Amsterdam Maratonu 2011


Organizasyonun bir parçası da öncesindeki maraton fuarıdır. İşte sadece bu konuda biraz hayal kırıklığı yaşadım Amsterdam’da. Çok küçük ve sıkışık bir mekandaydı fuar. Ayrıca az sayıda stand ve cazip olmayan ürünler, tanıtımlar vardı. Peki, en azından olanlar biraz uygun fiyatlı olsa da alsam dedim ama oradaki her şey Türkiye’de de ya aynı fiyat ya da daha ucuzdu.
Yarışa gelince… İlk defa yarış sırasında tüm yaptıklarımı planlı, programlı ve bilinçli gerçekleştirdim. Bu kulağa garip geliyor olabilir ama itiraf etmeliyim ki önceki maratonlarda bazen heyecandan, bazen coşkudan ve bazen de yorgunluktan planlarıma uyamadığım veya daha önceden bunu unutmamalıyım dediğim bazı detayları unuttuğum olmuştu. Bu kadar farkında olduğum tek maraton koşusu bu oldu. Sonunda da tamamen tükenmiş halde değildim. Ertesi gün rahatlıkla yürüyebiliyor haldeydim. Bu bir anlamda güzel bir sonuç olsa da bir bakış açısıyla da potansiyel en iyi dereceme ulaşamadığım anlamına da gelebilir. Derece demişken; maratonu 3:24:47 ile bitirdim. Hedefim 3:20’ydi. Hedefi tutturamadım ama en iyi derecemi 7 dakika daha iyileştirdim. Yarış sonrası, zaman zaman, hedefimi tutturamadığım için biraz buruk olduğumu farkettim. Sonra geçmiş maratonlarımı, hedeflerimi ve derecelerimi düşündüm. Hep şunu yaptığımı farkettim, verilerden gördüğüm sonuçtan daha ötesini hedefliyorum ve sonra da bundan dolayı az da olsa moralimi bozuyorum. Zaten yarış öncesi Dailymile’da paylaştığım, hedefler konusunda söylenmiş, bir alıntı sonrası bu konuyu tartışmıştık. Hala doğrunun ne olduğunu bilmiyorum ama artık moralimi de bozmuyorum (bozmayacağım). Maraton süresinden dakika kırpmak gerçekten kolay değil. Sonuç olarak, bence hedefleri yukarıda tutmanın sakıncası yok, önemli olan ulaşılan başarıyı az görmeyip, onun sevincinin hedefi tutturamamanın burukluğu altında ezilmesine göz yummamak.

Son kilometrelerde yaşadığım sıkıntıdan ve bu yarışı nasıl koşmayı planladığımdan söz ettiğim yazıda, ulaşmaya en çok çalışacağım şeyin ilk yarısı ikinci yarısından hızlı veya aynı hızda koşulmuş bir maraton olduğunu yazmıştım. Yine olmadı ama bu konuda da en iyi maratonum oldu. İlk yarısını 01:41:17, ikinci yarısını da 01:43:30’da koştum. Yavaşlamanın oranı %2,19. Aşağıda o yazıda paylaştığım iki grafiği Amsterdam Maratonu verilerinin eklenmiş hallerini görebilirsiniz. Bence sonuçlar sevindirici olmakla beraber son kilometrelerdeki yavaşlama konusuna çok daha ciddi eğilmek ve önlemler almak şart.


Bu yeni eklenmiş eğrilere bakınca o yazıda karşılaştırmaya çalıştığım yöntemlerden başlangıcı yavaş yapma yöntemini seçtiğim kolaylıkla anlaşılıyor. Ancak tam da istenen sonucu elde ettiğim söylenemez. İkinci 5 kilometrelik bölümü planladığımdan epey hızlı koşmuşum. Bu mu etkilemiştir son bölümdeki performanı bilemiyorum ama bildiğim bir şey var ki artık maraton hazırlık programlarıma en az bir tane 42 km veya üstü koşu ekleyeceğim.
Yukarıdaki grafikler ve aşağıdaki veriler maratonu nasıl koştuğumu çok detaylı ortaya koyuyor. O nedenle yarışın detaylarına burada girmeyeceğim. Su ve/veya enerji içeceği içtiğim her istasyonda (ki her istasyonda en az birini aldım) içeceğimi muhakkak yürüyerek aldım ve yürüyerek içtim. Bu, tempoma hiç zarar vermedi ve sıvı alımının çok daha efektif olmasını sağladığını gördüm. 16 ve 26. kilometrelerde birer tane Gu jel aldım. Ayrıca 21 ve 31. kilometrelerdeki istasyonlardan ikişer km önce, yarış öncesi Ayşin’in verdiği (sağolsun çok işe yaradılar) Gu çiğneme tabletlerinden çiğnedim. Bunun dışında bazı istasyonlarda bölünmüş muz parçaları attım ağzıma. 30. kilometreye kadar tempomu korumak için çok çaba sarfetmem gerekmedi, rahat koştum. 30-35 arasında zorlansam da kendimi tempoda tutmayı başarabildim. Sonrasında ne yaptımsa tempoyu 5:00’in altında tutamadım.
5 km: 24:53 – 24:53 – 4:59 dk/km – 155 bpm
10 km: 48:39 – 23:46 – 4:45 dk/km – 157 bpm
15 km: 1:12:30 – 23:51 – 4:46 dk/km – 159 bpm
20 km: 1:36:08 – 23:58 – 4:44 dk/km – 163 bpm
25 km: 1:59:31 – 23:23 – 4:41 dk/km – 166 bpm
30 km: 2:23:06 – 23:35 – 4:43 dk/km – 169 bpm
35 km: 2:47:28 – 24:22 – 4:52 dk/km – 170 bpm
40 km: 3:12:57 – 25:29 – 5:06 dk/km – 168 bpm
42 km: 3:24:47 – 11:50 – 5:23 dk/km – 169 bpm
Genel sıra: 1886/9633
Yaş kategorisi sıra: 360
Yarışın simulasyonu
Amsterdam konusu, turistik anlamda, başlı başına ayrı ve uzun bir yazıyı hak ediyor, ama bu blogda değil :). Çok güzel bir şehir. Maraton sonrası keyifli bir 3 gün geçirdik eşimle.

“Amsterdam Maratonu 2011” hakkında 6 yorum var
tebrik ederim oncelikle, kisisel maraton rekorunuzu kirdiginiz icin. yaklasik 4 aydir kosuyorum. blogunuza da kosuyla alakali hem taktik hem motivasyon saglayabilecek bloglar ararken ulastim. oldukca faydalandigimi soyleyebilirim. dubai’de yasiyorum ve 27 ocak 2012’de dubai maratonu’nda 10K kosacagim, hazirliklarim o yonde. o maratona da bekleriz Mert Bey. selamlar.
Merhabalar; Amsterdam yarı maratonuna kayıt olsam mı diye araştırırken buldum yazınızı. Bu yazıdan sonra galiba olacağım. Runner’s World dergisi de süpermiş 😉 İznik’te tekrar başarılar..
Çok keyifli bence. Güzel ve düz bir parkur, stadyumda başlayıp bitmesi de ayrı bir motivasyon. Teşekkürler.