Kategori: Yarış

Flitch Way 100 K

Flitch Way 100 K

[English version]

2019’u Aralık ayında her gün koşarak tamamlamıştım. Yeni yıla başlarken koşu yarışları ve kendi koşu hedeflerimle ilgili düşünüyordum. 10 yıldır kısa yarışlarda ne kadar hızlanabileceğimi denemiş, maraton mesafesini ne kadar kısa sürede koşabileceğimi test etmiş, daha uzun yarışlarda ayakta kalmaya çalışmış, 100 km ve 100 mil yarışlarını tamamlamış, hatta iki defa Spartathlon koşmuştum. Peki şimdi ne yapmak istiyordum? Bir süre bu konuda düşündüm. Aslında yapmayı istediğim şey pistte bir 24 saat yarışı koşmaktı ama uzun zamandır planlı/programlı bir koşu düzenim olmadığını, plansız olarak koşuyor olsam da antrenman hacmimim bunun için yeterli olmadığını biliyordum. Ben de bir 100 km yarışı koşmaya karar verdim. Hem bu karar sürecindeki düşüncelerimi hem de yarışın raporunu okumak isterseniz gelin başlayalım.

Yazının devamı… Yazının devamı…

Aklımda Kaldığı Kadarıyla Spartathlon 2019

Aklımda Kaldığı Kadarıyla Spartathlon 2019

İlk maratonumu koştuktan sonraki gün üst bacak kaslarım inanılmaz ağrıyordu. Merdivenlerden inmek, klozete oturmak ya da oturduğum yerden kalkmak eziyet haline gelmişti. Büyük bir şehir maratonu koştuysanız ertesi gün tüm şehirde saçma sapan yürüyen, hareket eden insanlar görürsünüz, hepsi aynı dertten muzdariptir. Halk arasında bu ağrıya hamlama ağrısı deniyor. Hatta bazen “et kesilmesi” denildiğini de duydum. İngilizce adı “Delayed Onset Muscle Soreness” (DOMS); yani gecikmiş biçimde kendini gösteren kas ağrısı. Çünkü ağrı bir süre sonra ortaya çıkıyor. Uzun süredir çok fazla kullanmadığınız bir kasınızı bir anda normalden çok kullanırsanız bir gün (bazen iki gün) sonra bu ağrıyı yaşarsınız. İnsanların bir çoğu bu ağrının nedeninin laktık asit birikmesi olduğunu düşünür, öyle bilir ama aslında nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte kastaki mikro yırtıklar olarak tahmin ve kabul ediliyor. Bu ağrıyı anlatarak başlıyorum çünkü bu yılki Spartathlon yarışı sırasında yaşadığım ağrının ne olduğunu ve nedenini bilmiyorum, ama anlatırken ve ondan bahsederken tarif etmek için hamlama ağrısını kullanabilirim. İnsan 246 kilometrelik bir yarışın daha 50. kilometresinde bacaklarında böyle bir ağrı hissetmeye başlayınca şaşırıyor ama daha da önemlisi korkuyor. O anlara geleceğim elbet ama biraz geriden başlasam daha iyi olacak.

Yazının devamı… Yazının devamı…

Cappadocia Ultra Trail 2018

Cappadocia Ultra Trail 2018

Geçtiğimiz hafta sonu Türkiye’nin en büyük patika yarışı organizasyonlarından biri gerçekleşti. Yürütenin organizasyon işinde profesyonel bir şirket oluşu, destekleyen ve ilgi toplayan sponsorların olması ve en önemlisi de bunların birlikte çabalayarak yarışı Ultra Trail World Tour (UTWT) kapsamına aldırmış olmalarından dolayı Salomon Cappadocia Ultra Trail (SCUT) oldukça ses getiren bir yarışa dönüştü. UTWT hali hazırda 21 yarışı barındıran bir organizasyon veya lig. Yarışlardan alınan puanlarla yılın şampiyonu belirleniyor. Öte yandan yarışlar çok büyük bir tanıtımın parçası oluyor. UTWT yarışlarını seçerken şunlara dikkat ediyor: patika ve 100+ km olacak, özel bir mekanda koşulacak, en az 500 yarışçıya (uluslararası) sahip olacak ve en az 2 edisyonunu başarıyla atlatmış olacak. İşte ben de tüm bu özelliklere sahip olan ve UTWT kapsamında düzenlenen SCUT organizasyonundaki yarışlardan birinde, 119 km parkura sahip Cappadocia Ultra Trail yarışındaydım. Yarışın detaylarından bahsetmek isterim.

Yazının devamı…

Frig Ultra 2018

Frig Ultra 2018

15 Eylül Cumartesi günü Afyon’da Frig Ultra organizasyonu kapsamında koşulan 54 km parkurundaydım. Benim için yoğun bir dönem olduğundan raporunu ancak yazabiliyorum. Aslında bir ara yazmamayı bile düşündüm, bir türlü zaman ayıramıyordum ve bir miktar online rapor vardı nasılsa. Ancak sonra organizasyonda her sene değişiklikler olduğunu fark ettim, bu değişikliklerden sonra da raporlar olmalı diye düşündüm. Öte yandan aynı yıl da koşulsa organizasyonların ve parkurların farklı bakış açılarından anlatılmasının faydaları geldi aklıma. Tembelliğe kaçmadan kısa da olsa bir yarış raporu yazmak için kendimi zorladım.

Yazının devamı…

Aladağlar Sky Trail 2018

Aladağlar Sky Trail 2018

Aladağlar Sky Trail 2018Geçen yıl Aladağlar Sky Trail’de 3. defa koşmuş, yarış sonrası yazdığım raporu şu şekilde bitirmiştim: “Bir engel olmadığı sürece bu yarışta her sene olmayı istiyorum. Umarım hep düzenlenir ve ben hep katılabilecek kadar sağlıklı olurum.” Yarıştan hemen sonra belimde başlayan bazı sorunlar bir süre sonra iyice büyümüş, geçen yılın sonunda koştuğum Spartathlon ve sonrasında çok da anlamlı olmayan bir ısrarla katıldığım Kapadokya Ultra Trail yarışları ardından büyük bir sakatlığa dönüşmüştü. Kasım ayında sorunun adı kondu, teşhis bel fıtığıydı. Yani o son yarış raporunun sonundaki temenni pek gerçekleşecek gibi değildi. Ancak bir şekilde işleri tersine çevirebildim ve bugünden bir buçuk hafta önce Aladağlar’da 4. yarışımı koşma fırsatını yakaladım.

Yazının devamı…

Normale Dönüş ve Sapanca Ultra

Normale Dönüş ve Sapanca Ultra

start1Şubat ayının başında nereye kaybolduğumu anlattığım yazının üstünden uzun bir zaman geçti. O zamandan bu yana neler olduğunu anlatmamın zamanı geldi. Hem iyileşme sürecinin detaylarını hem de bu sürecin -en azından şimdilik ve bence- sonunda koştuğum bir yarışın raporunu bir araya getirmek iyi bir fikir gibi göründü. Geçtiğimiz hafta sonu Sapanca Ultra organizasyonunda 52 kilometre parkurunu koştum. Ama yarışın detaylarına geçmeden önce şubattan bu yana neler olduğundan söz etmek isterim.
Yazının devamı…

Spartathlon’dan Görüntüler

Spartathlon’dan Görüntüler


Spartathlon gibi bir yarışta destek ekibinin önemi çok büyük. Benim bu yılki ekibim de muhteşemdi. Zaten eşim Başak tüm yaşamımda en büyük desteğim. Bu yarışa hazırlanırken aylar boyunca yoğun ve yorucu antrenmanlar yaptığım dönemde beni inanılmaz derecede destekledi. Hatta yarış sırasında kendimi kötü hissettiğim anlarda, “Bu yarışı artık sadece kendim için değil, onun için de koşuyorum, çünkü bu bir takım işi ve onun da en az benim kadar emeği var, onun için de elimden gelenin en iyisini yapmalıyım.” diye düşündüm. Ekibin diğer üyesi Can. O da büyük bir samimiyet ve fedakarlıkla yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalışarak bana ve Başak’a yardımcı oldu. Eşi Cansu da ekibimizin tamamlayıcısıydı. Tüm yarış boyunca ihtiyacım olan her noktada, bana gerekeni anında sağladılar. Bu bazen yiyecek, bazen kıyafet, çoğu zaman da moraldi. Böyle bir destek ekibi ile bitmeyecek yarış yok.

Tüm bunları yaparken bir yandan da ellerinden geldiğince görüntüler yakalamaya çalışmışlar. Can, koşuşturmaca, gece karanlığı ve soğuk içinde yakalayabildikleri görüntülerden güzel bir video hazırlamış. Beni o güne geri götürdü, izlerken gözlerim doldu. Teşekkürler Can, teşekkürler ekip.

