Reklamlar

Bir Hafta Sonu İki Yarış

Bahçeşehir Finish

Bahçeşehir Finish – Aykut’la yanyana bitiriyoruz

2012 yılının mart, nisan ve mayıs aylarında yaşadığımız bazı sıkıntılardan dolayı toplam 4 yarış kaçırdım; Tarsus YM, İznik Ultra, Çekmeköy Ultra ve Bozcaada YM. Sonuç olarak, 1:30 altında yarı maraton, ilk ultra maraton mesafesi ve Bozcaada derecesini iyileştirmek gibi önemli 3 hedefi de ıskalamış oldum. Son birkaç ayda bu kadar önemli ve güzel organizasyonu kaçırmış olmak hafta sonu bir araya gelmiş iki yarış olduğunu duyunca İstanbul’a gitmeyi zorunlu kıldı benim için. Sürekli son anda bir şeylerin çıkmasına alışınca cuma günü yola çıkıp otoban gişelerinden geçene kadar emin olamadım bu yarışlara katılacağıma. Neyse ki bir sorun olmadı da cuma gecesi İstanbul’daydım.

Adım Adım oluşumunu Türkiye’de duymayan az insan kalmıştır diye düşünüyorum. Adım Adım, bireysel ve amatör olarak yaptıkları sportif etkinlikleri toplumun yararına bir etkinliğe dönüştürme fikriyle yola çıkmış amatör sporculardan oluşan bir topluluk. Katıldıkları aktivitelerden önce bütün sosyal çevrelerine eposta, mektup, telefon vb. ile amaçlarını (katıldıkları spor olayını başarıyla bitirmeyi -bazen sadece bitirmeyi-) ve bu amaçlarını yerine getirmeye çalışırken seçtikleri bir STK’yı da desteklemek istediklerini anlatıyorlar. Çabaları sırasında kendilerini desteklemek isteyenlere de seçilen STK’nın hesabına doğrudan bağış yaparak bunu yapabileceklerini söylüyorlar. Bu yaklaşıma da “Adım Adım… Harekete Geç!” adını koymuşlar. İçlerinden bir grup da her ayın ilk cumartesi günü Belgrad Ormanı’ndaki Neşet Suyu parkurunda bir 6k yarışı düzenliyorlar. Tamamen gönüllülük esasına dayalı ve Avrupa’daki “parkrun” kavramına uygun şekilde yapılıyor bu yarışlar. Adım Adım topluluğundan Ankara’da yaşayan bir grup da buna benzer bir yarışı Ankara’da gerçekleştirmek istiyorlardı. Ben de onlara bu organizasyonda yardım etmek istedim. 17 Haziran’da Eymir’de düzenlenecek ilk Adım Adım Ankara yarışında çalışacak ekip olarak İstanbul’daki yarışı gözlemlemek için bu hafta sonu düzenlenen yarışa katılmamız iyi olur diye düşündük. Hafta sonu koşacağım ilk yarış işte bu yarıştı.

Adım Adım Ankara Eymir Koşusu Afiş

Adım Adım Ankara Eymir Koşusu

6k standart bir yarış mesafesi değil. Neşet Suyu’ndaki bir turun uzunluğu yaklaşık bu kadar olduğundan start ve finish noktasının kolaylığı açısından tercih edilmiş. İlk bakışta kısa bir yarış olması ilk kez koşacaklar için bir yanılgıya neden olabiliyor. Çünkü parkur hızlı koşulacak bir mesafe için fazlasıyla iniş çıkış barındırıyor. Bu iniş çıkışların yerlerini ve zorluklarını bilmeden yarışa başlandığında zorluklar yaşanabilir. Nereden mi biliyorum? Yaşadım da ondan :). Kafamda 6k için belirlediğim tempo ile ilk tepeye tırmanırken nabzım ummadığım kadar yükseldi. Hatta o kadar yükseldi ki bunun tek nedeni eğim ve hız olamaz diye düşündüm. O an fark ettim ki nefes almakta zorluk yaşıyorum. Her ne kadar Ankara’da yüksek irtifada çalışıp sonra İstanbul’a gidince avantaj elde edecekmiş gibi düşünülse de artan nem ve sıcaklık nedeniyle ortaya çıkan dezavantaj daha da büyük bir etki yapıyor. Zaten İstanbul, Ankara’ya göre daha nemli. Buna bir de Neşet Suyu’ndaki sık ağaçların ve göletin de etkisi eklenince ciddi bir nem farkı oluştu benim için. Hava kalın ve solunamaz gelmeye başladı. Her zaman verdiğim tavsiyelerden birini uygulayıp hemen hedefi değiştirdim. Tempomu kaldırabileceğim bir nabza kadar düşürdüm. Önümdekilerin aramızdaki farkı yavaş yavaş açmasını izledim bu aşamada. Arkamdan da gelen yoktu neyse ki… İlk 20 içinde ve 25 dakika 7 saniyede bitirdim yarışı. Beni beklediğimden fazla yoran bir 25 dakika oldu. Ama asıl amacım olan organizasyonun detaylarını da gözlemleme fırsatı olduğu için kazanım büyük oldu.

Adım Adım Koşu Start

Adım Adım ekibi tamamen gönüllülük esasıyla bu işi kotarıyor. Yiyecek içecekler birileri tarafından getiriliyor. Kayıt işleri, bu sıkıntılı işi keyifle üstlenen gönüllüler tarafından hallediliyor. Bu tip organizasyonların en sıkıntılı konusu zaman ölçümü ve sonuçta yarış sonuçlarının oluşturulması. Adım Adım Belgrad koşusu da bu durumdan nasibini alıyor tabii ki. Bu ayki yarış 17. deneyimleriydi ama yeni başlattıkları “takım maratonu” yaklaşımı bu ayı da bir ilk haline getirmişti. Geçen ay koşuya 100 kişi katılmışken bu ay rakam birden 3 katına çıkınca bazı aksamalar oldu sanırım. Kalabalık artınca yarışa yakın dakikalarda alana ulaşmak bile sıkıntı olmuş duyduğum kadarıyla. Bu da kaydı biraz geciktirmiş oldu. 9:30’da başlaması gereken yarışa 9:30’da hala kayıt yapılmaya devam ediyordu. Dolayısıyla 5-10 dakika kadar geç start oldu. Bence çok önemsiz bir detay. Özellikle katılımın birden bu kadar arttığı bir organizasyon için. Cumartesi sabahı bir yarışta koşmak için kalkıp oraya gelmiş insanları geri çevirmek olmaz tabii ki. Ama koşucular olarak bizler de organizasyon ekibiyle daha fazla empati kurup, 20-30 dakika daha az uyuyarak bu sorunların üstesinden gelebiliriz bence. Yarışı tamamlamamın ardından bir süre finish çizgisinde kalıp sıralama ve zaman ölçümü sorununun nasıl çözüldüğünü izledim. Genelde büyük organizasyonlarda kullanılan çipli sistem olmayınca bu iş gerçekten çok zor. Ama ekip, her ay olduğu gibi bu ayda bir şekilde bu zorluğunda altından kalkabildi. Genel hatlarıyla keyifli bir organizasyondu ve güzel bir deneyim oldu. Emeği geçenlere teşekkür ederiz. Umarız biz de Ankara’da 17 Haziran tarihinde sorunsuz bir yarışı kotarabiliriz.

Ertesi sabah ilki düzenlenen Bahçeşehir Yaz Koşusu‘na katılmak üzere evden çıktık. Yarışın düzenlendiği yer kaldığımız semte çok uzak olunca yolu ikiye böldük. Beşiktaş’ta Caner ve Canberk‘le buluşup, arabayı orada bırakarak yolun ikinci yarısını onlarla gitmeyi planlamıştık. Sonrasında bize Aykut da katıldı ve sanırım pazar sabah çok erken bir vakit olduğundan umduğumdan çok önce yarış alanına vardık. Çip ve göğüs numarası almaya doğru giderken beni en çok düşündüren sıcak ve güneşti. Bizi çok sıcak bir günün beklediğini anlamak için arabadan inip birkaç adım atmak yeterliydi. Parkurun da biraz yokuşlu olduğunu bildiğimden kara kara düşünmeye başladım. Önceki günkü yarış da beni beklediğimden fazla yormuştu. Bir de üstüne sıcak ve yeni yokuşlar eklenince ne olacağını pek kestiremez oldum. Malzeme dağıtımı için güzel bir alan ve çok sayıda gönüllü ayarlandığından sorunsuz ve çok hızlı hallettik o aşamayı. Ardından yarış saatini beklemeye başladık. Hava giderek ısınıyordu. O an anladım ki ben daha yarışın ilk birkaç dakikasında bunalmaya başlayacaktım. En güzeli yarışa daha başında tişörtsüz başlamak olacaktı. Üstümü çıkarıp start alanında yerimi aldım. Birkaç şakacı arkadaş “atletimi giymeyi unuttuğum” yolunda espriler yaparak eğlendi ama yarışın ortasında ne kadar süper bir karar verdiğimi anladım.

Bahçeşehir 10k - Yokuş

Bahçeşehir 10k sırasında bir yokuş

Her şeyin çok güzel gittiği yarış sabahında start sırasında bir gariplik yaşandı. Neredeyse her yarışta bizlerle birlikte koşan görme engelli azimli koşucu Nejdet abi o gün de oradaydı. Her zaman olduğu gibi başlangıç anındaki hengameden etkilenmemesi için o ve eşlik eden iki koşucu önceden start alacaktı. Mikrofonla start veren kişinin sadece onları kastettiğini fark edemeyecek kadar heyecanlı öncü grup birden koşmaya başladı. Haliyle tüm koşucular hareketlendi. Neyse ki hemen müdahale edildi de grup durduruldu. Bu sefer de bu kadar heyecanlı bir ekibi yeniden çip okuma sisteminin halılarının arkasına taşımak gerekecekti. O da epey zaman aldı. Her şeyin çok güzel düşünülüp planlandığı organizasyonda bu aksilik olmasa start da tam zamanında verilmiş olacaktı. Böylesine sıcak ve nemli bir günde startın bir dakika bile sapması ciddi koşucular için sıkıntı yaratabilir. İyi ki hemen toparlanılıp sadece 7 dakikalık bir gecikme ile start verildi.

Çipli sistemle zaman ölçümü yapılan yarışların başlangıcında yaşanan bu sıkıntıları anlamakta güçlük çekiyorum. Bundan çok daha kötüsünü geçen sene Tarsus Yarı Maratonunda yaşamıştık. Öndeki heyecanlı grubu halının arkasına geçirmek nerdeyse 15 dakika sürmüştü. Mikrofondan bağırıp çağırmak bile bu insanları düzene sokmaya yetmemişti. İşin ilginç tarafı herkes start aldıktan 10 dakika bile sonra o halıdan geçseniz zamanınız doğru ölçülür ve herkesten sonra da gelseniz yeterince hızlıysanız birinci olabilirsiniz. Nedir bu heyecan anlamak çok zor. Tamam, herkes kendisi gibi hızlı koşanlarla başlamak ve onlarla birlikte koşmak istiyor. Hiç kimse kendinden yavaş koşucuların arkasında kalıp zaman kaybetmek istemiyor. Ama bu iki gerekçeyle herkes öne gelse durum içinden çıkılamaz hale gelir. Bunun tek çözümü hepimizin tek çizgi halinde yan yana yarışa başlaması ya da araba yarışlarında olduğu gibi herkesin en iyi derecesine göre tek tek arkaya doğru sıralanması. Bunlar mümkün olmadığına göre mantıklı düşünüp aşağı yukarı nerede başlamak gerektiğini kestirmek gerekiyor. Ne yazık ki bunu bir türlü başaramıyoruz.

Bahçeşehir uzak da olsa pazar günü erken saatte çevreyolundan kolaylıkla erişilebiliyor. Yarış alanı da oldukça keyifli. Organizasyonu genel anlamda oldukça başarılı. Parkur bir şehir içi koşu yarışı için fazlasıyla yokuşlu. Hatta aramızda “mayıs ayı yokuş ayı” şeklinde espriler yaptık. Bozcaada, Çayırova derken bir de bunlara Bahçeşehir 10k eklendi. Gelecek seneye koşucular bu tarihlere yaklaşırken tırmanış çalışmaya özen göstermeli. Parkur, birden çok noktada gidiş gelişler içeriyor. Buna önceden dikkat etmemiş koşucular daha yarışın başında dönüşe geçmiş olanları görünce hayli panik olmuşlardır. Bahçeşehir’deki yarış her ne kadar 10k yarışıysa da düz parkurlardaki derecelerden biraz uzak derecelere hazırlıklı olunmalı. Örneğin benim en hızlı 10k koşum 41:17 olmasına karşın pazar günü tüm efora rağmen 43:07 koşabildim.

Kısa, keyifli ama güçlendirici yarışlar arayanlar için bu hafta sonu koştuğum her iki yarışı da öneririm. İkisi de İstanbul’da ve erişimi kolay yarışlar. Ücretsiz ve güzel organizasyonlar. Yani koşmamak, yarışmamak için neredeyse hiç bahaneniz yok.

Reklamlar
Önceki Yazı
Yorum bırakın

3 Yorum

  1. galipakkaya

     /  06/06/2012

    Yazılarını okumak çok keyifli Mert, sanki bir sonraki derginin yeni ay sayısını bekler gibi yarış sonrası yazını beklemek cok guzel… Eline sağlık

    Cevapla
  1. Bölüm 26 – DASK ADAM « Koşturmaca
  2. 2012 özeti ve 2013′e bakış « Ritim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: