2017 özeti ve 2018′e bakış

IMG_73622015 hariç her sene, yıl sonunda geçen 12 ayın bir özetini toparlamaya ve gelen yeni yıla kısa bir bakış atmaya çalıştığım yazılar yazmışım. Geldim yine bir yılın sonuna. Bu fırsatı değerlendirip uzun süredir sessiz kalan blogu hareketlendirmek güzel olacak.

2017 benim için özel bir yıl oldu. Çok önem verdiğim ve uzun soluklu, büyük hedeflerimden birini, belki de en büyüğünü gerçekleştirdiğim bir yıldı. Bu durum ilk bakışta, yılın özeti olacak bir yazıyı büyütecek veya renklendirecekmiş gibi görünse de aslında pek öyle olmuyor. Bir yandan neredeyse tüm yılı ona adadığınız için yazacak başka şey kalmıyor bir yandan da düşünecek her şeyi düşünmüş, söylenecek her şeyi zaten söylemiş olduğunuz için yazacak pek fazla şey gelmiyor insanın aklına.

Evet, bu blogu arada bir de olsa ziyaret ediyorsanız bu hedefin ne olduğunu zaten biliyorsunuz: ultramaraton ve yol yarışları dünyasının en önemli yarışlarından biri olan Spartathlon’un 2017 edisyonunda yarışı bitirenler listesine girmeyi başardım. Yarışın detayları hakkında ve benim hazırlık sürecim ile ilgili yazılar yayınladığımdan burada detaya girmek istemiyorum ama özetle Spartathlon, Atina’dan başlayıp Sparta’da sona eren neredeyse tamamı asfaltta koşulan 246 kilometrelik çok eski bir ultramaraton. 1983 yılından beri koşuluyor olmasına karşın Türkiye’den bu yıla kadar sadece bir isim katılmış ve bitirmişti, Aykut Çelikbaş. Aykut, yarışa üç defa katılmış ve üçünde de güzel derecelerle bitirmişti. Böyle önemli ve prestijli bir yarışa bir ülkeden katılan ve bitiren ikinci isim olmak gurur verici.

Spartathlon’a katılabilmek için çabalamak, bu hakkı elde ettikten sonra hazırlanmak ve sonrasında da bu zorlu yarışı koşmak hem zor hem de insana çok şey öğreten, çok şey katan süreçler. Öte yandan hazırlık ve yarışın kendisi zihinsel olarak insanı biraz yoruyor, tüketiyor. Eylül ayı sonunda Yunanistan’dan Türkiye’ye döndükten sonra her ne kadar gururlu ve muzaffer hissetsem de hem fiziksel hem de zihinsel olarak çok yorgun olduğumu yadsıyamam. Buna rağmen 3 hafta sonra, ölmeden önce yapılacaklar listemde yer alan başka bir yarışın çekilişine katılabilmek için Kapadokya’da 116 km koşmaya giriştim. Bir açıdan bu büyük bir hata ama uzun vadeli hedeflere ulaşmak için bazen iplerin kopmamasına dikkat ederek hafifçe gerilmesine izin vermek kabul edilebilir riskler içinde diye düşünüyorum. Benim için çok keyifli olmayan bir yarıştı ve çok yorgun olduğumdan bir rapor yazmadım (19 saatte tamamladım).

iridium_2017-12-30_12-18-56Bu iki büyük yarış dışında 2017’de 3 yarış daha tamamlamışım. Yılın başında Antalya’da koştuğum yarı maraton en hızlı (1:25:07) yarı maratonumdu. Ardından İznik’te hep aklımda kalan en uzun parkuru koşmaya yeltendim ve 140 km’yi 17 saat 46 dakikada tamamlamayı başardım. Ayrıca, önemli bir manim olmadığı durumda düzenlendiği sürece katılmaya kararlı olduğum Aladağlar Sky Trail’i bu yıl da koştum. Kendimi düz bir asfalt yarışına hazırladığımdan olsa gerek Aladağlar’da bu yıl çok güzel performans sergileyemedim. Ne olursa olsun orada olmak, o dağlarda ilerlemek ve yükselmek için çabalamak her zaman olduğu gibi bu yıl da çok hoşuma gitti.

22 Ekim’den yani Kapadokya finishinden beri uzun yıllardır yapmadığım kadar çok dinlendim. Neredeyse iki ay hiç koşmadım. Bu, zaten bel fıtığı konusunda da yapmam gereken bir şeydi. Genetik nedenlerle maruz kalmamın neredeyse kaçınılmaz olduğu bel fıtığı yaz aylarından beri beni sıkıştırıyordu. Büyük yarıştan hemen önce epey ön plana çıkmıştı ama iki yarışı da tamamlamama engel olmamıştı. Daha fazla büyümemesi için bu dinlenme şarttı. Bu sorunla ilgili çok daha detaylı bir şeyler yazmayı planladığım için şimdi çok uzatmıyorum ama halen çok iyi olduğumu söyleyemesem de iyiye gittiğime inanmak istiyorum.

Ben çok yarış koşan bir koşucu değilim. Şöyle geriye dönüp baktığımda triatlonlar da dahil her türlü mesafede toplam 57 yarış koşmuşum. Koşmaya ve belki de dayanıklılık sporları ile ilgilenmeye başlayalı neredeyse 10 yıl olacak. Yaklaşık yılda 6 yarış koşmuşum. Bu birçok koşucu için komik bir rakam olabilir. İnsanlar yılda 10-15 yarış koşuyorlar. Beni yarıştan çok seyahatler ve o seyahatler için yapılan hazırlıklar, katlanılan stres yoruyor. Sanırım o nedenle yarışmaktan biraz kaçıyorum.

Sağlık durumum 2018 için plan yapmayı şu an için zorlaştırıyor. Henüz tamamen iyileşmek dışında 2018’e dair bir planım yok ama iyileşirsem ölmeden önce yapılacaklar listemden birkaç yarışın daha üstünü çizmeyi düşünüyorum. Ama en önemlisi, telik hedefler dışında kalan, atelik hedefim olan, koşmaya devam etme ve bu eylemden keyif alma hedefim her daim sürecek.

IMG_7331

Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: