Reklamlar

Salomon Sense Mantra İncelemesi

salomon sense mantraYeni yıla girdik, yavaş yavaş yeni sezon başlıyor. Benim listemde öncelikle Geyik Koşularının ilk yarışı var. Yani, esaslı bir patika koşusu, zorlu zemin ve parkurdan söz ediyoruz. Öncesinde, paralelinde veya hemen ardından Team Kronos’un Aydos Patika Yarışları serisi ve Team Ultra Trail Runner‘ın Çekmeköy’deki uzun patika yarışları var. Sonra, Nisan ayında bence ülkenin en güzel ultra maratonu var. O da hem çok güzel bir parkurda hem de her türlü aksiliğe, sıkıntıya açık zeminde koşuluyor. Eminim bu yarışları (hepsini veya bir kısmını) gözüne kestiren koşucular yeni sezonda hangi patika ayakkabısını kullanacaklarını düşünmeye çoktan başlamışlardır. Ben de bazılarında olacağım için yeni bir şeyler mi baksam diye düşünürken sevgili Emre aracılığı ile Salomon Türkiye’den denemem için bir çift çok yakışıklı Sense Mantra geldi. Bir süredir değişik zeminlerde denediğim bu ayakkabıdan biraz söz etmek istiyorum ki patika ayakkabısı bakınanlar için bir alternatif olsun.

Bilgi: Bu incelemeye konu olan ürün satıcısı tarafından bana test etmem için gönderilmiştir. Tüm görüş ve fikirler bana aittir. Yazı tamamıyla kendi deneyimlerimin özetidir. Ne ölçtüysem veya deneyimlediysem olduğu gibi yazdım.

Bu blogu takip edenler bilirler ben ağırlıkla asfalt koşucusuyumdur. Katıldığım yarışlar genelde asfalttadır. Antrenmanlarımı da asfaltta, özel zeminli parkurda veya tartan pistte yaparım. Ama patika yarışlarından da çok fazla zevk aldığımı yarış raporlarımı okuduysanız fark etmişsinizdir. Yine ayakkabılar hakkında yazdıklarımı okumuş olanlar biliyorlardır ağır ve kontrolü fazla ayakkabılardansa hafif, ayağımı daha serbest bırakan ama gerektiğinde bana destek olan ayakkabıları tercih ediyorum. Bunları yazmamın nedeni, okuyacağınız incelemelerin yazarının antrenman ve koşu alışkanlıkları ile ayakkabılardan beklentilerini bilmenin o incelemenin sizin için daha anlamlı olmasını sağladığına inanmam.

Salomon Sense Mantra’yı kutusundan çıkardığımda ilk fark ettiğim şey güzel görünüyor oluşuydu. Bir koşucu için, özellikle de patikada kullanacağı, çamurda ve toz toprak içinde mahvedeceği bir ayakkabının görüntüsü çok önemli değildir belki ama ne yalan söyleyeyim bu ayakkabılar ilk bakışta görüntüleri ile dikkati çekiyor. Birden çok renk seçeneği var ama benim kullandığım kırmızı, siyah ve beyaz renklerde. Sonra ilk yaptığım şey elime alıp ağırlığını kontrol etmek oldu. Bir patika ayakkabısı için oldukça hafif geldi bana, gidip tarttım; 287 gram ölçtüm (kullandığım numara UK 10.5).

salomon sense mantra

Sense Mantra, S-Lab Sense serisinden yola çıkılarak tasarlanmış. Anladığım kadarıyla, hedeflenen şey, hafif, düşük topuk farkı olan ama bunları elde ederken yastıklamayı tamamen göz ardı etmeden, yeteri kadar yastıklama, dayanıklılık ve koruma sağlayabilen hızlı bir patika ayakkabısı üretmekmiş. Biraz inceleyip birkaç antrenman yapınca bu hedefi çıkarsamak zor değil. Tabanı ön kısımda 15 mm, topukta ise 21 mm, alıştığımız patika ayakkabılarına göre oldukça ince. 6 mm topuk farkı ile patika dışında 0-8 mm topuk farkına alışmış koşuculara göz kırpıyor. İnce tabanı hemen “peki ya patikadaki taşlar, kökler ve diğer beklenmedik sivri şeyler” diye düşündürüyor ama Salomon ağır olmayan ve bunun yanında dayanıklı dış tabanı ile bunu dert etmemizi önlemiş. Ayakkabılarda konu taban olduğunda bir ikilemle karşılaşıyoruz; ya koruma için biraz kalın ve sert üretilecek ama ağır olacak ve zemini hissetmeyi engelleyecek ya da hafif olup zemini hissetmenizi sağlayacak ama korumadan ödün verecek. PROFEEL FILM denilen bir yapı kullanılmış, bunu TPU’dan (Tuftane Thermoplastic Polyurethane) üretmişler. TPU, tam da yukarıda bahsettiğimiz ikilemin optimum noktasını sağlayan özelliklerde bir malzeme. Bu malzemeden üretip orta ve dış taban arasına yerleştirilen bant koşarken kuvvetin burun-topuk geçişlerinde destek sağlıyor. Hatta ben bu desteği biraz fazla hissettim ve bana biraz yaylanıyor gibi geldi.

salomon sense mantraSalomon bu tip ayakkabılarına Door-To-Trail (kapıdan patikaya) diyor. Yani evden çıkıp patikaya kadar asfaltta veya beton kaldırımda koşabilir, patikaya girince rahat edebilir, ardından yeniden asfalta çıkabilirsiniz. Koşucuyu her zeminde rahat ettirmek gerçekten zor, hatta neredeyse imkânsız ama çoğunlukla patikada koşacaksanız ve bir şekilde asfaltta da bir süre zaman geçirecekseniz bu ayakkabılar bu konuda elinden geleni yapıyorlar. İlk akla gelen birçok patika ayakkabısında olduğu gibi asfaltta veya kaldırımda kaymaya meyilli olabilecekleri. Ben de ilk önce bunu test etmek istedim ve beni çok şaşırttığını söylemem gerek. Islak asfaltta, hafif kar yağışından sonra kaldırımda veya çiğ yağmış betonda koştum hiç kaymadım diyebilirim. Hatta apartmanın içinde koridorda ve merdivende kaymaya çalışıp biraz şartları dahi zorladım 🙂 ama kaymadı bu tabanlar. Dış tabanında CONTRAGRIP ve DYNAMIC TRACTION dedikleri teknolojiler kullanmışlar. Desenleri aşırı derin tırtıklardan oluşmuyor ve sert zeminde de yumuşak zeminde de iyi tutuş sağlıyor. Sanırım tutuşu sağlayan hem malzeme hem de bu desenlerin düzensiz, asimetrik yapısı.

Teknoloji ve malzeme isimlerinden uzaklaşıp hissettiklerimi yazarak taban hakkında söyleyeceklerimi bitireyim. Dış taban tüm taban alanına yayılmış, başta ağır olacak diye korkutuyor ama neyse ki öyle değil. Patikada hızlanmak istediğimde ayağımda ağırlığı ile beni yavaşlatmadı. Yokuş aşağı hızlandığım ince tabanı ve zemindeki çıkıntıları düşünüp biraz ürkek başladım koşmaya ama sonra rahatladım. Benim alışkanlıklarıma göre zemini hissettirme ve koruma arasında çok güzel bir dengesi var. Orta taban basmaya teşvik ediyor ama özellikle hızlı inişlerde topuk basmak zorunda kaldığımda da o kısımda yeterli desteği sağlayarak canımı çok acıtmıyor. Başta bir miktar stiff (bükülmez) gibi davrandığını düşündüm ama üzerinde biraz kilometre yapınca bu konuda yanıldığımı fark ettim. Tabii eğer bükülmezlik sizi çok rahatsız ediyorsa bu miktardaki bile kendini hissettirebilir.

Ayakkabının üst kısmına gelirsek… Patika koşularında, düz yoldan ve asfalttan farklı olarak ayak, ayakkabının içinde çok oynar. Yokuş çıkarken geriye gidip topuk ve aşil desteğine yüklenir, inerken öne kayar ve buruna çarpar. Yatay bastığımızda sağa sola kıvrılma eğilimi gösterir. Ben bu sonuncudan çok rahatsız olurum. Bu nedenle ayakkabının ayağımı iyi sarması çok önemli. Birçok zaman iyi sarmak için ipleri çok sıkarım bu sefer de dil ve ip kısmındaki dikiş ve bağlantılar canımı yakar. Sense Mantra’da ENDOFIT isimli bir yenilik var. Ayakkabının dili tabandan başlayıp tüm üst kısım boyunca devam ediyor ve yine tabanda son buluyor (alttaki resimde görülebilir). Yumuşak bir malzemeden yapılan bu dil ayağın tüm üstünü sararak ipleri iyice sıksam bile sıkıntı hissetmemi engelledi. İp yapısı “quick-lacing” (hızlıca bağlanan) denilen cinsten. Yani ucundan çekip aradaki kulpundan sıkıştırılan şekilde. Bağcıkların üst kısmı çekiştirdikleri yerlerden geçen bantlar ayağın ortasının sağa sola kıvrılmasını engellerken az önce bahsettiğim yumuşak ve boylu boyunca uzanan dil de rahatlığı sağlıyor. Üst kısmı tabana sabitleyen ve ayağı sarmalayan bu bantlara da SENSEFIT demişler. Endofit ve Sensefit ikilisi bence güzel iş çıkarıyorlar.

salomon sense mantra

Daha önce kullandığım Salomon XR Cross Max çiftinin üst kısmı konusunda hiç böyle güzel şeyler söyleyemem. Bağcıkların olduğu kısım o modelde canımı çok sıkmıştı. Şimdi düşününce, Run Fire Kapadokya’da ayağımda Sense Mantralar olsaydı nasıl olurdu acaba? Ayrıca yine XR Cross Max’te burnun üst kısmında kullanılan doku çok dayanıksızdı. Büküldüğü yerlerden hızlıca yırtılıp delinmişti. Oysa Sense Mantra’da burnun üstündeki doku çok kaliteli görünüyor. Henüz XR Cross Max kadar kilometre yapmadım ama onunla bu kadar kilometre yaptığımda dayanmayacağını hemen göstermişti. Bunların çok daha uzun dayanacağına eminim. Farklı olursa buraya dönüp güncelleme yaparım.

Sense Mantra’nın burun kısmının biraz dar bir tasarıma sahip olduğunu belirtmeliyim. Eğer çok geniş ön kısımlarla rahat ediyorsanız biraz canınız sıkılabilir. Benim içinse çok ideal bir genişlikte. Dar taraklı bir ayağım var ve bu numarada çok rahat ettim. Burnun en önünde sert bir bölüm var. Bu sert bölüm normal şartlarda size hiç kendisini hissettirmiyor ama beklenmedik durumlarda –mesela bir taşa veya köke çarptığınızda- ciddi koruma sağlıyor. Benim başparmaklarım yukarı bakar. Özellikle sol ayağımda bu çok can sıkıcı boyuttadır. Yeni aldığım bir ayakkabı ikinci antrenmanda oradan delinmeye başlar. Sense Mantra bu konuda da beni şaşırtacak gibi. Üstteki doku ile öndeki sert kısmı birbirine bağlayan, farklı malzemeden bir bant var. Parmağım tam oraya geliyor ve delmesi pek mümkün değil. O bantın sertliği de tam kıvamında, dolayısıyla zarar da vermiyor. Henüz çok uzun koşular yapamadım ama 25-30 kilometre uzunluğunda antrenmanlarda hiç sorun yaşamadım. Ayakkabının içi ise oldukça rahat. Zaten bu rahatlığın en büyük sebebi dilin yapısı. Ama topuğu saran kısım da rahatlığa destek oluyor. Topuk çevresi ve aşil desteği orta sertlikte. O kısımda sağ ve sol yanda kontrol neredeyse hiç yok. Ortadaki destek de tam kıvamında. Ayağımın hiçbir yerinde vurma veya su toplaması olmadı. Ben genelde bu anlamda şanslıyımdır çok yaşamam bu sıkıntıları ama patikada ve biraz da uzun koşan herkes kaçınılmaz olarak az da olsa vurma vakası ile karşılaşır. Ben Sense Mantra ile halen karşılaşmadım, bakalım gelecek ve daha uzun koşular/yarışlar ne gösterecek.

salomon sense mantra

Hızlı bağcık sistemini çok severim. Bu ayakkabıda da giymeyi ve çıkarmayı çok kolay hale getiriyor. Ayrıca birçok Salomon modelinde olduğu gibi dilinde bağcıkları sokuşturup saklayacağınız bir cebi de var. Bu cep çok esnek bir yapıda olduğundan bağcıkları ne kadar uzun kalırsa kalsın içine sokmak zor olmuyor. Sokunca da nasıl koşarsam koşayım hiç çıktıklarına şahit olmadım.

Bu kadar şey yazdın hiç mi negatif bir şey yok bu ayakkabıda diyebilirsiniz. Bir iki tane ufak detay var. Ayağımın iç kısımdaki rahatlığına negatif etki yapan tek bir şey dikkatimi çekti. Üst kısmı oldukça rahat hale getiren dilin ön tarafta bittiği noktada ayağımın üstünü hafif de olsa rahatsız eden bir şey var. Dilin kenar dikişi mi yoksa o noktada üste bağlantı yapan dikiş mi bilmiyorum ama bir şey var. Tabii bu bahsettiğim çok küçük bir detay ve belki de birçok insan fark etmeyecektir ama tüm hissettiklerimi yazmam önemli. Yine küçük bir detay ama bence bağcıkları fazlasıyla uzun. Bağladıktan sonra çok uzun kalıyorlar ve cebe sokuşturunca da şişkinlik oluyor. Oysa bu kadar uzun olmalarına gerek yok.

Ayakkabı gerçekten çok iyi tasarlanmış ve benim beklentilerime, alışkanlıklarıma çok uygun. Siz de doğrudan patikaya dalamıyorsanız, bir miktar da yolda veya kaldırımda koşmanız gerekiyorsa, patikaya giderken kaymak istemiyorsanız, düşük topuk farkı ve zemini bir miktar hissetmek sizin için önemliyse, orta genişlikte hatta dar burunlu ayakkabılar sizi rahat ettiriyorsa, patikada da eğim izin verdiğinde hızlı koşmak ve ayakkabılarınızın ağırlıklarıyla bunu engellememesini istiyorsanız bu modele şans tanıyın derim.

[youtube:http://www.youtube.com/watch?v=Uzj4oc_ntRc%5D
Reklamlar
Yorum bırakın

7 Yorum

  1. devrim

     /  02/02/2014

    Super yorum. Saucony Peregrine ile karsilastirinca Orhangazi’yi hangisiyle kosardin? 😉
    Simdiden cok tesekkurler.
    Devrim A.

    Cevapla
    • mertderman

       /  02/02/2014

      Gerçekten zor soru… Peregrine ile o parkuru koştum ve memnun kaldım, Mantra ise daha yakın zamanlarda çokça kullandığım ayakkabı ve henüz orada denemedim. Karar vermek zor olurdu. Biri saf patika ayakkabısı diğeri ise evden patikaya kategorisinde. Sanki daha fazla yağmur ve çamur varsa Peregrine, daha sakin bir hava ve zemin koşulunda Mantra derdim. Öte yandan Orhangazi’de asfaltta da epey vakit geçirdiğimizi hesaba katmak lazım…

      Cevapla
  2. tuna

     /  25/11/2014

    Bu ayakkabilarin sense mantra 2 versiyonunu yeni aldim. Hafta sonu hemen dedikleri gibi yol ve arazi ile karisik bir parkur yaptim. Kostugum yol hafif nemliydi. Duz asfalt yolda normalde ayakkabilarin kaymasini bekledigim yerde cok iyi tutunma sagladi. Arazi de hafif camurlu bir parkurdu, orada da tutus gayet iyiydi.

    Ancak ben normalde daha ince tabanli minimalist ayakkabilara alisik oldugum icin bana tabani biraz sert/kalin geldi. Asfalt zeminde kosarken ayakkabinin yastiklamasi iyi oldugundan bu durum acikcasi rahatsiz etmedi. Ayak tabanimda olan sakatliga ragmen gayet rahat bir kosu yaptim diyebilirim.

    Ancak arazi de yuzeyi hissetmeyi sevdigimden kendimi kosarken daha az konforlu hissettim. Ama yine de tutusu gayet iyiydi. Sanirim bu duruma alismam biraz zaman alacak.

    Ayakkabi dedikleri gibi patika yol demeden maceraya cikin mottosunu gayet karsiliyor. Bana gore tek eksisi salomonlar normalde ayagima vurmazdi hic, ancak bu ayakkabi vurdu. Belki bir kac gun gunluk hayatta giyip acilmasini beklemem iyi olabilirdi. Sabirsizligimi kurbani oldum sanirim.

    Cevapla
    • mertderman

       /  25/11/2014

      Hayırlı olsun 🙂 Tabanın bu şekilde olması çok uzun koşularda işine yarayacak, göreceksin.

      Cevapla
      • volkan

         /  12/12/2014

        mert selam ben volkan
        seninle carsamba sabah hacettepe starbucks ta karsilasmistik.
        arazi icin salomon speedcross 3 buldum aldim. dropu yuksek olmasi ilgimi cekti. gorunusu de guzel. tavsiye icin sagol.

  3. Alp

     /  02/10/2015

    Yazınız için teşekkürler. Benim de sizin bir tavsiyenize ihtiyacım olacak. Ultra koşulara yeni başladım ilk koşum Çekmeköy 45k oldu. bu yarışa 3 farklı mağazanın satış sorumlularının ısrarlı tavsiyeleri ile Speedcross 3 alarak yarışa katıldım ancak bu ayakkabının taban dişleri bu bu parkura dayanmadı ve hasar aldı ve konu kullanıcı hatası olarak kapatıldı neyse bu başka bir konu… Şİmdi sırada Kapadokya 60k var ve bu parkur için aklımda ilk ayağıma giydiğimde bana keyif veren ancak satıcılar tarafından araziye uygun olmadığı söylenen sense mantra’lar var sizce böyle bir parkuru bu ayakkabı kaldırabilirmi yada sizin başka tavsiyeleriniz olabilirmi? biliyorum ayakkabı tavsiyesi gerçekten çok zor birşey ancak yeni başlayanlarda doğruyu bulana kadar sanırım bu sorularla usandırmaktan vazgeçmiyorlar 🙂 teşekkürler , iyi çalışmalar …

    Cevapla
    • mertderman

       /  14/10/2015

      Sizin de belirttiğiniz gibi çok zor bir soru ve cevabı da aslında yok, ya da tamamen kişiye bağlı. Parkuru bilmiyorum ama RunFire’dan benzeterek düşünürsem, ben koşar mıydım, ya da koşmak ister miydim, evet mantralarla koşardım. “Araziye uygun değil” konusunu anlamadım, bu ayakkabı door-to-trail diye tanıtılıyor. Yarışta başarılar.

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: