
Yarış turistik bir yer olan Bozcaada’da gerçekleştirildi. Bu durum koşucular ve onlarla birlikte gelenler için küçük bir tatil kaçamağı anlamına da geldi. Aynı zamanda Bozcaada otel ve pansiyonlarına ve tabii esnafına henüz sezon açılmadan bir hareketlilik de getirdi. Ne de olsa yaklaşık 650 koşucu, onlarla birlikte gelenler, organizasyonda görevli olanlar, gönüllüler derken tahminimce 2000’den fazla insan 2-3 günlüğüne adaya geldi. Yarış için seçilmiş yerin bazı negatif yanları da yok değildi. Öncelikle ulaşması oldukça güç bir yer Bozcaada. Ben Ankara’dan otomobille 8-9 saatte gidebildim (700 km). Öğrendiğim kadarıyla İstanbul’dan gelenler 5-6 saat, İzmir’den gelenler de 3-4 saat harcamışlardı ulaşım için. Aslında bu süreler Bozcaada’ya gidebilmek için binilecek vapurun kalktığı Geyikli’ye kadar olan süreler. Ondan sonra bir de, günde sadece bir kaç defa kalkan bu vapurlardan birine binebilmek gerekiyor. Her ne kadar yarış için bir iki ek sefer eklenmiş de olsa ulaşımı zorlaştıran bir etken. Zaten yarışın günü ve saati de bu nedenlerle genel uygulamadan farklı seçilmişti. Normalde bu tip yarışlar pazar günleri sabah saatlerinde koşulurken Bozcaada yarışı cumartesi günü saat 14:00’de düzenlendi. Organizasyonun başındaki Zeynel Alhan’ın bu konudaki yorumu şöyle:
“Birçok sporcunun önerdiği gibi bu yarışın Pazar sabahı yapılması maalesef uygun değildir. Koşu ve madalya töreni süreleri dikkate alındığında sabah 8’de başlayan yarışın ödül töreni öğlen 12’de bitmiş bile olsa, yarış yorgunluğu üzerine adadan ayrılmak ve uzun yolculuğa çıkmak güç olurdu. Üstelik vapur seferlerinin kısıtlı olması birçok sporcunun akşam saatlerinde adadan ayrılmasına ve gece yolculuğu yapmasına sebep olacaktı. Hâlbuki yarışın Cumartesi yapılması yarış sonrası sporcuların hem bir arada vakit geçirmelerine hem de dinlenmelerine fırsat tanımış oldu.
Cumartesi sabah yapılmasındaki sakınca ise Cuma günü işinden izin alamayan sporcuların gece yola çıkıp sabah yarışa yetişmelerindeki zorluktu. Sabah ilk vapur saat 10’da olduğu için yarış saati öğleden sonraya alındı. Tabii havanın bir anda bu kadar ısınacağı tahmin edilseydi yine de Cumartesi sabah erken saat de yapılması tercih edilebilirdi.”
Adadaki yerleşim alanı küçük, yemek veya içmek için seçilecek mekânların sayılı olmasından dolayı o akşam çok sayıda koşucu ile bir araya gelme ve sohbet etme fırsatı yakaladım. Daha önce tanıştıklarımın yanı sıra yüz yüze ilk kez tanıştığım koşucular da oldu. Bu tür etkinliklerin güzel bir yanı da bu işte, koşucu arkadaşlarla koşu ve yarışlar hakkında uzun sohbetler. O akşam konuştuğum neredeyse herkes, parkurun zorluğundan bahsediyordu. Ben yarış takvimi sitesindeki eğim grafiği ve harita dışında parkur hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Bu tür haritalar ve eğim grafikleri de çok fazla bilgi vermiyor açıkçası. Parkuru görmüş veya gören biri ile konuşmuş herkes, en iyi derece beklentilerinin boşa çıkacağını, buradaki derece hedefinin en iyi derce artı 10 dakika gibi bir süre olması gerektiğini dile getiriyordu. İnsan böyle şeyler duyunca ne düşüneceğini şaşırıyor. Ben gelmeden önce belirlediğim stratejiden vazgeçmemeye, ortalama 4:30 dk/km tempo ile koşmaya kararlıydım. Böyle düşünmemin nedeni konuştuğum kişilere güvenmemem değildi aksine her duyduğumda kararımı gözden geçiriyordum ama şöyle düşündüm; zorluğu başkalarından dinleyerek algılayıp hedef belirlemem imkansız, dolayısıyla kafamdaki strateji ile başlayıp parkuru hissetmek ve ona göre tepki vermek en doğrusu olacaktı.
Ertesi sabah kahvaltı sonrası parkur dışında başka bir zorlayıcı etken daha olacağı ortaya çıktı. Hava çok sıcak olacağa benziyordu. Öğle saatlerine kadar yine önceki akşamki gibi bir şeyler içip sohbet ederek zaman geçirdik. Hava giderek ısındı. Başlangıç noktasına yürürken, sanırım hava 25 dereceye yakındı. Başlangıç noktası oldukça kalabalıktı. Sonradan sonuçlardan öğrendiğim kadarıyla o kalabalık 623 kişiymiş (254 erkek, 57 kadın yarı maraton ve 167 erkek, 145 kadın 10K koşucusu). Bir önceki yazımda salı günü aldığım istatistiklerden söz etmiştim. Salı günü 430 olan katılımcı sayısı 3-4 günde 630’a yükselmişti. Yakın bir tarihte, yarış gününe 1 aydan çok zaman olmasına rağmen katılımcı sayısındaki yetersizlik bahanesiyle iptal edilen başka bir yarış olduğunu düşününce insan bir daha üzülüyor. Neyse biz, kaybolup giden etkinliklere sinirlenmek yerine, gelin takvimlerimize eklenen yeni etkinliğin yarış detaylarına dönelim.
Yarışın start anı – 1. Bozcaada Yarımaratonu & 10K Koşusu
Başlangıç noktasındaki 623 kişinin 312’si, yarı maraton koşucuları ile ilk 5 km’yi paylaşacak, o noktadan geri dönüp meydanda yarışı tamamlayacak 10K koşucusuydu. Hep birlikte yarışa başladık. Yanımda tüm yarışı birlikte koşmayı planladığımız Dailymile koşucusu Galip vardı. Daha yarışın başında hava sıcaklığı kendini hissettirdi. İlk 5 km’lik bölümde bile iniş çıkışlar başladı. Bu sırada 4:30 dk/km tempoyu tutturduk. Yarışın başlarındaki bu kilometrelerde Dailymile’dan tanıştığımız birkaç kişiyle koşarken yüz yüze tanışma fırsatı da yakaladık. 10K koşucularının dönüş noktası ve aynı zamanda su istasyonu olan noktadan geçtikten sonra yokuşlar artmaya başladı. Özellikle 6-7 km’ler arası ciddi bir çıkış ve ardından çok dik bir iniş karşıladı bizi. Bu sırada sıcak beni çok rahatsız etmeye başladı ve tişörtümü çıkardım. Ara ara esen rüzgâr beni ciddi biçimde serinletti ve çözüm işe yaradı. Bunun tek etkisi terin çok hızlı kuruması dolayısı ile daha fazla su kaybetmek olabilir diye düşündüm ama artısı daha çekici geldiğinden doğru olduğuna karar verdim.
Yarış sonrası uzunca bir süre her bitirenle parkurun zorluğundan konuştuk. Madalya törenleri de yapıldıktan sonra kalabalık yavaş yavaş dağıldı. Ben de bir grup koşucu arkadaşı izleyerek denize girdim. Su çok soğuk olduğundan uzun kalamadım ama sanırım toparlanma açısından bir nebze faydası olmuştur. Duş ve biraz dinlenme sonrası serin ada akşamını yine koşucu sohbetleri ile keyiflendirdik. Yapılan çalışmalar, geleceğe yönelik planlar ve yarış kararları derken bir geceyi daha sonlandırdık.
Bence organizasyon çok başarılıydı. Tüm emeği geçenlere, koşuculara ve izleyicilere teşekkür ediyor, organizasyonun daimi olmasını talep ediyorum. Ulaşımın zorluğu, adanın güzelliği ve parkurun meydan okuyan yapısı nedeniyle görmezden gelinecektir diye düşünüyorum. Bozcaada Yarı Maratonu koşulmaya devam ederse her koşucuya katılmasını tavsiye ederim. Tek yapmanız gereken bu yılki deneyimlerden faydalanarak hedef belirlemek olmalı. Bozcaada parkuru değişmediği sürece kişisel en iyi derecelerin zorlanacağı bir parkur olmayacaktır. Bu yarışı daha farklı bir kategoride değerlendirmeli, zorlayıcı tepelerin olduğu bilinmeli ve burada yapılmış en iyi dereceleri iyileştirmek hedeflenmeli. Hatta buraya özel antrenmanlar planlanmalı ve özellikle tepe çalışmaları yapılmalı. Koşarken parkur canımı çok sıkmıştı ama şimdi farklı düşünüyorum; her zaman düz parkurlarda yarışıyoruz, böyle parkurlara da ihtiyacımız var ve Bozcaada sanırım bu boşluğu da dolduracak.
Bozcaada Yarı Maratonu ve 10K yarışı hakkında Zeynel Alhan’ın notlarını yarış takvimi sitesinden okuyabilir, Abdulkadir Yesilyurt’un Facebook sayfasından yarış süresince çekilen fotoğraflarını görebilirsiniz. Yine yarış takvimi ana sayfasından sonuç listelerine erişebilirsiniz.