzere bitirme hedefiyle katılırım diye düşünüyordum. Arkadaşlarımızdan biri İznik sonrası koşu konusunda motive olunca hızla çalışmaya koyuldu ve hedef olarak Çayırova 10K yarışını benimsedi. Benden ve eşimden de kendisine eşlik etmemizi istedi. Bu davet üzerine Çayırova Yarı Maratonu ve 10K yarışının 3 senedir koşulduğunu ve benim halen bu yarışa katılmamış olduğumu anımsadım. Madem eşlik etmemiz istendi o zaman gidip koşalım dedik ve kaydımızı yaptırdık. Kayıt yaptırmama rağmen yarı maratona yönelik antrenmanlar yapmadım. Hedef yarışım değildi, sadece yarışı, organizasyonu, parkuru görmeye gidecektim.

Yarışın olduğu hafta sonu (25-26 Mayıs) cumartesi günü otobüsle İstanbul’a ulaştık. Yarış Anadolu yakasında, hatta Gebze tarafında olduğundan o tarafta kalmak doğru olacaktı. Otel arayışındayken Bostancı’da oturan bir arkadaşımız evinde kalabileceğimizi söyleyerek bizi davet etti, biz de kabul ettik (misafirperverliği için Duygun’a yeniden teşekkür ederim). O gün akşamüzeri Caddebostan sahilinde biraz gezindik. Ertesi gün düzenlenecek olan Red Bull Uçuş Günü için hazırlıklar yoğun şekilde devam ediyordu. Biz de belki yarıştan sonra gelip etkinliği izleriz diye düşündük (ertesi gün o bölgedeki mahşeri kalabalık ve sıcak hava yüzünden bu düşüncemizden vazgeçtik). Pazar günü sabah 7:15 gibi evden çıkıp E5’ten geçen Harem-Gebze dolmuşuna bindik. 45-50 dakika civarı süren bir yolculukla Çayırova’ya ulaştık. Dolmuştan iner inmez ısınmakta olan koşucuları gördük ve onları takip ederek 6-7 dakikada başlangıç noktasına kolayca ulaştık.

Çayırova Yarı Maratonu ve 10K yarışı Kocaeli’ne bağlı Çayırova belediyesi sınırları içinde cadde ve sokaklardan oluşan bir parkurda koşuluyor. Başlangıç noktası ve kayıt noktaları da dar bir caddede kurulmuştu. Yarış için epey hazırlık yapılmış olduğu görünüyordu. Balonlar, bayraklar, izleyiciler (özellikle protokol) için hazırlanmış küçük tribün gibi bir sürü detaya emek harcanmış. Kayıt alanı bir kafenin bahçesinde kurulmuştu. Göğüs numarası dağıtımı önceden yapılamadığından sabah çok yoğun olacağını düşünmüştüm ama hızlı çalışan bir ekip sayesinde bu iş tıkır tıkır işliyordu. Göğüs numarasını ve çipi alıp hazırlıklarımı tamamladım. Başlangıç alanının darlığı biraz kalabalık bir ortam oluşmasına neden olmuştu, o nedenle çevreyi çok göremedim ve fotoğraflayamadım. Birçok yarışta görmeye alıştığımız Osman Atakan Tekin Çayırova’ya da gelmişti. Başlangıç öncesi elinde mikrofon halkla ve sporcularla konuşuyordu. Ardından mülki erkân hiyerarşiye göre mikrofon başına geçtiler. Konuşmalarında hepsi az çok spor yaptığından bahsetti. Hatta hangisi olduğunu anımsamıyorum ama biri sabah erken saatte düzenlenen 3K halk koşusunda koşmuş, ondan bahsetti. Bu seremoniler tamamlanınca saat 9:00’da start verildi. Tabii öncesinde yaşanan ve artık bir klasik halini alan koşucuları başlangıç çip okuyucusundan uzaklaştırma çabaları, kalabalığı geriye doğru ilerlemeye zorlama çalışmaları yine gerçekleştirildi ama işin o kısmına çok odaklanmak istemiyorum.

Çayırova yarı maratonu start öncesi

İstanbul’a gitmeden önce en son baktığımda kayıtlar 3250 kişiyi bulmuştu (yaklaşık 1250 yarı maraton, 2000 10K). Ücretli yarışlarda bile katılım %70-80 civarlarında olurken Çayırova gibi ücretsiz kayıt yaptırılan yarışlarda bu oranın %50 civarında olduğunu biliyordum. Böyle olsa bile 1600-1700 kişilik başlangıcın o dar alanda çok kolay olmayacağı açıktı. Bu yüzden birlikte koşmayı kararlaştırdığımız arkadaşım Erkal’la kalabalığın en arkasına geçtik. Nasılsa çipli bir yarıştı, derecemizi net görebilecektik. Ayrıca en arkadan başlayıp yarışın başında çok sayıda koşucuyu geçmek biraz da motivasyon sağlar diye düşündük. Start verildikten yaklaşık 3 dakika sonra başlangıç çizgisinden geçerek yarışa başladık.

Çayırova parkurunun inişli çıkışlı olduğunu duymuş hatta Garmin Connect verilerinden eğim grafiğini de incelemiştim. Ama ne dinlemek ne de grafik incelemek deneyimlemenin yerini tutmuyor. Bir parkurda koşmanın ne demek olduğunu gerçekten orada koşmadan bilemiyor insan. Yarışın başlangıcında hafif bir tırmanış var, bu da bitişin güzel olacağı müjdesini veriyor ama hemen sonra ciddi bir inişle karşılaşıyorsunuz. Haliyle bu da yarışın sonlarında zorlayıcı bir çıkışın sizi beklediğine işaret ediyor. Sonrasında hafif ama uzun iniş ve çıkışlar sürekli devam ediyor. Bazı noktalarda yol dümdüz olduğundan ileriyi çok açık görebiliyorsunuz. Mesela 6-7 km civarında kafayı kaldırıp karşıya bakınca yokuşta dizilmiş koşucuları görmek çok iç açıcı olmuyor. Bazı noktalarda yokuşun tepesinde yol sağa veya sola döndüğünden ileriyi kestiremiyorsunuz, dönüşü geçer geçmez tırmanışın devam ettiğini görmek bazen yılgınlık verebiliyor. Ama bunun tersinin olduğu durumlar da oldu, bir yerden sert bir dönüşle sola döndüğümüzde önümüzde uzun bir iniş gördük ve sevindik. Erkal’la bu yarışta hedefi tutturmanın inişlerde mümkün olduğunca hızlanmaya bağlı olduğunu konuştuk. Gerçekten de yükselişler çok dik olmasa da uzun sürdüğünden hızı epey düşürüyor. Bu nedenle aklınızdaki ortalama hıza ulaşmanın tek yolu eklemleri çok yıpratmadan inişlerde hızlanmak. Tüm parkur asfalt ve biraz da arnavut kaldırımından oluştuğundan inişleri hızlı yaparken dikkatli olmak gerekiyor.

Parkurda ilgi çekici hiçbir şey yok. Sıkıcı caddeler, kavşaklar ve kaldırımlar. Manzara veya başka bir beklentiniz olmasın. Keyifsiz bir parkur. Mayıs ayı olması nedeniyle sıcaklık da fazla oluyor. Bu nedenle yarı maraton koşacaksanız sabırlı olmaya, koşuya odaklanmaya mecbursunuz. Biz de tam olarak öyle yaptık. Aklımızda 4:30 pace ile koşmak vardı. Çıkışlarda 5:00’ın üzerine çıktığımız anlar oldu ama inişlerde de 4:00’ün altında koştuğumuz zamanlar da oldu. Benim inişlerde yeterince hızlanamamak gibi bir eksiğim var. Geçen sene Kapadokya’da RFC’de de bunu net bir şekilde görmüştüm. Geçtiğimiz dönemde bu konuda biraz çalıştım ama görünen o ki daha çalışmam gerekiyor. Çünkü inişlerde Erkal hep öne geçti ve aramız açıldı. Neyse ki tırmanışlarda da çok yavaşlamamak gibi bir özelliğim var. Bu nedenle yükselirken de ben Erkal’a yeniden yetiştim. Böyle böyle 20K’yı geçtik. Sona gelirken o dik tırmanışta herkesin çok yavaşladığını gördüm. Sıcaktan çok bunaldığımdan ben de bir an, birkaç adım yürüdüm ama sonra ritmimi yeniden yakaladım ve arayı epey açmış olan Erkal’a yetiştim. Bitişe doğru iyice hızlanıp 1:36:36 süresinde yarışı tamamladık.

Çayırova yarı maratonu

Yarışın en güzel özelliği çok sayıda (gerçekten gerekenden de çok) su istasyonu bulunmasıydı. Böyle bir parkurda ve havada koşuculara çok faydası dokunduğunu düşünüyorum. İstasyonlarda su ve ıslak kauçuk vardı. Meyve görmedim ama yoktu diyemiyorum, emin değilim. İstasyonlarda çalışan gönüllüler canla başla çabalıyorlardı. Sular, kapaklı 300cc’lik pet şişelerde verildi (gönüllüler kapaklarını açıp veriyorlardı). Büyük olmadıklarından çok boşa giden olmadı sanırım. Daha yavaş koşanlar için (parkurda daha uzun kalacaklarından dolayı) belki son birkaç istasyonda enerji içeceği olması iyi olabilirdi. Ben eksikliğini hissetmedim.

Çayırova Belediyesi yarışın sonucunu şöyle duyurmuş: “17 ülkeden, 59 ilden 7 bini aşkın kişinin katıldığı Uluslararası Çayırova Yarı Maratonu 4. kez koşuldu. Yarı maratonda erkeklerde birinciliği Etiyopya’lı atlet Negari Getachew Terfa kazanırken, kadınlarda yine Etiyopyalı atlet Chaltu Tafa Waka kazandı… Uluslararası Çayırova Yarı Maratonu koşuldu. Bu yıl 4.’sü düzenlenen ve her yıl giderek artan katılımcı sayısı ile Türkiye’de 3. uluslararası koşu olan Çayırova Yarı Maratonu 3K halk koşusu, 10K Çayırova koşusu ve 21K yarı maraton ile tamamlandı. 7 bini aşkın kişinin katılımı ile gerçekleştirilen koşuda 7’den 70’e herkes koştu.” Halk koşusuyla beraber 7000 kişi olmuş olabilir ama yarı maratonda 667 (616 erkek 51 kadın), 10K’da ise 1070 (903 erkek 167 kadın) kişi start almış; yani toplam 1737 kişi. 10K birincisi 29:39, yarı maraton birincisi ise 1:03:20 ile bitirmiş (tüm sonuçlar). Biz parkur zorlayıcı diyoruz ama bu atletler pek etkilenmiş görünmüyorlar. Ya da belki daha düz bir parkurda, 28:30 ve 1:01:00 gibi dereceler koşabilecek yetenekler gelmiş.

Bence katılım epey iyi, sonuçlar güzel. Bir daha koşar mıyım; sanmıyorum. Çok iyi niyetle ve bol çabayla güzel bir yarış hazırlanmış ama parkur çekici değil. Zaten İstanbul’u sevmeyen biri olarak bir de uzak caddelerinde böyle bir yarış koşmak çok ilgimi çekmiyor. Hafif iniş çıkışlı bir parkurda İstanbul’a yakın bir yarı maraton koşmak isteyenler faydalanabilirler. Yarışı organize eden ekipte, koşu yarışlarında çektiği ve paylaştığı fotoğraflarla tanınan Abdülkadir Yeşilyurt’un da bulunması bu yarışı bir fotoğraf çılgınlığına dönüştürdü. ÇAFSAD’dan birçok fotoğrafçı parkur boyunca herkesin çok sayıda fotoğrafını çekti. Facebook’ta on binden fazla fotoğraf paylaşıldı. Bence biraz ipin ucu kaçtı ama olsun, koşucular yarış sırasında fotoğraflanmayı ve çekilmiş bu fotoğrafları sergilemeyi severler. Bir de böyle bedava olunca sanırım herkesin çok hoşuna gitti.

Not: İlk iki fotoğraf eşim Başak Gürbüz Derman‘a ait. Sonuncusu ise ÇAFSAD’dan Abdullah Pehlivan tarafından çekilmiş.

Reklamlar
Yorum bırakın

1 Yorum

  1. Bölüm 43 – Dört Ayda Olup Bitenler | Koşturmaca

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: