Reklamlar

Breaking2 Gelişmeleri 2

Breaking-2 deneme koşusu

Fotoğraf: Runner’s World – Chris Lawrence

İlk duyurulduğunda Koşturmaca’nın 55. bölümünde detaylı olarak konuştuğumuz, sonrasında benim burada ilk gelişmeleri hakkında yazdığım Breaking2 projesinde geçtiğimiz günlerde yeni gelişmeler yaşandı. Bir miktar onlardan söz etmek istiyorum. Aslında iki haber var: biri Nike’ın bu projeyle birlikte ortaya çıkaracağından herkesin emin olduğu yeni model(ler)ini duyurması, diğeri ise projedeki atletlerle yapılan bir simülasyon koşusu.

Önce ayakkabılara göz atalım. Proje kapsamında yapılan çalışmalar sonucu ortaya 3 (aslında 4) model çıkmış. Bunlardan 3 tanesi konsepti doğrudan yansıtıyor biri de Nike’ın eski modellerinden biri olan Pagasus’un konsepte uydurulmuş hali olan Zoom Pegasus 34. Zoom Vaporfly 4% ve Zoom Fly mağazalardan satın alınabilecek iki model. Geriye kalan ise sadece projede koşan atletlere özel üretilmiş olan Zoom Vaporfly Elite. Modellerin detayına çok girmeyeceğim, ama şunu belirtmek gerek; bu modeller sıfırdan ortaya çıkmamış, öncülü olan prototipi Rio’da olimpiyat maratonunda Eliud Kipchoge, Feyisa Lilesa ve Galen Rupp gibi Nike atletleri denemişler.

Detaylarına girmeyeceğim dedim ama Vaporfly’ın tabanının ortasına yerleştirilmiş karbon fiber bir plaka olduğuna değinmeden geçmek zor. Değinmek gerekiyor çünkü duyuru yapılır yapılmaz hemen plakanın resmi yarışlar için kural dışı olup olmadığına dair büyük bir tartışma başladı. Aslına bakarsanız IAAF’in geçerli kurallarında (madde 143.2) net ifadeler yok. Sadece “adil olmayan üstünlük sağlayıcı özellik” gibi kavramlar. Daha önce, 2005 yılına kadar bu kurallarda net bir biçimde “yay ve benzeri olamaz” gibi ifadeler yer alıyormuş. Tartışmada gündeme gelen başka ve daha önce kullanılmış ayakkabılar da var. Örneğin karbon fiber plaka ilk defa kullanılmıyormuş, Adidas’ın Gazelle Pro Plate modelinde de -ki bu modeli kullanarak Haile Gebreselassie Berlin’de dünyanın en hızlı maratonunu koşmuştu- varmış. Kaldı ki bu plakalar birçok kısa mesafe pist yarış ayakkabısında da var. Öte yandan Adidas’ın boost modellerinde kullandığı taban malzemesinin de yay benzeri olarak değerlendirilebileceğini söyleyenler var. Son dünya rekorlarının bu modellerle kırıldığını unutmamak gerek. Yani anlayacağınız konu oldukça karışık. Kurallar pek net değil, kavramlar tartışmaya açık. Net olan şu ki bahsi geçen plaka koşarken çok işe yarıyor. Çünkü bu ve benzeri modellerle yarışan atletler sadece yarışta daha geç yorulmakla kalmamış aynı zamanda yarış sonrası çok daha hızlı toparlanmışlar (recover).

Nike Breaking2 ayakkabıları

Modeldeki tek özellik plaka değil. İlk dikkati çeken topuk kısmının tasarımı. Ayak öne doğru giderken hava direncinden daha az etkilensin diye aerodinamik şekilde arkaya doğru sivri biçimde yapılmış. Öte yandan artık herkesin bildiği, ayakkabının ağırlığı azaldıkça ve yastıklaması arttıkça harcanan enerjinin azaldığı (ayakkabıda 100 gr azalma yüzde 1 daha az enerji harcatıyor ve bu da yüzde 1 daha hızlı -3000m denemeleri ile yapılan testlerde ortaya konmuş değer- koşmak demek) bilgilerini yaptıkları çalışmalarla optimize eden ekip hem çok hafif hem de optimum yastıklama sağlayan yeni bir malzeme kullanmış. Adım sırasında üzerine aktarılan enerjiyi geri döndürme anlamında hali hazırda kullanılan ayakkabılar ortalama %70 değerini sağlıyor. Nike’ın bu modellerinin iddiası %85 enerji dönüşümü.

rwonline_elite1

Fotoğraf: Runner’s World – Jonathan Kambouris

Gelelim simulasyon koşusuna. Projede iki saat altı denemesinin yapılacağı coğrafyanın ve pistin detaylı kriterlere göre seçileceğini hepimiz biliyorduk. Ekip sonunda bir karara varmış gibi görünüyor: İtalya’da Milan’ın güneyinde bulunan Formula 1 pisti Monza. Simulasyonu da Monza pistinde gerçekleştirmişler. Monza deniz seviyesinden 183 m yükseklikte. VO2Max’a negatif etkinin 580 metrede başladığı düşünülürse rakım iyi seçilmiş görünüyor. Ayrıca pist rüzgârdan korunan bir yerdeymiş; koşulan seviyede yapılan ölçümlerde 8 km/saat hızını hiç aşmadığını görmüşler. Pistin 2405 metrelik küçük turu kullanılmış ve kullanılacakmış. Maratonda 17,5 tur koşulacak, bu simülasyonda da 9’a yakın tur atılmış. Turda bir tane 5 metre kazanımlı tırmanış varmış. 17 kere çıkılacağından 85 metre kazanım olacağı görünüyor. Berlin Maratonu’nun parkurunda toplam kazanım 20 metre civarında. Yani parkur tırmanış anlamında dezavantajlı. Öte yandan Berlin’de 90 derece ve üzerinde 17 adet dönüş varken burada bu şekilde dönüş hiç yokmuş. Sadece iki tane 180 derecelik dönüş var, ama onlar da çok geniş bir şekilde dönülüyor olduğundan hıza etkisinin olmayacağı düşünülüyor. Yani pistin tek negatif yanı toplam kazanım -tabii sert ve acımasız zemini saymazsak- ama diğer kriterler çok uygun olduğundan görmezden gelinmiş.

Breaking-2 deneme koşusu

Fotoğraf: Runner’s World – Chris Lawrence

Deneme koşusu -proje ekibi koşucuları değil kendilerini ve yöntemlerini denediklerini dile getirmiş- bir grup tavşan atletle yapılmış. Her ne kadar koşunun tamamında bu dizilim sabit kalamamışsa da 1-2-3-2-1 şeklinde bir dizilimle koşulmuş. Esas koşucular arkadaki 2 ve 1 sıralarında koşmuş. Yani drafttan faydalanmaya çalışacakları aşikâr. Öte yandan önlerinde saat taşıyan Tesla marka ve bir Formula 1 sürücüsünün kullandığı araba varmış. Benim dikkatimi arabanın üzerindeki iki saat göstergesinin -biri süreyi diğeri hedef peys ile olan farkı gösteriyormuş sanırım- monte edildiği devasa plaka çekti. Koşucuları rüzgâr direncinden epey koruduğuna şüphe olmayan bu plakanın bilinçli olarak bu kadar büyük yapıldığına şüphe yok. Çünkü ekip koşu grubunun arabadan 5 metre geride koşmasını planladıklarını söylemiş. Hedef, 60 dakikanın altında koşmakmış. Eliud Kipchoge 59:17, dünya rekorunu 58:23 ile elinde tutan Zersenay Tadese 59:41 ve Lelisa Desisa da 62:55 koşmuş. Kipchoge’ye “Efor yüzde kaç civarındaydı; 90 mı, 98 mi yoksa 100 mü?” diye sormuşlar. Gülümseyerek “60, bu bir antrenmandı.” demiş. 🙂

Kaynak: Bilgileri ağırlıkla şu, şu, şu ve şu makalelerden edindim. Ayrıca takip ettiğim twitter hesaplarından da faydalandım. Denemeden görüntüler için şu makaleye göz atabilirsiniz.

Reklamlar
Yorum bırakın

2 Yorum

  1. Bilgilendirmelerin için teşekkür ederiz. Bilimin spora müdahalesinde bir sınırsızlık görülmekte. Sporun ruhuna uygun gelişmeler mi olur? Yoksa kazanmak ve sadece kazanmak için bir çok şey feda mı edilir? İzleyip göreceğiz

    Cevapla
  2. Saf insan gücü yavaş yavaş yok ediliyor…Teknolojinin etki alanının burada devreye girmesi, zaman içinde ,bir takım kimyasallar da normalleştirmeye doğru bir yolmu alır acaba? Her şey özünü kaybetmeye doğru gidiyor her halde…

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: