Triatlon Federasyonu Yarışlarını Atlatma Kılavuzu
Bir sezon bitti. Bu yıl içinde triatlona merak salan, cesaret eden birçok insan duydum. Bu sporcular muhtemelen 2015 sezonunda federasyon yarışlarına katılarak triatlon dünyasına adım atacaklar. Türkiye’de federasyonun düzenlediği triatlon yarışlarında eksikler vardır ve sorunlar yaşanmaktadır. Bu yarışlara ilk defa katılacaklar için deneyimlerden oluşturulmuş bir kılavuz hazırlamak istedim. Aklıma geldikçe veya sizlerden gelenlerle güncellemeye çalışacağım.
Yarışa kayıt
- Çevrimiçi (online) kayıt sistem vardır ama her seferinde bir sürü detayı sizin girmeniz beklenir. Kaç defa kaydolduğunuzun bir önemi yok. Geçmiş verileri kullanamıyorlar.
- Kayıt formu kafanızı karıştırabilir. Dert etmeyin sorun sizde değil, formda. Sakince elinizden geleni yapmaya çalışın.
- Yanlış bir kategori seçmek yasak. Hata yaparsanız değiştirmek mümkün değil. Hatta yarış toplantısı öncesi kayıt onayı sırasında çok ciddi azar işitmeye hazır olun.
Uzunca bir süredir Garmin 910XT kullanıyorum. Aklımda hep detaylı bir inceleme yazısı yazmak vardı ama bir türlü fırsat bulamadım. Aslına bakarsanız artık her saat için detaylı inceleme yazıları yazmak da anlamlı gelmiyor. Zaten teknoloji hep bir öncekinin üzerine yeni özellikler eklenerek ilerliyor. Her seferinde aynı özelliklerden bahsetmek biraz garip oluyor. Zaten dünyada
Evet, 24 Ağustos pazar akşam üzeri saat 18:40 civarında Kopenhag şehir merkezinde gözlem gerçekleşti ve
İlk Ironman
Bir önceki incelemede Asics modellerini denemeye başladığımdan söz etmiştim. Bu sefer söz edeceğim ayakkabı Asics DS Racer 10. Bu on rakamını görünce ilk akla gelen, modelin onuncu versiyonu olup olmadığı. Çok net bilmiyorum ama sanırım öyle. Bizim için önemli olan bu son versiyon ama eğer model bu kadar uzun bir yol kat ettiyse oldukça iyi bir noktaya ulaşmış olmalı. DS Racer 10 (Dsr) adından da anlaşılacağı üzere bir yarış ayakkabısı. Yani uzun mesafe yol yarışları için tasarlanmış hafif ama görece az dayanıklı ayakkabı ailesinden. Her ne kadar “uzun mesafe yol yarışları” dense de bu tip ayakkabılar genellikle amatör koşuculara “10 kilometreden uzun giymeyin” uyarısı ile satılır. Bu bence Dsr için de geçerli. Aşağıda bu ve benzer Dsr deneyimlerimi çok uzatmadan yazmaya çalıştım.
Asics markası ile tanışıklığım çok eskilere dayanıyor. Ortaokul ve lise yıllarında voleybol oynarken hayalimizdeki ayakkabı markasıydı. O dönemlerin en gözde voleybol ayakkabısı Asics Tigerdı. Bizim için ulaşılmaz olduğundan sahtesini yani Tayger markalı ayakkabıları giyiyorduk. Görüntüsü bile yetiyordu anlayacağınız. Sonrasında uzun yıllar spordan uzak kaldığımdan Asics markasının o yılları hakkında hiç bilgim yok. Koşmaya başladıktan ve koşu ayakkabılarına ilgim arttıktan sonra da çok yakınlaşamadığım bir marka oldu. Bunun nedeni benim ayakkabı tercihim olan minimalist modellere sahip olmamamasıydı. Uzun süre direnmesine karşın Asics de bu akıma yakınlaşmak durumunda kaldı. “Natural 33” adıyla bir seri tasarlayarak daha minimal koşu ayakkabıları üretmeye başladılar. Ben de bu seriden bir ayakkabı denemeye ve deneyimlerimi yazmaya karar verdim. Aşağıda Asics Excel 33 (modelin 3 versiyonu var, burada sözü edilen v3) hakkındaki görüşlerimi okuyabilirsiniz.
Bir gün bir partide birisi, ünlü triatlon koçu
Bugün
Ayakkabı üreticileri sürekli bir arayış içinde. Koşucuları rahat ettirmek, sakatlıkları engellemek ve tabii pastadan daha fazla pay almak için ayakkabı tasarımları sürekli değişiyor. Bu değişimlerden bazıları normal kulvar diyebileceğimiz akışın çok dışında olabiliyor. Adidas’ın ayakkabı tabanına koyduğu motor oldukça
2014 için iki ana hedefim vardı: biri, aklıma takılmış bir şekilde kalan 3:10’dan hızlı bir maraton koşmak, diğeri de bir uzun mesafe triatlon (tam ironman) bitirmekti. Bunlardan ilkini mart ayının başında