Runtalya 2011
“Maratonu koşmak değil, maratona hazırlanmaktır esas zor olan” şeklinde anonim bir deyiş vardır. Çünkü maratona hazırlanmak sabır ister, disiplin, istikrar ve büyük çaba ister. Yarış günü gelip çattığında, koşucu, başlangıç çizgisinin gerisindeki yerini aldığında, zaten asıl zorluğu geride bırakmış olmanın verdiği rahatlıkla başlar yarışa. Maratona hazırlanmak zordur hele bir de bu süreç kışa denk geliyorsa, iş iyiden iyiye sıkıntılı bir hal alır. Günler kısadır, havalar soğuk. Sabah erken de kalkılsa, akşam mesai sonrasına da bırakılsa antrenman karanlıkta ve soğukta yapılacaktır. Kar yağar, fırtına eser, yağmur bastırır, ayaz olur… Kendini bu işe adamış koşucu disiplinle programına uymaya çabalar ama sabrı sınanır kış sezonunda. Bilmiyorum biraz abartılı mı oldu ama bu benim kış sezonu maraton hazırlığı için hissettiklerimin bir özeti. Geçtiğimiz kış boyunca hazırlandığım maratonu bu hafta sonu koştum. Okuyacak olduğunuz yazı bu sürecin bir özetidir.

FIRST, salı günleri interval, perşembe günleri tempo, hafta sonu da uzun koşular veriyor. Uzunlar gerçekten uzun (25 km ve üstü) ve toplamda 5 adet 32 km uzun koşu var. Hafta içi çalışmaları ise VO2Max ve laktat sınırını yükseltmek için ideal. FIRST, hıza dayalı bir program, yani antrenmanlarda hangi hızda koşulacağını belirtiyor. Bu hızların ne kadar olacaklarını belirlemek için ise bir deneme 5K koşusu yapılması gerekiyor. Denemenin sonucuna göre tablolardan hangi antrenmanı hangi hızda yapacağınızı buluyorsunuz. Ben Riva’da koştuğum 10K yarışını temel aldım. Asıl program 16 hafta olsa da ben son 13 haftasını uyguladım. Önemli antrenmanlardan sadece bir tanesini (hastalık nedeniyle) kaçırdım, geri kalan her şeye tamı tamına uymaya özen gösterdim. Çünkü çevremde uyguladığım programın sonucunu merak eden koşucu arkadaşlarım vardı. Ortalama haftada 4 antrenman yaptım. 4. antrenman ya bisiklet ya da kolay koşu oldu. Haftalık 4 antrenman, son bir yıldır haftada 6 kez koşan beni, az koştuğum düşüncesiyle biraz endişelendirdi. Buna rağmen girdiğim yoldan ayrılmayıp sonuna kadar her şeye uydum.
5-6 Mart hafta sonu Antalya’daydık. Cumartesi günü Dailymile‘dan tanıştığımız ve uzun süredir sanal dünyada birbirimizi motive ettiğimiz bir çok koşucu arkadaşla bir araya gelip sohbet etme fırsatı yakaladık. Yarıştan önce, güzel bir havada, benzer hedeflere odaklanmış insanlarla yüz yüze tanışma fırsatı bulmak ertesi gün için çok güzel bir moral kaynağı oldu. Hatta bir kaçı ile aynı otelde kaldığımızdan akşam yemeklerinde de koşu ve maraton üzerine sohbetimizi sürdürdük.
Başlangıç
6 mart sabahı hiç de hoş olmayan bir havaya uyandık. Maratonu sıcak ve güneşli bir havada koşmaktansa kapalı ve hatta yağmurlu bir havada koşmak daha avantajlıdır ancak pazar sabahı şiddetli yağmura bir de fırtına denilebilecek sertlikte bir rüzgar eşlik ediyordu. Kahvaltıyı yaparken dışarıyı endişeyle izledik. Başlangıç alanına gitmek için otelden ayrılacağımız sırada o kadar şiddetli bir yağmur yağıyordu ki eşim Başak’ın çok istemesine karşın yarışın başlangıcına gelmemesine karar verdik. Başlangıç noktasına vardığımızda kararın doğruluğu netleşti. 15-20 dakika kadar bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı. Neyse ki başlangıç noktasındaki müzenin kapıları açıldı da saçak altlarına sığınmaya çalışan yüzlerce insan biraz olsun rahatladık. Sanırım yağmurun şiddetinden ve oluşan göletlerden ötürü başlangıcın 15 dakika ertelendiği duyuruldu. Organizasyonu yarış günü konusunda eleştirmek bu sene biraz daha zor çünkü hava koşulları bırakın yarış düzenlemeyi normal olarak bir yerden bir yere gitmeyi bile imkansız kılıyordu. Ama yarışı 15 dakika geç başlatmak bence büyük hataydı. İnsanlar yarış öncesi belirli dakikalarda belirli şeyler yapıyorlar (jel tüketmek veya sporcu içeceği içmek ya da tuvalete belirli süre kala gitmek gibi) ve 15 dakika çok şeyi değiştirebiliyor. Yapılan değişiklik çok sayıda insan için büyük sorun yaratmış olabilir. Umarım bu ertelemenin çok geçerli nedenleri vardır.
Yarış

