Kartalkaya’ya koşarak tırmanmak

Kartalkaya tırmanışıYaklaşık üç yıl önce, bisiklet antrenmanlarına yeni başladığım dönemde, Kartalkaya’ya bisikletle tırmanışımızdan söz ettiğim bir yazı yazmıştım. O yazıyı “İnsan acı çekmeyi de sevmeye hatta özlemeye başlayabiliyor demek ki” diyerek bitirmiştim. Geçen yıl ilki düzenlenen Tahtalı Run To Sky koşu yarışına katılmış ve o “acıyı” da sevmiştim. Hatta özlemeye başlamıştım ve bu yılkini de iple çekiyordum ama Paris Maratonu raporunda sözünü ettiğim sakatlık nedeniyle yarışa katılamadım. Uzun tırmanışlar yapmak hem fiziksel hem de mental olarak insanı çok geliştiren antrenmanlar ama bir o kadar da zorlayıcı olduklarından böyle bir yarışa tam sağlıklı olarak gitmek şart. Bu yılki yarışı kaçıracağım belli olduktan sonra Ritim Blog’da eski yazıları kurcaladığım bir anda başta bahsettiğim Kartalkaya tırmanışı yazısına denk geldim. “E bisikletle oluyorsa koşarak neden olmasın” fikri o an aklıma geldi. Çok uzun zaman geçmeden gittim ve koştum. Biraz o koşudan söz etmek istiyorum.

Yazının devamı…