Spartathlon 2017 Destek Ekibi Raporu

Spartathlon 2017 Destek Ekibi Raporu

Açıklama: Bu yazıyı eşim Başak yazdı. Spartathlon sırasında Can ve Cansu ile birlikte destek ekibim oldular. Hem destek ekibi gözüyle yarışı anlatmak hem de ileride destek ekibi olarak orada bulunacaklara kılavuz olabilecek detayları kayıt altına almak için bu yazıyı yayınlamak istedik. 
WhatsApp Image 2017-10-01 at 09.14.39
1 Ekim 2016, Mert’le kahve içiyoruz, bir şeyler okuyoruz. İsveç’teki 100 mil yarışının üzerinden henüz iki hafta geçmiş. Bir an, Mert bana bakıyor. Bir gülümseme. Başıma gelecekleri bildiğim ve yüzündeki ifadenin de beni o duruma alıştırma konuşmasına girişi temsil ettiğini anladığım için fotoğrafını çekiveriyorum. O ifade kayda geçiyor, ileride bakıp bakıp güleceğiz. Konuşmaya devam ediyoruz. Bir süre sonra Spartathlon yarışına ön kayıt yapılıyor.
14 Mart 2017, Spartathlon çekilişini canlı takip ediyorum. Görüntü bana 80’lerdeki TRT programlarını anımsatıyor. “Mert Derman, Tourkía”. Arayıp Mert’e haber veriyorum. Akşam yemeğini yerken başımıza gelecekleri idrak etmeye çalışıyoruz. Gülüyoruz. Zor olacak!
Yazının devamı…

Spartathlon 2017

Spartathlon 2017

[Turkish version]

Where were you at 15:48 on Saturday, September 30, 2017? What were you doing? Maybe many of you do not remember that detail, but I remember that minute with incredible clarity and I am sure it will not be possible for me to forget it for a very long time, maybe my whole life. At that minute, I was running along Konstantinou Palaiologou Street towards the Leonidas statue in Sparta, Greece. The street was crowded and everyone around was applauding and cheering. That 500 meters run on the street was the end of the 246-kilometre run which I started in front of the Acropolis ruins in Athens the previous morning. I reached the statue, resting my arms on its left foot and my head on my arms, thinking about the last six months and the effort I made in these months for 5-6 seconds. I will not hide, my eyes were wet. Yes, the race itself was long and tough but the preparation period was even longer and more difficult. That foot was a symbol of a very long term goal and I had reached the foot, I had finished the Spartathlon. It was okay to let myself go now.

Yazının devamı… Yazının devamı…

Spartathlon 2017

Spartathlon 2017

[English version]

30 Eylül 2017 cumartesi günü öğleden sonra 15:48’de neredeydiniz, ne yapıyordunuz? Belki birçoğunuz anımsamıyordur ama ben o dakikayı inanılmaz bir berraklıkta hatırlıyorum ve eminim çok uzun bir süre, belki tüm hayatım boyunca da unutmam pek mümkün olmayacak. O dakikada Yunanistan’ın Sparta şehrinde Konstantinou Palaiologou Caddesi boyunca Leonidas heykeline doğru koşuyordum. Cadde kalabalıktı ve çevredeki herkes alkışlıyor, tezahürat ediyordu. Caddede yaptığım o 500 metrelik koşu önceki günün sabahında Atina’daki Akropolis kalıntıları önünden başladığım 246 kilometrelik koşunun sonuydu. Heykele ulaştım, sol ayağına kollarımı, kollarıma da başımı dayayıp 5-6 saniye boyunca geçen 6 ayı ve bu aylarda verdiğim çabayı düşündüm. Saklamayacağım, gözlerim doldu. Evet, yarış kendi başına uzun ve zorluydu ama öncesindeki hazırlık dönemi daha da uzun ve daha da zorluydu. O ayak, çok uzun vadeli bir hedefin sembolüydü ve ben ayağa ulaşmıştım, Spartathlon’u bitirmiştim. Artık kendimi bırakmamda bir sakınca yoktu.

Açıklama: Önceden söylemeliyim, yazı biraz uzun. Tüm olan biteni unutmamak için, ileride okuyup anımsamak için yazdım. Bir yarış raporundan çok yarış macerası gibi düşünmekte fayda var. 

Yazının devamı …