Kategori: Yarış

2010 özeti ve 2011'e bakış

2010 özeti ve 2011'e bakış

2010’da neler oldu?

2010 yılına ikinci maratonuma hazırlanarak girmiştim. 2009 Ekim’de İstanbul’da koştuğum ilk maratonda 4 saatin altında kalamamıştım ve 2010 Runtalya’da bunu değiştirmek istiyordum. Yıl başladığında, Hal Higdon’ın Intermediate programının tam yarısındaydım. İlk iki ay bu programla geçti. Program sadece düz koşular içeriyordu. Henüz performans artırma girişimlerim başlamamıştı. Hafta 50-60 km koşuyordum. Mart’ta Runtalya’da maraton derecemi 13 dakika iyileştirdiğim güzel bir yarış oldu. Daha önce o mesafeyi deneyimlemiş olmak bile çok farklı bir etki yarattı bende. Hemen arkasından 25 Nisan’daki Haliç Yarımaratonu’na hazırlandım kısa bir programla. Tempo koşularına bu aşamada başladım. O yarış da benim için çok güzel bir sonuçla bitti, yarı maraton derecemi de 13 dakika iyileştirmiş, 1.40 koşmuştum. O dönemlerde Dailymile‘daki Türk koşucular çoğalmaya, bir komünite oluşmaya başlamıştı, ya da ben yeni buluyordum bu insanları. Şimdilerde sayıları 50’ye yaklaşan bir sporcu kitlesi oluştu Dailymile‘da. Artık kendimize DMTR der olduk.
Dönelim 2010’a… Mayıs’ın sonunda dünyanın en büyük 5 maratonundan biri olan Berlin Maratonu‘nda koşmaya karar verdim. Bu sefer Higdon’ın Advanced programını kullandım. Yaz ayları boyunca gerçekten çok çaba sarfettim. Amacım 3:30 altına inmekti. Ama daha yarışa gitmeden anladım ki yanlış bir hedef belirlemişim. Neyse ki sonuçta çok güzel tatil anıları ve çok güzel bir sonuçla geri döndüm; en iyi maraton derecem artık 3:39’du. Bu noktada orta mesafelerde hiç yarışa katılmadığımı farkettim. Tam da güzel bir tarihte (21 Kasım) Yarış Takvimi oluşumunun Riva’da bir 10k yarışı düzenlediğini öğrendim. Hemen buna yönelik çalışmaya başladım. Hem bir 10k derecem olacaktı sonunda hem de hep merak ettiğim Yarış Takvimi oluşumunun yarışlarını deneyimleyecektim. Öyle de oldu. 44:01 gibi güzel bir 10K derecem oldu ve Riva yarışlarıyla tanışmış oldum.
Bunun dışında 2010 yılında cross training amacıyla bir bisiklet edindim. Henüz efektif bisiklet antrenmanları yapmaya başlayamadım ama bu yolda atılmış bir kaç adım var geçtiğimiz yıl içinde.
2010 yılında toplam 2550 km koşmuşum. Yani ortalama ayda 212 km, haftada 53 km.
Toplam 4 yarışa katılmışım; 2 maraton, 1 yarımaraton ve bir 10K.
2010 Mart : ÖGER Antalya Maratonu-Runtalya > 3:52:51
2010 Nisan : Uluslararası Haliç Yarı Maratonu > 1:40:17
2010 Eylül : Berlin Maratonu > 3:39:25
2010 Kasım : VII. Riva 10K Yol Koşusu > 0:44:01
2010’da da, 2008 ve 2009’da olduğu gibi koşu çalışmalarıma en büyük katkıyı sağlayan ve desteğini hiç eksiltmeyen kişi eşim oldu. Bunları yapabiliyorsam onun sayesindedir.
Ben, Temmuz 2008’de koşmaya başlamış biri için iyi mesafe katettiğimi düşünüyorum. Siz ne dersiniz?

Peki, 2011 hedefleri neler?

Kesinleşmiş olan sadece Runtalya 2011 var 6 Mart’ta. Hedef bu sefer 3:30 altına inmek. Öncesinde belki 9 Ocak’ta ilk kez koşulacak olan Adana Yarımaratonu’nda ve 30 Ocak’ta Yarış Takvimi’nin Riva 15K yarışında koşarım. Runtalya sonrası Nisan’da yine Haliç Yarımaratonu’na katılmak istiyorum. Belki 14 Mayıs’ta yine Yarış Takvimi’nin düzenlediği Bozcaada Yarımaratonu’na da katılırım. Yarı maraton derecemi iyileştirmek, olursa 1:30’a çekmek istiyorum. Sonrasında ise yaz boyu ciddi bir pogramla sonbaharda nihayi hedefim olan 3:15’e hazırlanmak var aklımda.
Kesinleşmiş ve olası 2011 yarışları:
9 Ocak : Adana Yarımaratonu
30 Ocak : Riva 15K
6 Mart : Runtalya Maratonu
17 Nisan : Haliç Yarımaratonu
14 Mayıs : Bozcaada Yarımaratonu
Sonbahar : Maraton
Herkes için mutlu, sağlıklı ve sakatlıksız bir yıl olması umuduyla…

2010 Berlin Maratonu – Mert

2010 Berlin Maratonu – Mert

26 Eylül 2010 günü Berlin Maratonu’nu koştuk. Koştuk diyorum çünkü orada Dailymile‘dan 3 arkadaş daha koştu – Ilgaz, Ayşin ve Mark. Almanya’ya gitmeden önce yarışın öncesini, sonrasını, yarış sırasındaki deneyimlerimizi ve hazırlık çalışmalarımızı içeren yazılar yazıp paylaşmayı kararlaştırmıştık. İlk yazı Ilgaz‘dan geldi. Bu da benim aklımda kalanlar.

Maraton sonrası
Maraton sonrası
Bazı koşucular serbest biçimde antrenman yapmayı, çıkıp dilediğince dilediği mesafeyi koşmayı sever. O gün canı nasıl istiyorsa öyle çalışır. Bense tam tersi bir yapıya sahibim. Bir programım olmalı yani o gün ne yapacağım belirli olmalı. Programsız koşamadığım gibi hedefsiz de koşamayan bir insanım. Aslında bunlar birbirini tamamlıyor. Bir hedef edinmek zorunda kalıyorum ve tabi kaçınılmaz olarak bir de program. Mart ayında Runtalya’da ikinci maratonumu koştuktan hemen sonra Haliç Yarı maratonuna katılmaya karar vermiş böylece hedefsizlikten hızla kurtulmuştum. Ancak o da geride kalınca bir hedef bulmak şart oldu. Ülkemizde yapılan her iki maratona da katılmış olduğumu göz önüne alarak yurt dışında bir maraton arayışına girdim. Dünyanın en iyi son iki derecesinin, fanatiği olduğum uzun mesafeci Haile Gebrselassie tarafından Berlin’de kırıldığını ve Berlin’in dünyadaki en çok ilgi gören 10 maratondan biri olduğunu duyduğumdan beri aklımda dolaşan fikri uygulamaya koydum. Berlin’in hızlı (düz) bir rotaya sahip olması da beni cezbetti. Kayıt olup hemen bir program arayışına girdim. Program seçerken bakındığım programlar içinde önemli bir ayrım olduğunu fark ettim; hafta içi koşuları ya sayıca çok olacak (dolayısı ile kısa mesafeler olacak) ya da az sayıda olacak ama mesafeleri (dolayısı ile ayrılacak süre) çok olacaktı. Ben ilkini tercih ettim. 9-6 çalışıyorum, kendime biraz zaman ayırmak istiyorum ve tabi eşimle de vakit geçirmek istiyorum. Sabah 1 saat erken kalkarak hafta içi koşularını halledebilmem iyi olurdu. Zaten önceki iki maratonumda “Novice” ve “Intermediate” programlarını kullandığım ve hafta içi koşularını kısa tutan Hal Higdon’ın yolundan devam etmeye böylece karar verdim. Ama bu sefer “Advanced” olanını seçtim. Her ne kadar kendimi “advanced” hissetmesem de artık programda biraz da hıza yer olması için doğru tercih olduğunu düşündüm. Yazının devamı…

2010 Berlin Maratonu – Ilgaz

2010 Berlin Maratonu – Ilgaz

Ilgaz Kuruyazıcı
Ilgaz Kuruyazıcı
Pazar günü (26 Eylül 2010) Berlin Maratonu’nu koştuk. Koştuk diyorum çünkü orada Dailymile‘dan 3 arkadaş daha koştu – Ilgaz, Ayşin ve Mark. Almanya’ya gitmeden önce yarışın öncesini, sonrasını, yarış sırasındaki deneyimlerimizi ve hazırlık çalışmalarımızı içeren yazılar yazıp paylaşmayı kararlaştırmıştık. İlk yazı Ilgaz’dan geldi.
Dün Berlin’de 4. Maratonumu koştum. Hazırlığıyla, seyahatiyle, kazandırdığı dostlarıyla, koşusuyla çok güzel bir deneyim oldu Berlin benim için.

Hazırlık

Aylar öncesinden koşu arkadaşım SelimCan’la hayaller kurmaya başlamıştık, artık yurt dışında bir maraton koşsak diye. Yarış tecrübemiz olmasa da yurt dışı seyahat tecrübelerimize dayanarak böyle bir organizasyonun nasıl olabileceğini az çok tahmin edebiliyorduk. Yeterli antrenman zamanını ayırıp yıllık koşu takvimine baktık, o dönemlere denk gelen Avrupa koşularını inceledik. Bu iş organizasyon tarafı kuvvetli olması gereken bir iş olduğu için de Almanları seçtik. Önce Köln veya Frankfurt Maratonlarını düşünürken, ikimizin de henüz görmemiş olduğu bir şehir olan Berlin’e gözümüz takıldı. Tarih de güzel gözüküyordu, 16 haftalık programı uygulayacak fırsat da vardı, “hadi gidelim bari” dedik. O kadar önceden karar verip girişimde bulunmanın bir sürü faydası var, en basitinden kontenjan dolmadan yarışa kayıt olduk, otelde yer ayarladık, hatta kredi kartı millerimizle avantajlı ve konforlu uçak biletlerimizi bile aldık. Her şey hazırdı, sadece antrenman yapmak kalmıştı… Yazının devamı…

2010 Berlin Maratonu

2010 Berlin Maratonu

Yapılan bir araştırmaya göre ilk defa maraton koşacak kişilerden %65’i yapabildiklerinden çok daha hızlı koşacaklarını tahmin ediyormuş. Daha da fenası ilk kez maraton koşacakların %15’i ve ikinci kez koşacakların %8’i tahminlerinden 1 saat daha uzun sürede tamamlamışlar yarışı. Yani insanlar deneyimsizken zamanlarını kestirmekte çok iyimser olabiliyorlarmış. Çok deneyimli koşucular ise zamanlarını birkaç dakika civarında tahmin edebiliyorlarmış.

Foto from: http://www.climbandhike.com/?p=3647
Bu benim 3. maratonum olacak. Çok deneyimsiz sayılmam ama deneyimli bir koşucu da olmadığım ortada. Daha önceki iki maraton ve son yarı maraton zamanından yola çıkarak takip ettiğim çalışma programında kullanmak üzere hedef tempomu 5 dk/km olarak belirlemiştim. Bunun anlamı maraton için önüme 3:30 civarı bir hedef koymaktı. Hedef halen geçerli. Ama şöyle bir düşününce aslında bu hedef için biraz acele ettiğimi farkediyorum. Son bir ayda sağ bacağımda yaşadığım sıkıntılar da aslında bunu farketmemi kolaylaştırdı. 3:53’den 23 dakika kırpmak gerçekten kolay değil. Toplam süre kısaldıkça süreyi daha da azlatmak güçleşiyor. Yani 4:00’dan 3:45’e inmek ile 3:15’den 3:00’a inmek kesinlikle ayrı şeyler. Biraz koşmakla meşgul olmuş birisi için bu cümle ne kadar açık olsa da bazen benimki gibi hatalara düşebiliyor insan. Ben de 4:07’den 3:53’e düşmüşken kısalan süreye rağmen kırpma işini 14 dakikadan 23 dakikaya çıkarmışım.
Görünen o ki hedef belirleme konusunda biraz hata yapmışım. Ama şu anda dönmek için geç. Bunun için çabalayacağım, çünkü son 18 haftadır bunu yapabileceğime inanarak ve yapabilmek için çalıştım. Daha önceki denemelerden farklı olarak takviye jel tüketerek belki tahminlemedeki hatayı biraz olsun toparlayabilirim. Bacakları her ne kadar dinlendirmiş olsam da o gün ne olacağını kestiremiyorum. Belki sorun çıkarmazlar veya çıkarsalar da heyecanla farkında olmam. 5:00 dk/km grubu ile koşmaya çalışacağım. Sürdürebildiğim yere kadar bu tempoyu sürdüreceğim. Tim Noakes, kült kitabı Lore Of Running‘de “everybody slows down” diyor. Ben yavaşlamayı minimumda tutmaya çalışacağım. Sonucu hep beraber göreceğiz. 3:30 olmaz, 3:40 olur, önemli değil. İlk defa 40.000 kişi ile aynı anda start almanın deneyimi her şeyin önünde şu anda. Ayrıca dailymile aracılığı ile tanıştığım 3 arkadaş ile şahsen tanışma fırsatı bulacağım ve aynı parkurda ter dökeceğim için ayrıca mutluyum.
Adet olduğu üzere hedefleri yazarak bitiriyorum bu yarış öncesi son yazıyı:
1. Bitirmek
2. Sağlıklı ve güler yüzle bitirmek
3. 3:53’den daha iyi bir derece ile bitirmek
4. 3:30 derece ile bitirmek
Not: Aslında Berlin maratonunu seçmemdeki en büyük etken Haile Gebrselassie’yle aynı startta yer alabilmekti. Ne yazık ki bu sene Berlin’de olmayacakmış. Bu konuda biraz üzgünüm ama son iki dünya rekorunun (aslında dünyanın en iyi derecesi demek daha doğru) gerçekleştirildiği parkurda olmak da yetecek.

8. Uluslararası Haliç Yarımaratonu

8. Uluslararası Haliç Yarımaratonu

25 Nisan pazar günü, İstanbul’da Haliç Yarımaratonu koşuldu. Haliç Yarımaratonu aslında 1987’de koşulmaya başlanmış olmasına karşın uzun yıllardır gerçekleştirilmiyormuş. Sitesindeki tarihçe bölümünden bir alıntı ile yarışın geçmişine göz atılabilir:

Dünyanın sayılı parkurlarından biri olan ve düzenlendiği yıllarda elit atletler tarafından rekor hedeflenerek koşulan Haliç Yarı Maratonu, 2010 yılında tekrar start alıyor. Tüm atletlerin büyük beğenisini toplayan ve dümdüz parkuruyla her koşucunun en iyi derecesini yapma imkanını sağlayan yarı maraton, Türk sporseverlerle tekrar buluşmanın eşiğinde.

Haliç Yarı Maratonu, Avrasya Maratonu organizatörü olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilirken, Haliç’e kıyısı bulunan ilçe belediyeleri de organizasyona destek verecek.

2000 yılından bu yana bir kaç defa uluslararası takvime konmasına rağmen bir türlü gerçekleştirilemeyen Haliç Yarı Maratonu sonunda mesafe koşucularıyla buluşuyor. 1987-1993 yılları arasında toplam yedi defa koşulan yarış, 1994 yılında sekizincisi gerçekleşemeden sona ermişti.

Ben de bu sene yeniden koşulmaya başlamasına destek vermek, katılımcı sayısının yüksek olmasını sağlamak amacıyla oradaydım. Gerçekten yukarıdaki alıntıda bahsedildiği gibi düz ve hızlı bir parkur. 2009 Mart’ında koştuğum ilk yarı maratonu 1 saat 53 dakikada tamamlamıştım. Sonrasında iki maratona katıldım ama ikinci bir yarı maratona katılma fırsatım olmamıştı. Yazının devamı…

Runtalya 2010 – 2. Maraton

Runtalya 2010 – 2. Maraton

Runtalya 2010 Finish
Runtalya 2010 Finish
Geçtiğimiz hafta sonu pazar günü Antalya’da Runtalya 2010 etkinliğinde ikinci defa tam maraton koştum. İlk maratonumu 18 Ekim 2009’da Avrasya Maratonu’nda koşmuştum. Oradaki derecem 4 saat 7 dakika idi. Avrasya’dan 3 hafta sonra Hal Higdon’ın Intermediate I çalışma programına başladım. Koşu günlerinde bir kilometre bile aksatmadan programın tümünü tamamladım ancak zaman problemi nedeniyle cross training günlerini atlamak zorunda kaldım (yanlıştı, ama bir seçim yapmak zorundaydım). Bu programı tamamlayıp pazar günü koştuğum ikinci maratonda derecemi 14 dakika iyileştirdim, bitiş çizgisini resmi olarak 3 saat 53 dakikada geçtim. Yarış hafta sonunu ve yarışın detaylarını aşağıda yazacağım ki hem Türkiye’de düzenlenen yarışlar hakkında hem de bir maraton koşusunun detayları hakkında paylaşım olsun. Yazının devamı…
Maraton'dan İki Görüntü

Maraton'dan İki Görüntü

Bu hafta sonu 12. Dünya Atletizm Şampiyonası’nın son iki günüydü. Cumartesi günü koşulan maratonu canlı olarak izledim. İki görüntü beni çok etkiledi.
Birincisi Kenyalı atlet Mutai’nin son kilometre boyunca sürekli kusmasına rağmen koşmayı bırakmayıp ikinci olmasıydı. Sanırım içtiği spor içeceklerinden ve temponun yüksekliğinden kaynaklı bir sorunu oldu. Son kilometrede bir yandan kusup bir yandan tempoyu bozmadan koşmayı sürdürdü. Vatandaşı Kirui’nin ardından 2:07:48 derecesiyle ikinci olarak finish çizgisini geçtikten sonra da kusmaya devam etti. Gerçekten iradenin ve çabanın değişik bir görünümü olarak algıladım bu görüntüleri.
İkincisi, altıncı ve onbirinci olan Japon koşucuların finish çizgisinden geçer geçmez arkalarını dönüp eğilerek maraton mesafesine ve finish’e selam vermeleriydi. Bence şampiyonanın en güzel görüntüsünü oluşturdular. Maratonun saygı duyulması gereken bir mesafe olduğunu daha güzel ifade edemezlerdi.

Bu hafta sonu 12. Dünya Atletizm Şampiyonası’nın son iki günüydü. Cumartesi günü koşulan maratonu canlı olarak izledim. İki görüntü beni çok etkiledi.
Birincisi Kenyalı atlet Mutai’nin son kilometre boyunca sürekli kusmasına rağmen koşmayı bırakmayıp ikinci olmasıydı. Sanırım içtiği spor içeceklerinden ve temponun yüksekliğinden kaynaklı bir sorunu oldu. Son kilometrede bir yandan kusup bir yandan tempoyu bozmadan koşmayı sürdürdü. Vatandaşı Kirui’nin ardından 2:07:48 derecesiyle ikinci olarak finish çizgisini geçtikten sonra da kusmaya devam etti. Gerçekten iradenin ve çabanın değişik bir görünümü olarak algıladım bu görüntüleri.
İkincisi, altıncı ve onbirinci olan Japon koşucuların finish çizgisinden geçer geçmez arkalarını dönüp eğilerek maraton mesafesine ve finish’e selam vermeleriydi. Bence şampiyonanın en güzel görüntüsünü oluşturdular. Maratonun saygı duyulması gereken bir mesafe olduğunu daha güzel ifade edemezlerdi.