Ne tükettim?
Daha önceki maratonlarımda ya hiç jel tüketmemiş ya da plansız tüketmiştim. Bu yarışta kullandığım jelin (GU) sitesindeki açıklamalara tümüyle uymaya karar vermiştim. Yarıştan 45dk ve 15dk önce iki adet, yarış sırasında da 40 dakikada bir bir tane tüketecektim. Yarıştan önce belirtilen zamanlarda aldığım jeller yarışın başlarında midemi o kadar çok rahatsız etti ki ilk 40 dk sonunda almam gerekeni almaktan vazgeçtim. Oysa yazılanlara uymuş, jelleri tükettikten sonra su da içmiştim. İkinci 40 dk sonrasında da hala midem çok rahatsız olduğundan yine jel almadım. O zamana kadar çoktan bu jellerin mideme iyi gelmediğini ve yarış öncesi plana uyamayacağımı anlamıştım. Onun yerine istasyonlarda denk geldikçe sporcu içeceği içmeye gayret ettim. 25.km civarı midem rahatladı ve sonlarda ihtiyacım olacağını düşünerek bir jel tükettim. O da sonuncusu oldu zaten. Kemerimde 5 jel taşımış ancak sadece birini tüketmiş oldum böylece. 30.km civarında birlikte koştuğumuz ellili yaşlarında bir koşucu cebinden küçük bir şeker çıkarıp uzattı. “Yanağına koy, bitene kadar yavaş yavaş erisin” dedi. Hiç denemediğim bir şeyi yarışta ilk defa denememem gerektiğini biliyorum ancak şekerin bildiğimiz kahveli küçük şekerlerden olduğunu görünce alıp ağzıma attım. Gerçekten yarış sonuna doğru ancak tamamen tükendi ve sanırım oldukça işe yaradı. Bundan sonra yarışlarda fazla jel tüketmeme kararı aldım. Küçük kahveli şekerlerden taşımak daha mantıklı sanki :).
Nasıl koştum?

Sonuç FIRST’in başarılı bir yaklaşım olduğunu ortaya koyuyor bence. Hazırlık döneminde kendimi hiç yorgun hissetmedim ve hiç sakatlık yaşamadım. Bu da demek oluyor ki doğru yöntemlerle sizi hedefinize taşıyabilen bir program. Ben FIRST’ten çok memnun kaldım. Bir sonraki maraton hazırlığında kullanmayı düşüneceğim. Maraton hazırlığında program arayışında olanlara da öneririm. Şu konuya özen gösterilmesi gerektiğinin altını çizmek isterim: Hız/tempo bazlı bir program olduğundan bir deneme 5K koşun ve doğru tempoları belirlemeye gayret edin.
Runtalya’ya gelince… başlangıçta da belirttiğim gibi hava koşulları bir çok konuda negatif şeyler yaşattı, o yüzden objektif bir değerlendirme zor. Organizasyonu; bence bir maraton için en önemli konu olan; istasyonlardaki hassasiyet konusunda tebrik ederim. Her şeye rağmen Runtalya genel olarak oldukça güzel kotarılan bir organizasyon. Daha nice seneler devam etmesini, büyümesini ve daha da güzelleşmesini dilerim. Mümkün olduğunca katılmaya devam edeceğim.
“Runtalya 2011” hakkında 6 yorum var
Mert Bey selam,
Öncelikle tebrik ederim,geçmiş olsun.Zorlu hava koşullarına rağmen güzel bir sonuçla yarışmayı bitirmişsiniz.Gerçekten Maraton ve 10K koşan arkadaşlar yağmuru iliklerine kadar hissettiler.Biz Start noktasına geldiğimizde yağış olanca hızıyla devam ediyordu ve araçlardan inemedik.Start alırken ve neredeyse bitişe kadar yağmursuz koştum (21K-1:45:34) ve birçok arkadaş iyi ve rahat bir koşu yaptı. Avrasya ya MARATON hazırlanıp ilk Maratonumu koşmak istiyorum.
Eşinize hürmetler,selamlar.
Abdullah Zengin